|
. |
|
|
|
Ayvansaray
Türk Mahallesi Projesi Yenileme Değil, DÖNÜŞÜMDÜR
5366 sayılı yasa SİT alanlarında dönüşüm projesi yapılamaz
diyor....!
Fatih belediyesinin denetiminde, Şener Grupa
ait Altınboynuz inşaat, Ayvansaray Toklu dede
civarındaki Proje adı "Türk mahallesi" olan yapılanma SİT
uygulamalarını her açıdan ihlal ettiğini gözlemliyoruz.
Yakın tarihte yanma ve yıkılma nedeniyle betonarme olarak
inşa edilen binalar, Tescili yapılmamış ahşap evler Sulukule
misali betonarme yapılıyor. her biri bağımsız bahçeli olan
Ayvansaray evleri Betonarme, 3 kat, bitişik nizam inşa
edildiğini görüyoruz.
Bu uygulamanın adı asla yenileme değildir, Birçok yerde
Fatih belediyesinin kabul ettiği, Sulukule projesi en
başarılı dönüşüm projesidir" itirafı Ayvansaray Türk
mahallesi içinde söyleneceğini görüyoruz.
Proje alanında insanları maddi manevi zorlayarak projeye
dahil eden Altınboynuz yetkilileri, mahallede 5366 sayılı
yasanın amir hükümlerine göre kendi evimi kendim yapacağım
diyen İsmet Hazer amcaya bu imkan verilmiyor, illa projenin
bir parçası olması isteniyor. İsmet Hazer ise hala direniyor

Birkaç ev aslı gibi ahşap yapılıyor olsa da bunlar dekorluk,
projenin %90'ı betonarme ve bitişik nizam şeklinde
uygulanıyor, koruma kurulu ise bunu sadece seyrediyor....

Bu gün Fatih belediye meclisinde muhalefet tarafından
buradaki uygulama soruldu.


Direnen İsmet Hazer Daha nereye kadar, yandaki bina yıkılırken
ismet amcanın evinin de duvarı yıkılmış, branda ile evini
soğuktan yağmurdan korumaya çalışıyor, her an evinin bir
kazaya kurban gideceğinden endişe ederek hasta olmuş
durumda, kanunlar ismet amcadan yana olsa da uygulamada
ismet amca yapa yalnız.....!



