☰
✕

Eylül Şiirleri

Tahir Bulut tahirbulut@hotmail.com

Devr-i siyaset'i ettiler mundar; 
Kimisi vicdansız, kimisi kindar..!
İster solcu olsun isterse dindar;
Hepsinin keseri kendine yondar..!
Tahir Bulut 
***********************
Geçikmeli de olsa 1 Ekim ihtiyarlar gününde ihtiyarlığa atıf şiirimi paylaşayım; ne de olsa ben de o kategoriden sayılırım. ???? 
İHTİYARLIK
Eremem sırrına ah ihtiyarlık
Çözemedim, acep neye benzersin
Bu nasıl varlık ki, sendeki varlık
Hem hiç bir şey,hem her şeye benzersin
***
Ne bir ezan duyuluyor hocandan
Ne bir duman süzülüyor bacandan
Ne bir ışık seziliyor gecenden
Yolları kapanmış köye benzersin
***
''Çürüyüp kokuşmuş sancılı dişsin
Hak'tan ceza mısın,bu nasıl işsin
İlla ki ensende boza mı pişsin''
Cımbızla çekilen tüye benzersin
***
Gün eklenir beterden de betere
Dümenini kilitlersin kedere
Kararların tesir etmez kadere
Geçersiz sayılan reye benzersin
***
Hani ömür vermiştin ya uğruna
Artık sözün geçmiyor mu toruna
İşte bunlar gider senin zoruna
Sancağı alınmış beye benzersin
***
Tahir BULUT
************************
Onun hırsızını al apar-topar,
Kendi hırsızını kibar kibar; 
Sonra bekle adalete itibar...
Tahir Bulut 
Neden sn. Eski bakan sabaha karşı evendan dağa kaldırılıŕ gibi kaldırılmadı?
Oysa bir itirafçı iddialarıyla değil somut delillerle suç ortada idi. 
İşte bu Adalet'i karaköyde "yatakta basmışlar, şafakta asmışlar. 
Benim kör kuruşum kimin kursağında ise kursağında kalsın.
Ahımı yedi göbekten nesli alsın...
Tahir Bulut
*************************
Biz Türkler deriz ki;
Şimşek olsam gürlemeden 
Çok kazansam terlemeden 
Kışın sıcacık odamda 
Uyku çeksem horlamadan 
Tahir Bulut
***********************
"Milenyum" dedik girdik 21. Yüzyılaaa.!
Mekanik çağını kapatıp elektronik çağa son sürat girdik; son sürat gidiyoruz.! Bu teknoloji ile robotlar geliştirdik; artık fabrikalarımızda bile insan gücüne ihtiyaç duymuyoruz.
Bu robotlar iyi de sanki biraz eksik yapmışız; içine ruh koymayı unutmuşuz.!
Bunlar o kadar ruhsuz ki; mekanik çağın çelik çark dişlileri bile daha fazla ruha sahip idi.! Dikkatli analiz edilirse bilimin bulduğu, İnsanlığın hayrına görünen teknolojiler bile öldürmek üzerine.!
Demek ki, Allah dünyanın sonunu getirmek için yine insanları kullanacak.
Bilim, teknoloji o kadar ileri boyutlara taşınacak ki; artık insanın kontrolünden çıkıp insanlığı yok edecek.!
Hiç benimsemeyip şiddetle karşı çıktığım savaşlar bile eskiden daha ahlaklı, daha insancıl olurdu.!
Yakın tarihte dünyanın en kanlı ve çetin savaşlarından olan Çanakkale Savaşı bile içerisinde insanı duygulandıran yüzlerce hikaye barındırır.
Onlardan birini nakledeyim: Gelibolu'da gündüz kıyasıya savaşılır, gece asker siperlere çekilirmiş. Bir cephede Türk askerleri, yüz metre ötedeki siperde ise Anzak askerleri siperlenir, sanki savaşan onlar değilmiş gibi dillerinin döndüğünce birbirlerine meram anlatırlarmış. Türk cephesinde "yanık" sesli Erzurumlu asker her gece o "yanık" sesine bir de "hasret" yükleyerek "Ela Gözlüm Ben Bu İlden Gidersem" türküsünü içli içli okurmuş. Ses ne kadar içli ise gecenin matemi de o kadar hüzün katarmış türküye. Anzak askerleri kelimeleri anlamasa bile duyguyu iliklerine kadar hissederek memleketleri, yavukluları, anne-babaları, arkadaşları, geçmiş hayalleri canlanırmış gözlerinin önünde.
