.

BU GÜN AHDE VEFA GÜNÜ

1966 yılında başımdan geçen bir trafik kazası sonucu, Cerrahpaşa tıp fakültesinde Açık beyin ameliyatı olarak, %80 masada kalacağım bir ameliyattan beni kurtaran, Aziz insan, Evliya Doktor Dr. Mehmet Remzi Sakarya'nın anısına bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim.

Ülkede ilmin ve Tıbbın gelişmediği yıllardı, Her şeyi Marşal yardımlarıyla alan, En büyük tıp fakültelerinde bile kaliteli hizmetin verilemediği, yoklukların hayat nizamı olduğu yıllardı.
Politik çekişmeler Asker-Sivil, Derin dış güçlerin ülkede kaos estirdikleri, Ekonomimiz Okyanus ötesinden gelecek (Üsler nedeniyle) ulufelere endeksliydi.

İç siyasette kereste yolsuzluklarının manşet olduğu, Sağ-sol diye kardeşlerin birbirlerine kurşun sıktığı, Yeni bir elbise almanın mümkün olmadığı, Beratta, Çekoslovak  tabancaların 16 yaşındaki çocukların harçlıklarını biriktirerek alabildiği yıllardı.
O yokluk ve yoksulluk yıllarını yaşamayan bilemez, Bu konu çok derin ve bu yazımızın konusunu aşan bir durum olduğu için kesmek istiyorum.

Bu gün yolum Ayvansaray'dan geçti, Müthiş insan Dr. Mehmet Remzi Sakarya'nın evinin önünden geçerken o aziz insana olan mahcubiyetimi telafi edememenin ızdırabı iliklerime kadar beni tekrar sarstı.

Rahmetli Dr. Mehmet Remzi Sakarya'nın sağlığında kendisine ulaşıp bir elini öpemedim, bir helallik alamadım, hep vicdan azabı çekerim.
O muhteşem insan literatürde sıradan bir doktor olarak bilinir, Tanıyanlar bilir ki o sıradan olamayacak kadar özel bir insandı.
Sözde modern!, yaygın tıp tedavi yöntemlerini pek kullanmazdı, hastalarına şimdilerde meşhur olan doğal tedavi yöntemleri tavsiye ederdi.
Evet Cerrahpaşa'da Açık beyin ameliyatı yapılmak istenen bir hastayı, az pişirilmiş ızgara dalak ile tedavi ederek sağlığına kavuşturabilecek bir doktordu.
Rahmetli için evliya gibi tabirini hep kullanırdım, Hastalarını Dua ile tedavi ettiğine inanırdım, ilaç olarak verdiği tavsiyeler bana çok basit gelirdi, lakin hastalar büyük olasılıkla sağlığına kavuşurdu.

 
Yetmişli yıllarımız serserilikle, seksenli yıllarımız mahkumiyetle geçti, Bu arada kendisini kaybettiğimizi öğrendiğimden beri acı bir azap içindeyim.
Bu yüce insana neden hak ettiği itibar ve şöhreti veremedik diye, hayatı Ayvansaray'da  Çingene mahallesi kenarında hasta tedavi etmekle geçti, birçok hastası ise muayene ücretini bile ödemekten mahrum idi
Dr. Mehmet Remzi Sakarya'nın eline su dökmekten aciz kişilerin büyük unvanlar ile zengin semtlerdeki muayenehanelerinde hocamızın bir aylık kazancı karşılığı bir hastaya baktıklarını bilirdim.

Şimdi düşünüyorum Allah sevdiği kullarına Rahmet nazarı ile bakar, Sevgili kulları ise genelde plazalarda, villalarda değil mütevazı semtlerde oturur.
Yüce Rabbim Haklı şöhretiyle Evliya doktor, Dr. Mehmet Remzi Sakarya, Hemen yanı başındaki birçok Sahabe-i Kiram kabri hatırına burada hizmet verdiğini sanıyorum.
Peygamberimizin süt kardeşi, Ebû Şeybe el-Hudrî Hazretleri’
 
