Şairin Nisan 2026 paylaşımları

Tahir Bulut tahirbulut@hotmail.com

İstanbul ve gizem 
Şu koca şehirin nesi gizemli 
Müziği aşikâr, fonu aşikâr
Temaşa ederim gözlerim nemli 
Ezeli aşikâr, sonu aşikâr 
*** 
Sabah erken kalkıp gidilir işe 
Suratlar bir karış, nerede neşe 
Dizilmişler kadın-erkek peş peşe
Baldırı aşikâr, donu aşikar 
*** 
Tıklım tıklım otobüsler, tramvaylar 
Yalnız insan değil, yorulmuş raylar 
Zamanla yarışır haftalar, aylar 
Akşamı aşikâr, tan'ı aşikâr 
*** 
O da İstanbul'a basmıştı kadem
Anlatırdı bana Rahmetli Dedem 
Sanmayın ettiğim bilmeden sitem 
Bugünü aşikâr, dünü aşikar 
"Cami, havra ve Galata Kulesi 
Balat'ta Fener Rum Patrikhanesi 
Karaköy yokuşu keser nefesi 
Ezanı aşikâr, çan'ı aşikar"
***
Nerde hanımları, edep timsali
Hani beyzadeler, yoktu emsali 
Şimdi dolaşırlar maymun misali 
Arkası aşikâr, önü aşikâr
*** 
Tahir bu çöl aşılmaz bu deveyle 
Kuru kalabalık, boşa vaveyle 
Olabilir miyiz sen onu söyle 
Kıblesi aşikâr, yönü aşikâr 
Tahir Bulut 
Vaveyle: Çığlık 
Kadem: Ayak

-------------

Bazen darılıp bazen barıştığımız Çorumlu şair arkadaşım Rıfat Kurtoğlu birkaç ay önce Rahmana kavuştu. Sanki sonunu bilir gibi veda edercesine en son bu şiirini yazdı. 
Aziz hatırası için sizlerle paylaşmak istedim. 
Gafil bel bağlama dünya malına  
Malın mülkün paran pul olsun da gör..
Boşuna sevinme iyi halına,
Hallerin bir garip hal olsun da gör.
***
Niceleri kondu göçtü bu handan,
Geçersin canandan hemi de candan,
Kimse kaçamadı o malum sondan,
Davetin meçhule gel olsun da gör.
***
Elbet bir hikâyen olacak hazin,
Zebaniye döner bu cevval yüzün,
Tutmazsa ellerin görmezse gözün,
Şakıyan dillerin lâl olsun da gör.
***
Kim bilir sonunda kim ne olacak,
Kimler ağlayacak kimler gülecek,
Bulunmaz ağzına bir su çalacak,
Hele oğlun kızın el olsun da gör.
***
Boşa çıkar marifetler hünerler,
Görenler ki görmediğe dönerler,
‘Hiç yenilmem’ sananı da yenerler,
Hasmın haramzade kul olsun da gör.
***
KURTOĞLU’YUM savamadım gadamı,
Torun beni bilmez ben se dedemi,
Şu yalan dünyanın ben-i âdemi,
Hele ahir ömrün yel olsun da gör.