Gün ermiş, ses susmuş.! 1 gün, 2 gün, 3 gün olmuş ses gecenin karanlığını hüzne boğmuyor artık. Anzaklar'ı sarmış bir merak; kağıda, "o Yanık sesli asker neden artık türkü söylemiyor" diye yazıp sarmışlar taşa, fırlatmışlar Türk mevzisine. Askerler yazıdan anlam çıkaramamış, götürmüşler komutanlarına. Komutan; "merak edilecek bir şey yok, bizim Erzurumlu'yu soruyorlar" demiş askerlerine.
İngilizce olarak; "Türkü söyleyen askeri 3 gün önce vurdunuz" diye yazıp aynı taşa sararak atmış Anzak mevzisine. Siperdeki bütün Anzak askerlerinin hüngür hüngür ağladığı rivayet edilirmiş.
İşte ahlaklı savaş bu. Erkek erkeğe savaşmışlar, toprağa düşmüşler, kıyamete kadar koyun koyuna yatacaklar.!
Ne kadın öldürmüşler, ne çocuk.!
İsrail öyle mi yapıyor; "hasta, kadın, çocuk" demeden, "Hastane, okul, ibadethane" bakmadan bombalıyor ha bombalıyor.!
Hiç empati yapmaz mı bu vahşiler? Hiç sormaz mı kendine; "ya benim çocuğum olsaydı?"
Gel de bu vahşilere "insan" de şimdi.!
Çocuk "sabi"dir oysa; hücreleri henüz ölmeye başlamadığı
için acıyı iliklerine kadar duyar.!
Nasıl dayandı o körpe vücutlu yavrularım.!
Parayı bulan Lidyalılar; bilseler ki bir gün yahudilerin eline geçecek, kafa yorup bulmazlardı parayı.
Parayı buldular da ne oldu; kısa zaman sonra Frikyalılar'a yenilip tarihten silindiler. Parayı bularak insanlığa yaptıkları kötülük yanlarına "lanet" olarak kaldı.!
Bilimi toptan yok saymak elbette akıl kârı değil. Medeniyet ateşle başlar. Sonra tekerleğin bulunması, aşılar, elektriğin bulunması.
Daha birçok buluş Seküler yaşamın gereksinimidir elbet.
Fakat Ukba'ya hiç yararı yok.
Bence Ukba'yı değil, günü kurtarır bilim/
Böyle "soğuk nevale" olmaz benim sevgilim...
Ahmet Temel(Tahir) Bulut
******************
Bir gün bir rüzgar eser;
Ne taş kalır, ne eser...
Tarihine hor bakan,
 Bindiği dalı keser. 
Tahir Bulut
************************
M Ü N Â C Â T 
Yalnız Ondan dilerim, Onda bulurum necat 
Yazdığım her kelime Allah'ıma münâcât 
...................................
Ey Rabb'im, ey Halik'im, Kâinat'ın sahibi
Sen duyan ve görensin, Sen bilensin gaibi
Sana imanım olsun gönlümün kopmaz ipi 
Ol İlâhi gözünden beni düçar eyleme 
*****
Batını yaratan Sen, zahiri yaratan Sen
Geceyi yaratan sen, seheri yaratan sen 
Halli yaratan Sensin, değeri yaratan Sen
Hal bilmez değer bilmez kullara hor eyleme
*****
Murat ettiğin olur, o halde Rabbiyesir
Kalan ömrüm belli ki birkaç yıldan münhasır 
Bu kısa zaman için nefsime yapma esir 
Kerem eyle, lütfeyle, şeytana yâr eyleme 
*****
Senden almıştır emri yutar ecel hunisi
Devrandır, konan göçer, gelir daha yenisi
İlimlerin banisi, işte dünya fanisi
Lütfünü esirgeyip kabrini dar eyleme
*****
Kullar var tek amacı kazanmaktır cenneti 
Oysa bu kemter kulun senin için zahmeti
Huzura getirecek bu şiirdir zinneti
Cemalini arzular göster ağyar eyleme
*****
Biz aciz kulların hiç, hiçten Var'a göç Sen'sin
Beytullah sen Hac Sen'sin, Hüvelbaki dinç Sen'sin
İrade sen, güç Sen'sin, başımıza taç Sen'sin
Yak cümle günahını Tahir'i nâr eyleme 
Tahir Bulut
Münâcât: Allah'a yakarış 
Necat: Kurtuluş 
Gaip: Bilinmeyen 
Düçar: Düşme 
Batın: Görünmeyen, iç yüz
Zahir: görünen 
Rabbiyesir vela tuassir Rabbi temmim bil-hayır: Rabbim işimi kolaylaştır, güçleştirme, Rabbim bu işi hayırla tamamla! 
