.

 

.Bizans Bizim Tarihimiz

Silivrikapıda sahipsiz yok edilmeye terk edilmiş antik kıral mezarlığı milletimizin bir ayıbı olarak durmaya devam ediyor. Çok yakında alkoliklerin, tinercilerin tahribi ile yok olmasını bekliyoruz

İstanbul’un Fatihi Sultan 2. Mehmet han İstanbul’un fethini gerçekleştirdiğinde günün patriklerinden çok faydalanmıştı, Birçok kaynak bazı sur kapılarının Osmanlı ordusuna Patrikhane görevlilerince açıldığını yazar.

SİLİVRİKAPIDAKİ ANTİK KRAL MEZARLIĞINDAN RESİMLER

Bizans krallarının ağır baskısı altında inançlarının gereğini yapamaz hale gelen, maddi büyük zorluklar içinde çaresiz kalan patrikhane umudunu fatihe bağlamıştı.
Fetihten sonra Sultan Fatih beklentileri boşa çıkarmadı, siyasi bir simge olan Ayasofya’nın satın alınarak cami yapılması. Yine Bizans’ın simgelerinden olan Fakat bakımsızlıktan virane olan patrikhane idare binasının, tekfur (Bizans kralları) mezarlarının sökülerek silivrikapı dışına taşınıp buraya Fatih camiinin yapılması dışında Bizans ruhban sınıfının ve Bizans Halkının bütün beklentileri yerine getirildi.

Sultan Fatih Bizans halkını dinlerinden dolayı dışlamadı, imparatorluğun asli unsuru sayarak kendini de Kayser-i Bizans (Bizans Hükümdarı) olarak şöhret yaptı.
Fetih yıllarından itibaren Bizans kültürüne dokunulmadı, mabetleri muhafaza edildi. İslam’ın hoşgörüsü ve akla uygunluğu karşısında Bizans halkı kısa zamanda İslam’ı seçtiğinden Kiliseler kendi cemaati tarafından camiye dönüştürmüşlerdir.
Bu konu kılıç zoru ile yapıldığı iddialarının doğru olmadığını İstanbul’u görerek gezenler hemen anlayacaktır.
İstanbul içinde bu gün yarısının kayıp olduğunu bildiğimiz mevcut camilerimizin inşa tarihlerine bakarsanız 1453-1473 yılları arasında 10-20 yıllık kısa bir dönemde yüz’e yakın cami yapıldığını göreceksiniz. Hemen 1453 ten itibaren ilk beş yılda Balar-Fener civarında, günümüze kadar gelen 9 cami yapılmıştır.
Eğer kiliseleri zorla cami yapmış olsaydık, fethin ilk yıllarında neden bu kadar cami inşa edelim?
Bir dönem İstanbul’da Hıristiyan vatandaş ve kilise sayısı çok azalmışken 17 yy. başlarından itibaren Osmanlıda adaletin ayaklar altına alınması, ırkçılığın yaygınlaşması, Batının teşvik ve desteği ile Rum kimliğini koruyanlar arasında milli değerlere dönüş, yeni neslin İslam’dan uzaklaşması neticesinde yeni kiliseler inşa edilmeye başlanmıştır.
Günümüze gelen kiliselerin tamamına yakını bu yıllarda inşa edilmiş kiliselerdir.
Günümüze gelen birçok Bizans kilisesi daha ilk yıllarında cami yapıldığından günümüze kadar sağlıklı ulaşmıştır.
Çok yakın tarihimize kadar gelen birçok Bizans eseri maalesef son yüzyılda büyük talana maruz kalarak yok edildi. Kalanı tahrip olmaya devam ediyor.