--------------------
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı geride bıraktık bırakmasına lakin bir çocuk kahramanımızı unuttuk.
O, 15 yaşında devletine yardım ederken (Teröristlerin yerini gösterirken) teröristler tarafından kahpece şehit edildi. O, hep 15 yaşında çocuk kalacak ve bizler onu minnetle, rahmetle anacağız.
Şehit edildiğinden birkaç gün sonra aziz hatırası için yazdığım yöresel şiveyle ağıt.
E R E N İ M 
E Maçkanun Ereni
Onbeşe girdun yeni
Acımadı hainler
Şehit ettiler seni
***
Ay parcasidur yuzi
Toprağa duşti izi
Nasıl kıydiler ona
Daha kuzidur kuzi
***
Kıran vurdi daluna
Ağlarum ihbaluna
İçişleri bakani
Girdi senin saluna
***
O gittiğin yollari
Gidecemisun daha
Henuz onbeş yaşuna
Koyduk seni toprağa
***
Dillerum soylemeyi
Neyi deyeyim neyi
Satte anani deyil
Ağlattun Türkiyeyi
***
PKK denen alçak
Arkadan vurur ancak
Sanma ki bu yaptuği
Yanina kâr kalacak
***
Bura Zigana dağı
Aslanlarun yatağı
Barinamaz çakalun
Ne ölüsi ne sağı
***
Uşaklar dağı taşi
Edelum didik didik
Ey gidi çıban başi
İşun bitiktur bitik
***
Şaka deyil bu gerçek
Yaşayanlar görecek
Maçkanun yaylalari
Daha açarmi çiçek
***
E Eren Bülbülümüz
Taze açan gülümüz
Şehitluk makaminda
Yolun bizum yolumuz
***
Rahat deyiluk rahat
Ağlaruk saat saat
İnşallah ahirette
Eder bize şefaat 
***
Ahmet Temel (Tahir)Bulut
------------------
23 N İ S A N 
Kan yavrum,oyuna kan;
Bugün yirmi üç Nisan!
Çocuk ati, çocuk can;
Yarınlar senden yana...
Şöyle kulak ver, dinle;
Bütün dünya seninle.
O çınlayan sesinle
Es, gürle kana kana !
Işık seninle yansın;
Bakansın, başbakansın.
Kıskananlar kıskansın,
Ferman buyur dört yana !
Tahir Bulut
Bütün şiirler size yazılmalı aslında; en azından o masumiyetiniz ve samimiyetinizle bedelini fazlasıyla ödüyorsunuz çocuklar...
"Bayramınız bayram tadında geçsin" diyeceğim ama durum malum.
Daha görecek çoook günleriniz var. İnşallah uzun ömrünüz hep nisan tazeliğinde ve  bayram tadında geçsin.
--------
#Turp #Şalgam hikayesi 
Siz çomak sokadurun adaletin çarkına 
Çıkar bir gün bir çiftçi varır işin farkına 
Zaman bu, çabuk geçer; gelir seçim günleri
İşte o gün şalgamı, turpu sürer aklına 
Yirmi dört sene geçti efkâr ilen gam ilen 
Dünyada bir örneği olmayan nizam ilen 
Bu nasıl adalettir; biri yer, biri bakar
"Ülke yönetilir mi; turp ilen, şalgam ilen" 
Tahir Bulut 
Halkla birlikte geliyoruz halka halka.
-------------

G U R B E T 
Yerimden-yurdumdan ayrı düşeli,
Okundan ayrılan sadağa döndüm. 
Kâhı gam çekerim, kimi neşeli,