Münhasır: Sınırlı 
Bani: bina eden, kuran 
Fani: Ölümlü
Kemter: Kötünün kötüsü 
Hüvelbaki: Sonsuz olan Allah
Hoş geldin ey nurlu Cum'a yine gördük fecrini;
Al abdesti, kıl namazı Mevla verir ecrini...
Tahir Bulut
***********************
Kazananlar Ülkesi 
Bu ülkede kazandılar evet;
Candan kazandılar,
Fondan kazandılar,
Fandan kazandılar,
Yandan kazandılar, 
Dinden kazandılar,
İmandan kazandılar, 
Yeni doğandan kazandılar,
Zamandan kazandılar,
Enflasyondan kazandılar 
Yetişşş vatandaş yetişşş!!!
Kazanan kazanana!!! 
Fabrikaları yoktu,
Dükkanları yoktu. 
Dini referans gosterdiler,
Sahabileri referans gösterdiler,
Peygamberleri referans gösterdiler.
"Vatan, millet Sakarya" dediler.
"Din, iman, mezhep, Kur'an" dediler,
"Liberal ekonomi" dediler,
"İş, emek, özgürlük" dediler. 
Anlayacağınız; siyasi yelpazenin dört kanadını da kullanarak bizi Fan'ladılar ve zatürre olduk. 
Üstelik bunları ya siyasiler yaptı, ya siyasi yandaşlar.
"Şimdi ilacı kimde" deyip dolaşıyoruz ortalıkta... 
Ah akıl ah..!
Sen bize Allah'ın ikramısın lakin biz aklımıza değil bizi kaldıranlara inanıyoruz...
Tahir Bulut 
Tam da kitabın orta yerindeyim...
******************************
Mazot oldu üç hane, 
Üç vardiya darphane. 
Şimdi nasıl diyeyim; 
"Bu iktidar şahane"... 
Tahir Bulut 
******************
TAHİR'CE MANİLER 
Çal inceden inceden 
Ses gelsun kemençeden
Çıkar türkileruni 
O küfli hemenceden 
***
Tencereler tavalar 
Garip çalsun havalar 
Habu benum dertlerum 
Birbirini kovalar 
***
Ateşsun sonmeyisun 
Yağmursun dinmeyisun 
Kurşunmisun sevduğum 
Gittun da dönmeyisun
 *** 
Dertliyum derdum bitmez 
Kovsan başumdan gitmez 
Bin tane derman olsa 
Bir tek derdume yetmez 
***
Kandilimun isini 
Yel dağitur sisini 
Sevdaluk türli türli 
Bilurum hepisini
***
Geyduğum aslan kürki 
Türki söylerum türki 
Benum içun döner mi 
Bir gün feleğun çarkı 
Tahir Bulut 
Mutlu, sağlıklı, bol kazançlı haftalar dilerim. 
***********************
Çift ayak şiire bir örnek 
YORGUN 
Mevlam lütfeyledi açtım
Misk-ü amber koku saçtım.
Kimi gözlerde ilaçtım;
Dalım yorgun-Gülüm yorgun...
***
Evin hali dünden fakir;
Ben fakir,o benden fakir.
Endazesi enden fakir,
Tulum yorgun-Kilim yorgun...
***
Şifa beklediğim merhem;
Zehir oldu dirhem-dirhem..
Arzuhalim kılsam mahrem;
Kalem yorgun-Dilim yorgun...
***
Namerdin elinde yular.
Yolumda kahpe pusular.
Koyverdim aparsın sular;
Salım yorgun-selim yorgun
***
Kim geçmemiş ki faslından;
Sureti çıkmış aslından..
Gelen Adem'in neslinden;
Zalim yorgun-Zulüm yorgun...
***
Türlü keşif,türlü icat.