AŞAĞIDAKİ VİDEOLARDA HALİÇ VE AYVANSARAY MANZARALARI
|
|
|
|
|
Haliç sahillerinde Sürgün
Yazı ve Fotoğraflar : Füsun Karaman
Kimselere söylenmemesi istenen hikâyeler vardır; bir kapı
aralığında fısıltıyla anlatılan, içinde hep çile ve
katlanmak olan, tereddütsüz inanıp sakladığımız. Bu,
onlardan biri değil! Türlü kılıflar biçilse, bağıra çağıra
dile gelse de, kuşkuyla dinlediğimiz bir hikâye bu; barınma
ve kent hakkımızın hiçe sayılışının, kentsel dönüşümümüzün
hikâyesi.
Yıllar önce başlamıştı aslında. Seksenlerin ortasında bir
gün mahallenin delikanlılarından biri askerden dönüp
Ayvansaray’da otobüsten indiğinde, yıllarca mahallelinin
ekmek kapısı olan Haliç kıyısındaki fabrika ve dokuma
atölyelerinin yerini almış düzlüklere gözlerine inanamadan
bakmıştı. 1984’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
seçilen Bedrettin Dalan’ın en hırslı projesiydi Haliç.
Gözleri gibi mavi yapacaktı onu: ‘‘Haliç bir proje değil,
meydan harbiydi. 622 fabrikayı yıkmak, altı bin evi oradan
kaldırmak büyük cesaret olayıydı. Haliç’te ekmek yiyen 400
bin işçi başka yere götürüldü. 1987 yılında Haliç’in yüzde
90’ını temizledim ve Güney Haliç Projesi’ni bitirdim.”
O altı bin evin sahipleri şimdi nerede bilinmez ama o gün
bugündür devam etti bu meydan harbi. İktidarlar değişse de
Haliç ve çevresiyle ilgili projelerin sonu gelmedi.
Rehabilitasyon oldu adı, çevre düzenleme, yenileme… Haliç
dönüşüyor, bölge sakinleri içinse sonuç değişmiyordu: Yıkım,
yoksullaşma, sürgün.
İstanbul surlarının Haliç’le buluştuğu noktada 81 hanelik
Toklu Dede (Türk) Mahallesi, çoğu iki katlı ahşap evleriyle
geleneksel dokusunu bugüne dek koruyan, İstanbul’un tarihi
mahallelerinden. Civardaki ibadet ve ziyaret yerleriyle de
turistlerin uğrak noktalarından. Bu özelliklerinden ötürü
Fatih Belediyesi, “Ayvansaray (Türk) Mahallesi Yenileme
Projesi” ile bölgeyi Sultanahmet turizm aksına alternatif
bölge haline getirmek üzere 2005’te kolları sıvamış. Mahalle
sakinleri içinse bunun anlamı açık: “Siz gidin, turistler
gelecek!”
Yıllar yılı sürgünün gölgesinde yaşamaya alışan mahalleli,
yine de her dışarıdan gelene aynı şeyi soruyor: “Yıkım ne
zaman?” Ya burada doğup büyümüş ya mahalleye gelin gelmiş,
temizlikten artırdığı parayla evini satın almış, ömrü şu
sokakta geçmiş… yine de buraların kendilerine kalmayacağına
inanmış; sorgulamaya bile fırsat kalmadan türlü yollarla
evinden olmuş. Kime sorsam “otuz, kırk yıldır yıkılacak”
denildiğini söylüyor. Ancak asıl işaret birkaç yıl önce
geliyor; projeden kimsenin haberi yokken proje ortağı
firmalar birer ikişer toplamaya başlıyor evleri. Kiracı
olanlara “kira ödemeyin, çıkın diyene kadar
oturabilirsiniz,” deniliyor. Gidecek yeri olanlar taşınıyor;
evini satmak istemeyenler ve taşınacak gücü olma[i]yanlar
ise kalıyor.
2011 Mart’ında, mahalleye ilk gittiğim gün tanıştığım
Yaylacı Ataş, “Birlik olmadık, birlik olsak böyle olmazdı”
diyor durup durup. Kış ortasında mahalleye taşınan
komşusunun bacasının tütmediğini görünce bir çuval odunla
kapısını çalan; sofrası her gelene açık, mahallenin Yayla
teyzesi. Dirençli, evinden çıkmamaya kararlı, neşeli. Evin
hissedarı diğer kardeşlerin kendi hisselerini gizlice
sattıklarını öğrenince sönüyor neşesi, bir daha da kimseyle
konuşmak istemiyor konuyu.
Proje sahipleri için rakamsal bir mesele bu: 30 milyon TL
bütçe, 69 parsel, 149 hissedar. Ve hissedarı arttıkça bir
evin, işleri kolaylaşıyor. Arada ufak tefek “arıza”lar
çıkmıyor değil. Kiracılar birlik olup Fatih Belediyesi’ne
dilekçe vermeye gidiyor örneğin; evini satması yolundaki
baskılara dayanamayan İsmet Hezer, zehir içerek intihara
teşebbüs ediyor ve evinin karşısında, şimdi üzerinde şantiye
kurulmuş parkta komşularınca bulunup son dakikada hastaneye
yetiştiriliyor. Fener-Balat-Ayvansaray Derneği öncülüğünde
basın açıklamaları yapılıyor. Sur dibinde inşaat yapma,
şantiye kurma yasağına dayanarak şantiyeye dava açılıyor.
Ama gecikmeli de olsa, ilerliyor proje. Evini satmaya
direnen ailelere rağmen yıkım aralık ayında başlatılıyor.
Oysa belediye başkan danışmanı Mustafa Çiftçi, 21
Temmuz’daki kiracılar toplantısında “Ramazanda evinizi
bulun, bayrama kadar da burayı boşaltın, ekimde proje
başlar” dediğinde çoğu inanmamıştı. “Bu kışı da geçiririz”,
“Nereye gideriz bu kadar zamanda?” diyorlardı. Ama o
tarihten sonra hızla dönüştü mahalle. “Ödemeyin” denilen
kiralar kapılarına noter tasdikli icralar olarak geldiğinde
yıldı çoğu. Boşalan evlerin kapıları metal levhalarla
alelacele kapatıldı; camlar kırıldı, evini terk etmeyenlerin
suları kesildi, hırsızlıklar, geceleri sokaktaki karanlık
yüzler arttı. Daha birkaç ay önce gece yarılarına dek süren
kapı önü sohbetlerinin yerini, harap görünümlü, ıssız,
ürkütücü sokaklar aldı…
http://www.ajanstabloid.com/fotoroportaj.aspx?pid=121
|
|
|
|
 |
BENZER HABERLER:
AYVANSARAY PROJESİNDE ÖNGÖRÜLEN YAPILANMA
TEKLİFİ
Ayvansaray
Türk Mahallesi Projesi Yenileme Değil, DÖNÜŞÜMDÜR
Aralık 2013
Ayvansaray-Balat-Fener'den manzaralar
GAZETECİLERİ TARTAKLAMA VE
TEHDİDE 5 AY HAPİS
AYVANSARAY'DA KAMUSAL ALANDA BASINA
ARBEDE
AYVANSARAY TÜRK
MAHALLESİ YENİLEME PROJESİ BAŞLIYOR |