Hemen Silivrikapı sur aralığında 1988 yılına kadar üstü toprakla örtülü olan Büyük bir Bizans Kral Mezarlığı sur bakımlarının yapıldığı zaman ortaya çıkarılmıştır.
Semt halkı arasında yaygın olarak konuşulan rivayetlere göre bilhassa Bedrettin Dalanın yakın gözetiminde halka kapatılarak gizlice gerçekleştirilen kazılardan kamyonlar dolusu tarihi eser çıkarıldığına şahit olanlar var.
Bu eserlerin ne kadarı İstanbul Arkeoloji müzesine teslim edilmiştir bilmiyoruz, bu konuda bir bilgi verecek olanların fatihten@gmail.com adresine yazmaları rica olunur.
Bu antik mezarlık hakkında bilgi almak amacıyla Patrikhaneye yaptığım ısrarlı ziyaretlerden hiçbir netice alamadım, Patrikhane bu konularda kendilerinin elinden hiçbir şey gelmediğini, bu eserlerin müzelerin ve belediyelerin denetiminde olması nedeniyle hiçbir müdahale yapmalarının mümkün olmadığını beyan ettiler.
Büyük Millet, Büyük ülke olmanın en vazgeçilmez kuralı İnsana ve insandan hâsıl olana, İnsanların ihtiyacı olana saygı göstermekten geçmektedir.
Bizans kültürü bizim kültürümüzdür. Bu kültürün hamiliğini Yunanistan’a, Rusya’ya bırakacak olursak bundan büyük zarar göreceğimizin bilinmesi gerekiyor.
Bizans’ta bizim Patrikhanede bizim öz değerlerimizdir. Türkler Anadolu’ya girince çağının milletleri gibi halkı kılıçtan geçirmedi, katliamlar yapmadı, halkı soymadı. Birlik oldular, kardeş oldular bu güne kadar kimliklerini kendi arzuları doğrultusunda korudular. Son yüzyılda ayrışmaya başladığımızdan imparatorluğumuz yıkıldı, şimdi bu ayrışma körüklenerek devam ediyor.

Korkarız Osmanlının başına gelenler Cumhuriyetimizin başına gelmesin, Bu temenni ile olmuyor, büyük millet olmanın gereklerini yerine getirmekle oluyor.
Biz Müslüman Türkiyeliler olarak Hıristiyanlıktan, Musevilikten çekineceğimiz bir durum yoktur. Devletimizin böyle bir korumacılığa soyunması doğru değildir, bırakın gönüllerde yaşatılan Din dil ırk söylemleri alabildiğine özgür olsun, Türkiye milleti olarak ülkemizdeki çatışmalar son bulsun, tekrar Sultan fatihin politikalarını hayata geçirelim.
Başka çıkış yolu yok!

KONU İLE İLGİLİ HABERLER
SİLİVRİKAPI HİPOJESİNE İLKEL KORUMA
Talan edilen Bizans kral mezarları (Hipoje)
Silivrikapı Hipojesinden genel resimler
Silivirkapı hipojesinde Sahte lahit kabartmaları
Bizans bizim tarihimiz
Yayınımız ve Beyaz masaya müracaatımıza ses geldi fakat görüntü yok !
Yeryüzünde günümüzde yaşayan İslam toplumları tarihi eserlere neden düşman?
 

TARİHTEN ANA SAYFASINA DÖN

YORUMLAR:
Selim Sadakat

Adam olacak çocuk!
2010 Avrupa kültür başkenti ilan edilmemize sevinmiştim.
şimdi korkmaya başladım, el aleme rezil olacağız.
Bütün Eminönü hala gazze gibi hatta daha çirkin görünümde, bir yıl sonra ülkemize gelen araştırmacılara bu molozlarımı göstereceğiz.
beş yıldır fatihte tarih kültürümüze tek çivi çakmayan sayın Mustafa Demir Eminönü için hiçbirşey yapamayacaktır, rant toplamak dışında.
göreceğiz inşaallah yüzümüzü ağartır da gidip kendisinin elini öper özür dilerim.
yanılmadığımın ispatını bir yıl sonra göreceğiz.
Bu haber inşaallah burada 2010 törenlerine kadar duracak.
04 Haziran 2009 Perşembe Saat 16:16