Yok mudur geçmişe ricat?
Buysa insanlığa necat;
Alim yorgun-İlim yorgun...
***
Hani arzu,hani heves;
Can veriyor nefes-nefes..
Gaiplerden İlahi ses;
''Ölüm yorgun-Kulum yorgun..''
Tahir Bulut 
*************************
Aşka koysan da virgül
Hesabı bozar bir gül 
Bin gül yerine geçer 
Yeter ki bana bir gül 
Tahir Bulut 
Arkadaşlar;
Yaşlıyım
Yıllar yordu beni.
Yolcuyum;
Yollar yordu beni 
Yorgunum;
Kullar yordu beni.
Rençberim;
Dallar yordu beni (Hani o "yine yeşillendi" denen dallar).Anlaşılan; yorulmak için geldim dünyaya, yoruldum, gidiyorum...
********************
Ö Y L E  G İ T
Kâh attın, kâh tuttun, şaşkın bıraktın
İçimde körpecik ışkın bıraktın 
Gönül ırmağımı Taşkın bıraktın  
Al birazcık daha haz da, öyle git
** ** ** **
Kahkaha tufanı gelir buraya
Bilmem hangi masum girdi sıraya 
Tertemiz hisleri sar makaraya 
Bir güzel azarla, kız da, öyle gir
********************
Gönlünde mazinin külü har iken 
BULUT sevilir mi güneş var iken 
'Ya sabır' tesbihi tarumar iken 
Boncukları ipe diz de, öyle git 
******************
Duygularım.! Yüreğimden kazının 
Kıymetini bilemedi azının 
Yazdığımız onca sevgi sözünün 
Üstünü kalınca çiz de, öyle git
*********************
Sihrinle güldürdün bana herkesi
Hekimde, hocada yoktur çaresi
Varsa vicdanında insaf zerresi 
Papaz büyüsünü boz da, öyle git 
*******************
Gözlerim hurdanın söngün farı mi
Gözyaşlarım kızıl, yoksa sarı mı 
Kökünden kuruttun pınarlarımı 
Koyma.! Son damlayı süz de, öyle git 
*********************
Ne göklere bakın, ne yerde ara 
'Garip kulu kim araya, kim sora'
Kullandın, eskittin,
Fırlat kenara
Bir haşere gibi ez de, öyle git 
******************
Ne kadar ak isen, onca karayım 
Rüya mı gördürdün hayra yorayım 
Son nefeste Hakk'a küskün varayım 
Parmağı parmaktan çöz de öyle git 
*********************
İki gözüm bir noktaya baktırdın 
Yıkasınlar diye kazan yaktırdın 
Tabutumun çivisini çaktırdın 
Bari mezarımı kaz da, öyle git 
*************
Tahir bir noktada kılarsa karar 
Tutar teselliyi şiirde arar 
Yanar, yanar, duman dünyayı sarar 
O, akıl küpüne yaz da, öyle git  
Ahmet Temel(Tahir) Bulut
************************
"12 Eylül 1980 darbesinin kahramanlarına Allah rahmet eylesin, kabirleri pür-nur, mekânları cennet olsun.! Kardeş kavgasına bir son verdiler.!" 
Derdim ama demokrasiyi sekteye uğratan bütün darbeciler şerefsizdir.! 
Gayya kuyusuna gitsinler.
Çünkü; şeytan azapta gerek..
*****************************
TİTRETİR
Gelir kış
Üşür yürek
Soğuk titretir insanı
Bir de korku
Kaybetmenin korkusu
Ölüm korkusu
Gelir kış
Bütün aşklar sümen altıdır
Ne bir ses
Ne bir alkış
Suarede
Tek kişi oynarsın Hamlet'i
'To be or not to be'
Olmak ya da olmamak
Dört duvar arasında
Ürkersin sesinden
Kostümlerden ürkersin
Köşede asılan
Sesin düğümlenir dilinde
Laldır gecenin dili yalnızlara
Ahrazdır gececiler
Tekmili hayaller
Korku üzre
Titrersin
Ah geceler
Beyaza hasret
En beyaz nedir bilir misin
Umuttur
Ak bir güvercin olur 
Uçurursun
Telek kalır elinde 
ağlayamazsın
Ağlamak için başını yaslayacağın bir omuz olmalı
Öyle değil mi yalnızlık
Telefona bakarsın,çalmasına
Şöyle tanıdık bir numara
En tanıdık
Bir bardak deniz alırsın
Bir tutam bulut
Bir mumluk yıldız
Bolca karanlık
Geçersin klavyenin başına
Böyle saçmalarsın
Soğuk titretir
Bir de korku
Bir de
Tahir Bulut
**************************
İçimdeki cavlana alamadım bir önlem,
Yaşam cümlelerimin cümleten sonu ünlem.! 