Hâfir (r.a.), Abdüssâdık Âmir (r.a.), Şû’be (r.a.),
Ebû Zerr el-Gıfârî (r.a.), Câbir  (r.a.), Muhammed el-Ensârî (r.a.), Kâb (r.a.), Hamdullah el-Ensârî (r.a.) Hazretleri türbeleri 
Dr. Mehmet Remzi Sakarya'nın evine 50-200 metre mesafelerde olmasını hiç düşünememiştim.
Şimdi inanıyorum ki bu muhterem hocamız Öncelikle Allah'ın bir lütfü ile, Bu sahabe-i kiramın hatırına buralardan ayrılmadı. Ve ben.. şu an 61 yaşında bu yazıları acı bir hüzünle sizlerle paylaşıyorum.
Evliya doktor, Dr. Mehmet Remzi Sakarya,nın unutulmaması gerekiyor.
O'nu örnek alacak yeni doktorlar yetişebilmesi için.
Takdiri Hak eden örnek insanlara vefasızlığımız nedeniyle günümüzde toplumsal kaos yaşamaktayız.
Anlamak ve yaşamak dileği ile Abdullah Gözaydın   fatihten@gmail.com

Rahmetli, Dr. Mehmet Remzi Sakarya hakkında bazı makaleler için tıklayınız

Kitaplar:
MEDENİYET VE ALKOLİZM
Yazarı: Dr. MEHMET REMZİ SAKARYA Yayın Yılı: 1964
Bir Nefes Sıhhat   http://dergi.altinoluk.com/index.php?sayfa=yillar&MakaleNo=d194s058m1

Rahmetli MEHMET REMZİ SAKARYA'nın evi ve Muayenehanesi

BENİM HAYAT HİKAYEMİN DETAYLARI: Hastalığım ve Tedavi edilişim.

Yıl 1967, 16 yaşındayım, Atan kardeşler otobüsü ile Ankara'dan tek başıma İstanbul'a geliyorum, Gece yarısı bindiğim otobüs sabah sekizde Harem'de olacak.
Aylardan bir kış ayındayız, güneş henüz doğmamış, Otobüste sol ortalarda oturuyorum ve yanımdaki koltuk boş, Uyuyorum, Bir patlama ve başım önce cama vuruyor, Otobüse arkadan bir kamyon çarpıyor, sağ şarampole yatan otobüsün ara boşluğuna düşüyorum. Sağda oturanlarda yaralananlar var.
Tuzla piyade okulunun karşısındayız, askerler yardıma geliyor, askeri ambülanslar yaralıları hastahaneye götürüyor, Bende bir yara bere yok.
Biraz bekledikten sonra gelen yedek otobüsle Haram'e geliyoruz, Oradan Araba vapuru ile Sirkeciye, Eminönü'nden Alibeyköy otobüsüne binerek Fener'e eve geliyorum.

Başımdan geçenleri aileme anlatıyorum, doktorluk bir durum yok, Günlerden pazar Arkadaşlarla Halkalı'ya gidiyoruz, K.çekmece gölünde yüzüyor, Futbol oynuyoruz, Akşama doğru Unkapanı bulvar sinemasına geliyorum, Gece yürüyerek Fener'e eve geliyorum.
Evimiz cumbalı dört katlı bir ev, benim odam dördüncü katta, Üçüncü kat merdivenlerinde  başım dönüyor, basamaklara oturmak istiyorum, olmuyor 3. kata yuvarlanıyorum. Bundan sonrasını hatırlamıyorum. Babam uyanıyor yarı baygın hastahaneye Cerrahpaşa'ya kaldırıyorlar, Ertesi gün doktorlar beyin ameliyatı olmam gerektiğini söylüyorlar.

Babam Gümrük muhafaza memuru olmasına rağmen ameliyatım için 25.000 TL masraf istiyorlar ( Babamın maaşı 600 TL) O devirde Haseki devlet hastahanesinde beyin ameliyatı yapılamıyor.
Doktorlar ameliyat sonrası için garanti vermiyor, %50 masada kalacağımı, %25 Sakat kalacağımı, %25 iyileşme şansımın olduğunu söylüyorlar.