Dalları kırılmış budağa döndüm...
*****
Karlı dağ başları yol vermez oldu,
Postacılar haber, sır vermez oldu,
Sultanım, cananım "gel" demez oldu;
Konarsız-göçersiz otağa döndüm...
***** 
Yârenım yok, kimse bakmaz yüzüme;
Dertler karabasan, çöktü özüme.!
Gece olur, uyku girmez gözüme;
İçi taş döşeli yatağa döndüm...
*****
Yârensiz bu yolda yürüyemem ki,
Hasreti ardımdan sürüyemem ki,
Eridim, daha da eriyemem ki; 
Suları çekilmiş batağa döndüm...
*****
Dünyanın yükünü ben taşıyorum.! 
Kutuplarda çıplak dolaşıyorum.!
Sevip saranım yok, çok üşüyorum;
Soğuktan çatlamış dudağa döndüm...
*****
Sılamdan uzakta dertli Tahir'im;
Ne bayramım belli, ne panayırım.!
Hani yaylalarım, nerde çayırım?
Kurbanlık koyuna, adağa döndüm.....
Tahir Bulut
-----------------------
Anlaşılan bu hükümet milletle arasındaki gemileri çoktan yakmış, şimdi limanları yakmanın peşinde. 
Ekonomiyi kurtarmanın işi trafik cezalarına kalmış ise örtün de ölsün. 4 yıl önce aldığım arabamın üzerindeki ışıkları söķtürdüler bana, 63. Maddeye giriyormuş, trafikten men edilirmişim. İyi de kardeşim, adam futbolcu öldürüyor, sonra da cakarlı arabasına binip gazlıyor, buna ne demeli? 
Seçimleri getirin bir an önce, benim lambalarımı sökenin.! Apoletlerini sökeceğim.!  
Tahir Bulut  
---------&----------
Sabırlı insanların sabrını fazla zorlamayın; onların sabrı tükenince değil gemileri, limanları bile yakarlar.!
Peyami Safa 
Fenamen(Fenomen) arkadaşım Yaşar Hacıfazlıoğlu diyor ki; "seçimler bir an önce gelsin, bunları fena men edeceğim".
-----------------
Pazartesi neşeniz olsun 
Her mevsimde yaprak açan söğüttün
Kimisine mavi boncuk dağıttın 
Kimini de buğday gibi öğüttün 
Şimdilerde milos ettin sevdiğim 
***
Endamın, duruşun bir çıta sanki
Ütülü elbise askıda sanki 
Bütün uvuzların yumurta sanki 
Şimdilerde folos ettin sevdiğim 
***
Yiğit fakir ise yüzün çevirdin 
Gerçekten sevene burun kıvırdın 
Nasıl desem; baştan başa tavırdın 
Şimdilerde cilas ettin sevdiğim  
????????????
Tahir Bulut 
Bu şiir tam da gazetelerin 'amatör şairler köşesi'ne uygun şiir.
Şiirde bazı kelimeler var ki; Google'e amcanız bile bilmez.
O yüzden şiiri tam anlamanız için açıklama gereksinimi var.
Milos: değirmende öğütülen herhangi bir tahılın nemli oluşunden dolayı öğütmeyi gerçekleştiren taşların öğüten yüzeylerine yapışması ve bu yüzden dönmenin yavaşlayıp durma noktasına gelmesi. 
Folos: yumurtanın içinin bozulup çürümesi. 
Cilas: bağırsakların bozulup dışkıyı sıvı olarak dışarı atması(ishal,sürgün)