T.B. 
Dünya, hayallerince büyüktür ;
Ömür, umutlarınca uzun... 
Yeter ki, çokluk üretelim azdan.
Bilir misin o zaman; kaç okyanus çıkar bir çift mavi gözden ve sonsuz gökyüzü... 
Kaç kova şerbet olur bir tutam tuzdan...
Yeter ki hayal et; bakmışsın buz kesmiş dağlardasın, bakmışsın İstiklal Caddesi'nde ellerini ısıtıyor bir elin sıcaklığı...
Hayal et, bitirme yüreğinde türkünü.! Terennümü değiş, sözleri değiş; gerekirse gramofonun iğnesini değiş; plak dönsün.! 
Yüz yaşında da olsan umut et; yarınlar dile Mevla'dan.!  
Kenara atma kendini, kır kasvet zindanında prangalarını, çağır sevincini.! 
Neşeni âsa et, düşürme elinden.!   
Şunu unutma sakın; hayal ettiğince varsın, umut ettiğince yaşarsın...
Tahir Bulut 
Yeni haftada tüm dostlara sonsuz hayaller ve bitmeyen umutlar dilerim...
*************************
İşimi kendim görürüm, yok başımda amirim; 
Lakin bir de bozulursam mümkün değil tamirim.
Tahir Bulut 
Bozulmadan işinizi kendiniz göreçeğiniz günleriniz olsun; bozulmamak dileklerimle.
Anılardan bir foto:
Sol dan sağa, Prof. Mustafa Zeki Çıraklı,
Bendeniz, Av.Yaşar Ramazanoğlu (Emekli edebiyat hocası)Zekeriya Bıyık faal edebiyat hocası, Prof. Mustafa Fehmi Türker( meşhur MTF), Eski siyasetçi Osman Abanoz. 
Foto Osman Abanoz'un yayla evinde çekilmiştir...
*****************************
Yüksek sosyeteler bulvardan geçer
Kategori derler, kulvardan geçer 
Masallarda kalmış o eski aşklar 
Şimdiki sevmeler şalvardan geçer 
Tahir Bulut
*********************
E Y L Ü L
Anlatmaya gerek yok 
Sayfa, sayfa,
Demeç, demeç;
"Hüzün" de, geç.!
EYLÜLDE GEL 
Nazlı yarım, sitemkârım
Belki de bu son baharım 
Yarın olmam, bugün varım 
Eylülde gel 
Gece misin, gündüz müsün 
Müjdelenen o güz müsün 
Gel diyorum öksüz müsün 
Eylülde gel 
Bak Allah'ın sanatına 
Tut gazelin kanadına 
İnadına inadına 
Eylülde gel 
Yazgıya boyun bükelim
Beraber yaprak dökelim 
Sonsuz uykuya çökelim 
Eylülde gel 
Tahir Bulut  
Gazetelerin amatör şiir köşelerinde çıkan saçma şiirler gibi oldu lakin idare edin işte.! 

********************

3 0 A Ğ U S T O S
Bugün Otuz Ağustos, tarihte şanımız var
Yalnız toprakda değil, bayrakta kanımız var
Anadolu Türk yurdu; hem yazın hem de kışın
Alparslan atamızdır sahibi bu bağışın
Kahramanlıkta Türk'ün kim geçmiş yakınından
Yüzlerce ZAFER damlar kılıcının kınından
Kim ebedi yurt yaptı sanırsın bu yerleri
Gâzi Mustafa Kemal ve O'nun askerleri
Savaşarak dünyayı yensen de zafer zafer
En sonunda bakmışsın ölüm mutlak muzaffer
Ölüm, dipsiz okyanus, biz kıyısında halka
Biraz İNSAN olalım gelmeden büyük dalga
Tahir Bulut
Bu güzelim toprakları bize yurt yapan atalarımıza rahmet olsun. Amin..