|
Fener-Balat-Ayvansaray
halkı olarak, son yıllarda Fatih Belediyesinin TARİHİ YARIMADA içinde
sürdürdüğü ya da sürdürülmesine izin verdiği tarihi katliamları;
Arkeoloji Müzesinden habersiz ve Koruma Kurul Kararları olmadan
denetimsiz yapılmasına göz yumduğu yeraltı eserlerine ve arkeolojik
kalıntılara zarar verici nitelikteki kazı çalışmalarını ve yine yasalara
aykırı şekilde gerçekleşmesine müsaade edilen birinci derece tarihi
eserlerde tahribat yaratıcı nitelikteki inşaat faaliyetlerini, bölgeyi
adeta istila eden dozer ve kepçe trafiğinin her gün yaşamımızda
yarattığı psikolojik taciz de düşünüldüğünde dehşet ve şaşkınlık içinde
izlemekteyiz
Bizler yıllarca tarihi yapıları koruma
amaçlı 2683 nolu yasa ve Anıtlar Kurulunun sıkı denetiminden dolayı
evlerimizin bakımını yapmaktan, akan çatılarımızı onarmaktan, hatta
rengi solan duvarlarımızı boyamaktan mahrum edildik. O çok kullanılan
tabirle evimize çivi çakmak için bile Anıtlar Kurulundan izin almak
zorunda bırakıldık. Birçok komşumuz evine küçücük bir müdahalede bulundu
diye yıllarca mahkemelerde süründü, para cezası ödemek zorunda kaldı.
Şimdi deniyor ki evlerinize bakmamışsınız biz geleceğiz ve gerekeni
yapacağız;Ve gereken olarak yaptıkları Sulukule’de ve Tarlabaşında
görüldüğü gibi yıkım, katliam…
Sonuçta önemli olan soru şudur? Son
yıllarda ülkemizde ne değişti ki dün sımsıkı korunan tarihi
yapılarımızın, bugün belediyeler tarafından, kurullar tarafından
onaylanmış projelerle toplu halde yıkımına izin verilmektedir? Bu nasıl
bir çelişkidir ki daha dün tarihi sit alanlarında kuş uçurtulmayan, en
küçük inşaat ya da kazı faaliyetinde ortalığın ayağa kaldırıldığı
Türkiye’de bugün belediyeler bu derece pervasızca yıkım yapabilmekte,
yıkılan tarihi binaların yerine modern binalar inşa edebilmekte,
Arkeoloji Müzesinin haberi bile olmadan ya da Koruma Kurullarının onayı
bulunmadan izinsiz, belgesiz, denetimsiz yerin kat be kat altına inen
kazılar yaparak ya da yapılmasına göz yumarak yer altındaki arkeolojik
zenginliğe telafisi mümkün olmayan zararlar verilmesine sebep
olabilmektedir. Üstelik ne ironidir ki bütün bu faaliyetlerin ‘tarihi
koruma ve yaşatma’ adına yapıldığı iddia edilmektedir.
Bölgeyi tanıyan herkes bilir ki 8500
yıllık bir geçmişi olan ve birçok kültüre, dine, medeniyete ev sahipliği
yapmış bölgemizin, toprağının üstünde kalan kısmı kadar altında kalan
kısmı da aynı değerdedir. İçinde yaşamakta olduğumuz tarihi yarımada
bütünüyle bir höyüktür ve arkeolojik açıdan denetimsiz hiçbir müdahaleye
izin verilemeyecek kadar mutena bir bölgedir. Bu tür tarihi ve
arkeolojik açıdan değerli yerlerde gerekli arkeolojik rapor olmadan,
Arkeoloji müzesi Müdürlüğünün izni ve Koruma Kurulunun kararı olmadan
herhangi bir müdahalenin gerçekleştirilmesi 2683’e göre de 5366’ya göre
de mümkün değildir. Oysa uygulamalara baktığımızda, Fatih Belediyesi -
Sulukule’de olduğu gibi- yasanın öngördüğü şekilde herhangi bir ciddi
arkeolojik araştırmaya baş vurmadan, gerekli raporları hazırlamadan,
Koruma Kurulu ve Arkeoloji Müzesinden gerekli izinleri almadan gece
yarıları ya da sabah namazı, kuşluk vakti gerçekleştirdiği kepçe
operasyonları ile yerin dibine kadar kazı yapmakta, bu esnada yer
altında bulunan arkeolojik kalıntılara bilinçli olarak zarar
vermektedir. Bu arada bütün bu faaliyetler gizlice ve sinsice yapıldığı
için yer altında hazine bulunmuş olsa bile bundan kimsenin haberi
olmamaktadır. Şimdi bu durumda ülkemize ait bu hazinelerin ya da
arkeolojik değerlerin güvenli ellerde olduğunu kim iddia edebilir, biri
orada çıkan arkeolojik kalıntıları yok etse, ortadan kaldırsa ya da bir
küp altın bulup el koysa bundan kimin haberi olacaktır, kim bu konuda
gerekli tedbirleri alacaktır. Tedbir alması, denetlemesi gereken
belediye zaten bu kazıları gizlice yapıyorsa ve buradaki eserlere bizzat
kendisi zarar veriyorsa, belediyelerden bu tarihi ve arkeolojik
değerleri kim nasıl koruyacaktır. Birileri bunları ortaya çıkarıp suç
duyurusunda bulunduğu zaman bir şey değişecek midir peki.
Siz Basın Mensuplarını ve kentimizin
tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerine sahip çıkmak adına duyarlı
davranıp bize destek olmak isteyen bütün kurum, kişi ve platform
temsilcilerini Perşembe sabahı saat 11.00’de Tokludede Parkında
yapacağımız Basın açıklamasında aramızda görmek dileğiyle...
VARLIĞINIZ GÜCÜMÜZÜ Ve DİRENCİMİZİ,
SESİNİZ SESİMİZİ ÇOĞALTACAKTIR…
Fener-Balat-Ayvansaray halkı adına:
FEBAYDER /Fener-Balat-Ayvansaray Mülk Sahiplerinin ve kiracıların
Haklarını Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği
İstanbul’umuzun tarihi, kültürel ve
arkeolojik değerlerine sahip çıkmak adına: KENT HAREKETLERİ Bileşenleri
NOT:Basın
Açıklaması Metni, Açıklama yapıldıktan sonra dağıtılacaktır.
29 Mart PERŞEMBE Saat:11.00
Ayvansaray/Tokludede Parkı
Açıklama:
Sahilden Eminönü Tarafından Eyüp yönüne giderken Fener Durağından sonra
Ayvansaray durağı gelmekte. Caddenin karşısına geçince Eminönü yönüne
gidişteki AYVANSARAY durağını görürsünüz. Durağın Eminönü tarafından
sağa dönüş yaparak içeri girerseniz, oradaki bakkala TOKLUDEDE parkını
sorabilirsiniz.
Bilgi için: Çiğdem Şahin: 0535 815 76
62
Ayvansaray
dönüşüm yenileme alanı |