Ç I K M A D I
Yaşlılar gününde bekledim durdum
Henüz bir tek tebrik eden çıkmadı
Üzüldüm, kendimi efkâra vurdum
Yangınımda yanıp tüten çıkmadı
***
Sizleri bilirdim hasların hası
Böyle mi olmalı dostun vefası
Artık tüm çiçekler akşam sefası
Ipek bildiklerim keten çıkmadı
***
Gelinmeli "yetiş ya dost" dendimi
Çağırdım, çırpındım yırttım kendimi
Ölçtüm mesafede metre, santimi
Malesef yanımda biten çıkmadı
***
Belki de sizlere bu son hitabım
Artık herkeslere kapandı kapım
Bu yaşıma kadar bir tek kitabım
Yalandan sormayın "neden çıkmadı"
***
Elbet bu dükkanda var birkaç isim
Onlara kızsam da olamam hasım
Benim istediğim slim fit kesim
Vitrinden böyle bir beden çıkmadı
Tahir Bulut
Yine de mutlu, sağlıklı, bol kazançlı salılar dilerim...
****************************
M A C E R A
Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.
Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.
Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.
Ne yardan geçerim, ne serden;
Ne denizden, ne gökyüzünden ama...
Bırakmıyor son gördüğüm,
Bırakmıyor geçim derdi.
Oymuş, diyorum, zavallı şairin
Görüp göreceği.
Orhan Veli Kanık
*****************
U Z U N G Ö L
Yolunuz düşerse Karadeniz'e
Mutlaka uğrayın, tavsiyem size
Devadır ciğere, fer olur gÖze
Tazeler vücutta kanı Uzungöl
******
Sahil boyu yolun varınca Of'a
Solaklı Deresi gelecek safa
Hemen dümenini kır sağ tarafa
Kucak açmış bekler seni Uzungöl
******
Dörtbir yanı meşelikler, çamlıklar
Derede oynaşır alabalıklar
Ördekler, insandan kalabalıklar
Cennet Bahçesi'nin yanı Uzungöl
******
Çayırı, çimeni, doğası doğal
Koyunu, ineği, boğası doğal
Zengini, fakiri, ağası doğal
Hatırlatır size dünü Uzungöl
******
Kalabalıklardan kaçasın gelir
Yakanı, bağrını açasın gelir
O anda kuş olup uçasın gelir
Katar can üstüne canı Uzungöl
******
İlkbahar, sonbahar, kışı, yazından
Doyamazsın işvesinden, nazından
İnsan bir kez görmeli en azından
Güzellik kaynağı, fonu Uzungöl
******
Bir sözüm de bu güzelim doğa harikasına insan eliyle yapılan müdahale ve katliamlara olacak:
... .... .... .... ...
Bu güzelim yerin mimari Allah
Binalar, oteller; yeter Illellah
Sonumuz galiba 'ah' ile "vah-vah'
Tanıyabilirsen tanı Uzungöl
Tahir Bulut
Uzungöl'e gidince mutlaka Dursun Ali ve oğlu Mehmet İnan'ın kurup işlettiği müzeye uğrayın ki, doğa turizminin yanında kültür turizminden de yararlanmış olun.
5000 civarında eski eser barındıran çok zengin bir müzedir. Daha azını gör
******************
Insan oğlu
Üryan gelir
Üryan gider
Dört nal gelir
Rahvan gider
An olur
Deli gönlünü kandıramazsın
An olur
Kaşığı çorbaya bandıramazsın
An olur
Ateşin külhanlar yakar
An olur kibriti yandıramazsın
An olur
O an olur...
××××××××××××××
Geçse de çileli dünümüz bizim
Hiç kimseye olmaz kinimiz bizim
Bütün insanları kardeş biliriz
Böyle emreylemiş dinimiz bizim
Tahir Bulut
Bunun adı Serender(serander)
Serander siçanlandı
Direkleri yanlandı
Bakınca fotoğrafa
Hatıralar canlandı
Serender demek; serin yer demektir.
Eskiden bizim oralarda mısır kurutmak, fındık saklamak ve diğer tahıl ürünlerini, kışlık yiyecekleri saklamak için yapılan yapı. 
*********************
1999 Depremi'nin anısına.
(Çiçeklerin boynu bükük kalmasın)
Yıl doksandokuz yazında
Ağustos'un ortasında
Çanlar ecel sofrasında
Böyle bir acı tattın mı
Sen hiç çadırda yattın mı
..............
Yer yarıldı öbek öbek
Kalmadı dikili direk
Bu sendeki nasıl yürek
Böyle bir acı tattın mı
Sen hiç çadırda yattın mı
.. . ...
.. .... .....
Dünya fanı, dünya yalan
Bak hâla yok bir ders alan
Sana söylüyorum ULAN
Böyle bir acı tattın mi
Sen hiç çadırda yattın mı
Tahir Bulut
Bu şiir çok daha uzun.
Depremden 1 yıl sonra İzmit'ten geçiyordum; depremin izleri hâlâ çadırlarda duruyordu lakin hiç olmamış gibi insanlar unutmuştu depremi.
O kızgınlık ile yazmıştım, tamamı şimdi nerde kimbilir. Aklıma kalan dizelerden bazılarını buraya aktardım.
Allah böyle acıları ve felaketleri bir daha yaşatmaz inşallah. Amin.
*********************************
İniş, yokuş gide gide
Yılları koyduk sepete
Sevmek de boş, sevilmek de
Ahirimiz "pamuk dede"
Tahir Bulut
Bir uzun havada diyor ya; "Dünya bir penceredir/Her gelen baktı geçti."
Puslu bir pencereden seyrettiğimiz dünya yavaş yavaş görüş alanımızdan çıkıyor.
Hani ninem, hani dedem/Ahirimiz sırra kadem...
Dede Korkut mezarı Masat Köyü Bayburt
*************************
"Böyle mi esecekti
Son günümde bu rüzgar"
Fındık bahçelerinde
Fink atar yosma
Ona, buna kuyruk sallar
"Yosma" dediysem Avcı Fuat'ın köpeği
Boynunda tasma
Fındık toplarım bu yaşta
Üç-beş kuruş katkı olsun diye
Fakir kalmayayım, kimseye muhtaç olmayayım diye
Tahir ürkek
Dallar mert
Dallar kavi
Dallar kallavi
Dallar sert
Tahir'in incindi bileği
Sağ kolu pert
Dört oğlum var oysa
Gelseler yardıma
Sorarlar; "özler misin çocukları"
Özlerim elbet, özlerim
Bilhassa ağustosta
Tam Fındık toplama zamanı
Yollarını gözlerim
Gelmezler; "işleri var"
Çalışmaya iştahları yok lakin
Fındık yemeye çelikten dişleri var
Herkes rahatını düşünür
Hani emekliyiz ya SSK'dan
Hani zam yaptınız ya
Hani dediniz ya "harca harca bitmez"
Rakam çok
Alım gücü yok
Mazota bile yetmez
Tahir Bulut
Artık yaylaları unut
Sar bandajı bileğe
Yüklen yorgun yüreğe
"Böyle mi esecekti
Son günümde bu rüzgar"
.............................
Güzelim yaylalardan topladık tarak-tası
Fotoğraflarda kaldı Sultanmurat Yaylası

YORUMLAR