-----------------
Yassah hemşerim yassah 
Sokak yasak 
Sormak yasak 
Aşk yasak 
Hele muhalefet 
Bihassa eleştirmek 
"Niçin, neden" demek 
Kökten yasak 
Ne yapsak Yasakları 
Yasaklasak mı saklasak  
İnsanın almıyor aklı 
Gel de anlat iyilikle 
Düğme faklı, ilmek farklı 
İlikleyebilirsen ilikle 
Tahir Bulut
------------

Ah babam, ah !
Ben aptal mıydım baba? 
Sen yalan söylemezdin baba; hani "akıllı" olduğumu söylerdin. 
Ya bunlar bizi aptal sanıyor, ya aklımızla dalga geçiyorlar baba ! 
TÜİK Mart Ayı enflasyon verilerini %01 küsür olarak açıkladı. Yok yok bunlar aklımızı sınıyor. Neyi baz alıyorlar bilmem. Temel ihtiyaçlarımızdan olan yelken bezini mi, pinpon topunu mu, yoksa tırnak makasını mi? 
Belediyelerin soyulmasını  mahkemeler sorguluyor. Güzel de; emeklinin, çiftçinin, işçinin TÜİK aracılığıyla soyulmasına hangi mahkemeler bakacak?  
Aslında TÜİK'in "yıllık bazda" dediği enflasyonun bile üstündedir aylık bazda enflasyon. 
"Bunu görmemek için ya kör olmak lazım, ya sağır" derdim ama bu bahsettiklerim bizden daha çok hisseder. 
Şimdi yandaşlar başlar bana eleştiri yapıp kızmaya ve türlü bahaneler uydururlar bu durumu savunmak için. Bu kişiler var ya bu kişiler ! "Tuzu kuru" kişilerdir; ya bu devirde parayı bulmuş yan gelip yatanlar veya doğrudan olsun, dolaylı olsun bu işlerden nemalananlardır. 
Şöyle de olabilir; oğlunu, kızını, yakınını koymuştur bunlar sayesinde işe, savunur. Kardeşim tam çeyrek asır oldu bahaneler bitmedi. Başta geldiler(gelmelerine sebep olanlardan biri de benim) kamuya ait ne var ne yok sattılar ve "Arap Baharı" havası yaşattılar. O zamanlar lüks yaşama alışmamışlardı, Fransız parfümü nedir bilmiyorlardı mesela. Hızla palazlanınca alıştılar lükse, şimdi de "itibardan tasarruf olur mu" diyorlar. İtibarınız batsın sizin ! Millet aç aç ! Bakmayın kendinize, tabana bakın ! Bakmazsınız elbet; gözünüz daha yükseklerde ! 
Şimdi yorum yazanlardan bazıları da şunu diyecek; "Tamam, bunları indirelim de yerlerine kimi getirelim"? Kardeşim, gelenin çok ekonomi veya siyaset bilmesine gerek yok; vicdanı olsun da kim olursa olsun ! Bu ülke o kadar zengin bir ülke ki, değil 85 milyon, 850 milyonu da bakar. Yeter ki kimse kimsenin ekmeğine göz dikmeyip gelir dağılımında adalet sağlansın. 
"İçlerinde vicdanlı olan yok" diyorsanız o başka. 
Her şey o kadar dip yapmış, ekonomi gemisi öyle karaya oturmuş ki; trafik cezalarından medet umar olmuşlar. Haftada bir Of'a ancak gidebiliyorum arabamla, toplam 5 bin küsür lira kestiler bana (hatalı park yüzünden biri) artık burnumu evden dışarı çıkartmayacağım. Ormanlarımıza da göz koydular ! Daha yazacak çok konu var lakin uzun yazmayı sevmem. 
Tahir Bulut  
Aklımızla sıkıntıları aşacağımız bir haftasonumuz olsun.
-----------------------
T İ T R E T İ R
Gelir kış,
Üşür yürek !
Soğuk titretir insanı,
Bir de korku;
Kaybetmenin korkusu,
Ölüm korkusu !
Gelir kış !
Bütün aşklar sümen altıdır;
Ne bir ses,
Ne bir alkış !
Suarede
Tek kişi oynarsın Hamlet'i;
'To bi or not to bi';
Olmak ya da olmamak.!
Dört duvar arasında
Ürkersin sesinden;
Kostümlerden ürkersin;
Köşede asılan !
Sesin düğümlenir dilinde...
Laldır gecenin dili yalnızlara;
Ahrazdır gececiler...
Tekmili hayaller
Korku üzre !
Titrersin !
Ah geceler !
Beyaza hasret...
En beyaz nedir bilir misin?
Umuttur...
Ak bir güvercin olur
Uçurursun !
Telek kalır elinde,
ağlayamazsın !
(Ağlamak için başını yaslayacağın bir omuz olmalı.)
Öyle değil mi yalnızlık?
Telefona bakarsın,çalmasına;
Şöyle tanıdık bir numara;
En tanıdık !
Bir bardak deniz alırsın,
Bir tutam bulut,
Bir mumluk yıldız,
Bolca karanlık;
Geçersin klavyenin başına,
Böyle saçmalarsın !
Soğuk titretir !
Bir de korku !
Bir de...
Tahir Bulut
-----------------

Sur dibinde öksüz çocuk
Boydan küçük,yaştan küçük
Sırtında yok,karnında yok
Parçalandım bölük pörçük
Tahir Bulut
İmkanları elverenler,ricamdır! Sahip çıkalım garip çocuklara.
Eğitimlerine yardımcı olalım lütfen.!
Aç görürsek doyuralım, yetimleri kayıralım; iki lokma biz yer isek, bir lokma da ayıralım. 
Vicdanımızın sesini, Yaratan'a duyuralım.
Ne sandınız? 
Ramazan aç kalmak için mi var.?
Bunlar bilinen şeyler lakin hatırlatmak lazım arada; insan oğlu nisyan ile maluldür çünkü. 
Satırda kalsın ki, hatırda kalsın...
Allah, herkese gönlünce versin.
Cuma insanlığa hayırlar getirsin...
-------------

