Tahir bulut şiirleri 2026 Ağustos

Tahir Bulut tahirbulut@hotmail.com

Ç I K M A D I 
Yaşlılar gününde bekledim durdum 
Henüz bir tek tebrik eden çıkmadı 
Üzüldüm, kendimi efkâra vurdum 
Yangınımda yanıp tüten çıkmadı 
***
Sizleri bilirdim hasların hası 
Böyle mi olmalı dostun vefası 
Artık tüm çiçekler akşam sefası 
Ipek bildiklerim keten çıkmadı 
***
Gelinmeli "yetiş ya dost" dendimi  
Çağırdım, çırpındım yırttım kendimi 
Ölçtüm mesafede metre, santimi 
Malesef yanımda biten çıkmadı 
***
Belki de sizlere bu son hitabım
Artık herkeslere kapandı kapım 
Bu yaşıma kadar bir tek kitabım 
Yalandan sormayın "neden çıkmadı" 
*** 
Elbet bu dükkanda var birkaç isim  
Onlara kızsam da olamam hasım 
Benim istediğim slim fit kesim 
Vitrinden böyle bir beden çıkmadı  
Tahir Bulut  
Yine de mutlu, sağlıklı, bol kazançlı salılar dilerim...
****************************
M A C E R A
Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.
Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.
Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.
Ne yardan geçerim, ne serden;
Ne denizden, ne gökyüzünden ama...
Bırakmıyor son gördüğüm,
Bırakmıyor geçim derdi.
Oymuş, diyorum, zavallı şairin
Görüp göreceği.
Orhan Veli Kanık
*****************
U Z U N G Ö L 
Yolunuz düşerse Karadeniz'e
Mutlaka uğrayın, tavsiyem size
Devadır ciğere, fer olur gÖze
Tazeler vücutta kanı Uzungöl 
******
Sahil boyu yolun varınca Of'a
Solaklı Deresi gelecek safa 
Hemen dümenini kır sağ tarafa 
Kucak açmış bekler seni Uzungöl 
******
Dörtbir yanı meşelikler, çamlıklar
Derede oynaşır alabalıklar 
Ördekler, insandan kalabalıklar
Cennet Bahçesi'nin yanı Uzungöl  
******
Çayırı, çimeni, doğası doğal 
Koyunu, ineği, boğası doğal
Zengini, fakiri, ağası doğal 
Hatırlatır size dünü Uzungöl 
******
Kalabalıklardan kaçasın gelir 
Yakanı, bağrını açasın gelir 
O anda kuş olup uçasın gelir 
Katar can üstüne canı Uzungöl 
******
İlkbahar, sonbahar, kışı, yazından 
Doyamazsın işvesinden, nazından  
İnsan bir kez görmeli en azından 
Güzellik kaynağı, fonu  Uzungöl 
******
Bir sözüm de bu güzelim doğa harikasına insan eliyle yapılan müdahale ve katliamlara olacak: 
...    ....  ....    ....    ...
Bu güzelim yerin mimari Allah 
Binalar, oteller; yeter Illellah 
Sonumuz galiba 'ah' ile "vah-vah' 
Tanıyabilirsen tanı Uzungöl 
Tahir Bulut 
Uzungöl'e gidince mutlaka Dursun Ali ve oğlu Mehmet İnan'ın kurup işlettiği müzeye uğrayın ki, doğa turizminin yanında kültür turizminden de yararlanmış olun.
5000 civarında eski eser barındıran çok zengin bir müzedir. Daha azını gör
******************

Insan oğlu 
Üryan gelir 
Üryan gider 
Dört nal gelir 
Rahvan gider 
An olur 
Deli gönlünü kandıramazsın 
An olur 
Kaşığı çorbaya bandıramazsın
An olur 
Ateşin külhanlar yakar 
An olur kibriti yandıramazsın 
An olur 
O an olur...
××××××××××××××
Geçse de çileli dünümüz bizim  
Hiç kimseye olmaz kinimiz bizim
Bütün insanları kardeş biliriz 
Böyle emreylemiş dinimiz bizim 
Tahir Bulut 
Bunun adı Serender(serander)
Serander siçanlandı 
Direkleri yanlandı 
Bakınca fotoğrafa 
Hatıralar canlandı 
Serender demek; serin yer demektir. 
Eskiden bizim oralarda mısır kurutmak, fındık saklamak ve diğer tahıl ürünlerini, kışlık yiyecekleri saklamak için yapılan yapı. 