Babam çaresiz, kenarda bucakta bir birikim yok, Borç harç parayı bulacak ama ölürsem borç baki kalacak. iyileşme imkanı yok denecek kadar az, Allah'a sığınarak beni eve getiriyor.
Şimdi Rahmetli olan Babam, Annem, Halam sabahlara kadar başımda Kuran-ı Kerim okuyarak şifa diliyorlar.
Bir hafta , On gün bir şey yiyemiyorum, bütün duyularım %80 işlevini kaybetmiş. Gözlerim gündüzleri sisli görüyor, Kulaklarım tam işitmediği için doğru konuşamıyorum, Yatakta doğrulmaktan başka ayağa kalkamıyorum. Ailem her gün ölümümü bekliyor.

Yeniden doktora gitmemiz düşünülmüyor, Doktorlar arızanın Beyinde olduğunu, açık beyin ameliyatlarının ise %80 ölümle sonuçlandığını söylemişler. artık doktora gitmenin bir anlamı yok, Derken Ayvansaray'da bir Doktor olduğunu söylemişler.
Hasan abimin kucağında Ayvansaray'a Doktor Mehmet Remzi Sakarya'nın muayenehanesine geldik. Bekleme salonu kalabalık, Doktor bu sıra hasta kabul etmek için muayenehanesinin kapısından göründü, Sıradaki hastayı alması gerekirken,
--Getirin bu çocuğu gerçek hasta bu dediğini söylediler, Benim konuşmalarım anlaşılmadığı için  ailem otobüs kazası sonrası bu hale geldiğimi, Cerrahpaşa'nın şu şekilde teşhis koyduğunu söyledi.
Doktor Mehmet Remzi Sakarya gözlerimi, tırnaklarımı, ağzımı, vücudumu kontrol ettikten sonra
-- Bu çocuk korkmuş dedi.
Tedavi olarak ise, suda eriyen vitamin hapları verdi, Birde hafif ızgara dalak yemem gerektiğini önemle söyledi.

Mahallenin en güçlü çocuklarındandım, altı ay sonra yürümeye başladım, bu hastalığımdan sonra eski gücüme kavuşamadım lakin Cerrahpaşa'da kadavra olmaktan kurtuldum.
O devirlerde prof. olsa da Korku sendromu yaşayanla,  beyin kanaması geçiren bir hastayı ayırt etmek mümkün olmuyordu demek ki.
Allah gani gani Rahmet eylesin Yüce insan Doktor Mehmet Remzi Sakarya.

Fatih ilçesinde hayatı fakir fukaraya, Garip Gurebaya halishane hizmet etmiş değerli insanların adını yaşatmak,  hayat serüvenlerini yeni nesillere ibret olarak sunmak öncelikle yerel yöneticilerimizin görevidir. Dileriz Fatih belediyemiz bu konuda ciddi bir çalışma yaparak unutulan bu değerleri gün yüzüne çıkararak unutulmalarına fırsat vermez.
Bu konuda bizlerde üzerimize düşeni gerektiği fedakarlıkla yapmaya hazırız.

Fener-Balat-Ayvansaray civarında Örnek şahsiyetlerden bazıları: Ölenlere Rahmet yaşayanlara sağlık ve saadetler dileriz.

Doktor Mehmet Remzi Sakarya (Allah Rahmet Eylesin)
Fazilet Eczanesi, Eczacı Nevzat Seçkin (Allah Rahmet Eylesin)
Öğretmen, müdür Ata Özer (Allah sağlık sıhhat versin, ölmeden değerini bilelim)
Hüseyin Movit, Türkçe gönüllüsü (Allah sağlık sıhhat versin, ölmeden değerini bilelim)
Kadri Gözaydın, 57 yıllık hayatı Balat gençliğine hizmet (Allah sağlık sıhhat versin, ölmeden değerini bilelim)

DEVAMI:  Önerilerinizi hayat hikayeleri ile bekleriz.

BENZER YAZILAR:
Nail TANGÜLÜ'nün Hocamızla olan Hatırası

Doktor Mehmet Remzi Sakarya ve Abdullah Gözaydın
Vahye Göre Yeniden İnşa, Nesrin Zerey

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com