D A V E T 
Kuşlar uçuşur telaştan
Aşıyanlar yeni baştan
Bahara gebedir kıştan
Doğuruyor memleketim
Kuzu meleşir çimende
Mısır, undur değirmende
Yünleri iğde, kirmende
Eğiriyor memleketim
Çayı,fındığı, tütünü
Koyun,inek ak sütünü
Bekarların umudunu
Yoğuruyor memleketim
Erimiş dağların karı
Dere yıkmış duvarları
Müslümanı gavurları
Çağırıyor memleketim
Tahir Bulut  
AŞIYAN: Kuş yuvası.
Tevfik Fikret İst. Boğazı'nın Bebek semtindeki evine "kuş yuvası" anlamına gelen "Aşıyan" adını vermiştir. Mezarı hemen oradadır. Daha sonra bu mezarlığa; "Aşıyan Mezarlığı" denmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi'nin hemen altındadır bahse konu yerler.
Taşhan Pazarı
-----

T E B E S S Ü M 
Doğu Karadeniz'de eskiden kullanılan Romaikaca  bazı deyimlerin cümle içinde kullanılması:
Ağlamıyorum; gözüme HOHOL kaçtı.!
"Ne haldesin" diye sorma arkadaş.!
Istibismeno çorba gibiyim.!
Zurzulis ediyoruz işte.
Bu çay yüzünden millet burduklos oldu
Suyu bile andikros etmeye fırsatları yok.
Çay alım yerlerinin önünü görseniz; insanlar hoholis olmuş durumda;
Herkes birbirine bacaris ediyor.
Geçen ben de gideyim dedim, taşa takildim, ayağım zarabadis etti
Can verirken ladaris ermesek bari
Baktım da, öyle oksobis yorumlar yazdınız ki, forfolos oldum.
Yüreğim farfadaris etti.!
Tahir Bulut
Burada size yabancı gelen kelimeler Doğu Karadeniz'de dilimize giren rumca kelimelerdir. Bazı köylerimizde bu dili ana dili gibi kullananlar olduğu halde bu dili hiç kullanmayanlar bile bu kelimeleri bilir. Aslında bu dil rumca değil Latince'dir. Dante "İlahi Komedya'yı Latince yazmıştır. Günümüzde birçok tıbbı terim Latince'dir(Kolo: popo demektir.Kolonoskopi, popodan giriş anlamı taşır. Gastroloji; mide bilimi. Gastro; mide demektir. Bunun gibi hemen hemen bütün tıp terim ve sözcükleri Latince dır).
Benim yedi sülalem yedi göbekten beri Latince bilmemesine rağmen dillerimize girmiş bu kelimelerden yüzlercesini kullanırız günlük konuşmalarımızda.
Bu yazıyı gören insanların okurken geçmişi hatırlamaları için yazdım.
Yazıda kullanılan ve insanların çoğunun anlamadığı Latince kelimeler:
HOHOL: Toz, kıymık.
İSTİBİSMENO: tam ekşimiş değil de ekşimeye yüz tutmuş yemek. Tam ekşimiş olanına "istibis etmiş" denir.
ZURZULİS ETMEK: Maksadına ulaşamamak. Boşa oyalanmak.
BURDUKLOS OLMAK: Çabuklamak yüzünden işi normal seyrinde yapamayıp çok efor sarfederek bir şey yapamamak; işin gereğini yapamamak.
ANDİKROS ETMEK: Çok sıcak su ile soğuk suyu karıştırıp ılık ve kullanmaya elverişli hale getirmek.
HOHOLİS OLMAK: Çözülemeyecek şekilde birbirine karışmak. (Bir iplik kukasını, iplik yumağını veya bir misinayı düşünün; çözülememesi ve bir daha kullanılır hale gelememesi anlamında bir deyim)
BACARİS ETMEK: Birisinin önüne istem dışı dikilerek iş yapmasını engellemek.
ZARABADİS: Düşme veya darbe sonucu vücudun bir organının incinmesi, kaslarda veya kıkırdaklarda , zedelenme.
Damar damar üstüne gelme durumu.
LADARİS ETMEK: Acıdan veya başka bir nedenle vücüdun her tarafını istem dışı oynatmak.
OKSOBİS(EKSEBİS): Aksi, ters.
FORFOLOS: Her hangi bir dış etken yüzünden aklın karışması, ne yapacağını bilememek.
FARFADARİS: Çarpıntı.
Tahir Bulut 
"Ah yaylalar, yaylalar
Otunu yesin mallar 
Sana sevda olalı 
Başıma gelen hallar"
Öngörü; gördüklerimizi değil, göremediklerimizi doğru tahmin etmektir.tb