*********************
1999 Depremi'nin anısına.
(Çiçeklerin boynu bükük kalmasın) 
Yıl doksandokuz yazında 
Ağustos'un ortasında 
Çanlar ecel sofrasında 
Böyle bir acı tattın mı
Sen hiç çadırda yattın mı 
..............
Yer yarıldı öbek öbek 
Kalmadı dikili direk 
Bu sendeki nasıl yürek 
Böyle bir acı tattın mı 
Sen hiç çadırda yattın mı
.. . ... 
.. .... .....  
Dünya fanı, dünya yalan 
Bak hâla yok bir ders alan 
Sana söylüyorum ULAN 
Böyle bir acı tattın mi
Sen hiç çadırda yattın mı 
Tahir Bulut  
Bu şiir çok daha uzun.
Depremden 1 yıl sonra İzmit'ten geçiyordum; depremin izleri hâlâ çadırlarda duruyordu lakin hiç olmamış gibi insanlar unutmuştu depremi.
O kızgınlık ile yazmıştım, tamamı şimdi nerde kimbilir. Aklıma kalan dizelerden bazılarını buraya aktardım.
Allah böyle acıları ve felaketleri bir daha yaşatmaz inşallah. Amin.
*********************************

İniş, yokuş gide gide 
Yılları koyduk sepete 
Sevmek de boş, sevilmek de
Ahirimiz "pamuk dede" 
Tahir Bulut 
Bir uzun havada diyor ya; "Dünya bir penceredir/Her gelen baktı geçti."
Puslu bir pencereden seyrettiğimiz dünya yavaş yavaş görüş alanımızdan çıkıyor. 
Hani ninem, hani dedem/Ahirimiz sırra kadem...
Dede Korkut mezarı Masat Köyü Bayburt
*************************
"Böyle mi esecekti 
Son günümde bu rüzgar" 
Fındık bahçelerinde 
Fink atar yosma 
Ona, buna kuyruk sallar 
"Yosma" dediysem Avcı Fuat'ın köpeği 
Boynunda tasma   
Fındık toplarım bu yaşta 
Üç-beş kuruş katkı olsun diye 
Fakir kalmayayım, kimseye muhtaç olmayayım diye 
Tahir ürkek 
Dallar mert 
Dallar kavi 
Dallar kallavi 
Dallar sert 
Tahir'in incindi bileği 
Sağ kolu pert 
Dört oğlum var oysa 
Gelseler yardıma 
 Sorarlar; "özler misin çocukları" 
Özlerim elbet, özlerim 
Bilhassa ağustosta 
Tam Fındık toplama zamanı 
Yollarını gözlerim
Gelmezler; "işleri var"
Çalışmaya iştahları yok lakin 
Fındık yemeye çelikten dişleri var 
Herkes rahatını düşünür 
Hani emekliyiz ya SSK'dan 
Hani zam yaptınız ya
Hani dediniz ya "harca harca bitmez"
Rakam çok 
Alım gücü yok 
Mazota bile yetmez 
Tahir Bulut 
Artık yaylaları unut  
Sar bandajı bileğe 
Yüklen yorgun yüreğe 
"Böyle mi esecekti 
Son günümde bu rüzgar" 
.............................
Güzelim yaylalardan topladık tarak-tası 
Fotoğraflarda kaldı Sultanmurat Yaylası