|
SON 300 YILDIR NEDEN BORÇLANIYORUZ ?
Yüzyıllardır Osmanlı ve devamı Türkiye
cumhuriyeti, zaman zaman milli duruş sergileyen
hükümetler geldiyse de genelde dış ve iç borç ile
karşılıksız para basma ile ülkenin altyapısını,
madenlerini, insan gücünü satarak (Batıya işçi
göndererek) ekonomik ihtiyaçlarını temin etmişler.
Ülkemiz bazen öyle durumlara düşmüş ki; Maliye vergi tahsilatı
yapamaz olmuş, Galata bankerlerinden aldıkları
paraların faizlerini ödeyememişler, Bankerler
maliyeyi (söz uygunsa) haciz etmişler , Halktan
Vergi toplama hizmetini bankerler yürütmeye
başlamışlar.
Az gittik Uz gittik, bu idareciler kırk milyon km' lik ülkemizi
kötü idare etmenin bedeli olarak her dönem savaşla
veya masada kırpıla kırpıla 300.000km2 civarında
bir orta Anadolu'ya sıkıştık, Son bir hamle ile
kurtuluş savaşı vererek bu rakamı
780.000
km² çıkardık.
Milli politikalarla, savaştan çıkmışlığın verdiği özverili gayretle
devlet olmayı başardık.
Bu durum tarihten ibret almayanların iktidarları nedeniyle uzun
sürmedi, (Kıbrıs'ı saymaz isek)hiç savaş
görmediğimiz halde dünya sıralamasında çok kötü
yerdeyiz.
Geçmişte gördüğümüz açık ve gizli kapitülasyonlar anayasamızda,
kanunlarımızda yasak olmasına rağmen yine
verilmeye devam etti, Bir taraftan anayasa
mahkemeleri özelleştirme adı altında ülkenin bütün
kârlı ve milli kurumlarının, arazilerinin
satışlarını iptal ederken, bütün iktidarlar satışa
yeni düzenlemeler getirerek devam
ettiler.ediyorlar.
Dün muhalefette bu işlere karşı olanlar bugün iktidarlarında
satışa devam , yüksek faizli borçlanmaya devam
ediyorlar.
Dün iktidarda bu işleri fütursuzca yapanlar bu gün Vatan
elden gidiyor feryatları ile halkı kışkırtmaya
devam ediyorlar.
Bu ülkede ekonomi ve sanayi kalkınmasını destekleyen bazı
hükümetler zaman zaman esnafa,sanayiciye düşük
faizli kredi verir. bizim insanımız bu parayı
işini geliştirmede değil, aynı hükümetin ödediği
yüksek faizli banka hesaplarına aktararak
çalışmadan yüksek karlar elde ederler,
Son birkaç on yılın krizli günlerinde ekonomik verilere bakarsak bu dar
günlerde sanayicinin yüksek karlar, büyümeler
gösterdiğini görürüz, bu başarıları sanayi hamlesi
ile yatırım hamlesi ile değil, Faiz gelirleri ile
elde ettiklerini görmekteyiz.
Devletin kendilerine verdiği imtiyazlı kredileri bu zevat
teknolojilerini geliştirmek yerine faizle
değerlendirmeyi seçmiştir.
Bu ülkenin devlet eliyle kalkınması mümkün mü ?
Hayır devlet eliyle büyük ekonomi örneği dünyada yok , son
sosyalist ! ülkelerde , ya dağıldılar, yada
serbest ekonomiye geçtiler.
Şimdi vergi vermeyi istemeyen, vergi vermemek için dahiyane
ayak oyunları sergileyen bu halkın oluşturduğu
devletin hiç iki yakası bir araya gelir mi ?
Devleti oluşturan unsur zaten insan değil mi, Parlamentosu
ile, sanayiciyle, işçisiyle, köylüsüyle, bu halk
ülke ekonomisini " Türkiye Ailesi ekonomisi "
olarak görmez, Maddi varlığı olan israf edebilmek
için çılgınca harcarsa, bu harcamanın çoğunu ise
ithalat ile yaparsa,
Maddi Varlığı olmayanın yarı aç yarı çıplak devlete isyan ederek
silahlı, silahsız, devletin kurumlarını zaafa
uğratacak kaos ortamları oluşturarak , Ülke
huzurunu bozarsalar,
Yönetimler israf edenlere yönelik tedbir alamazken, isyan
edenlere karşı yoğun güvenlik tedbirleri için
maddi ve insan gücünden oluşan masrafları ise en
az faiz giderleri kadar bir harcama ile güvenlik
tedbirleri almaya mecbur kalınca bu ortamdan karlı
çıkmak mümkün olur mu.?
İşte yüz yıllardır hep aynı senaryo ile tezgahlanan oyunlar ile bu
hale geldik, ibret alan, tedbir alan yok
Ne olacak halimiz ?
Tarih tekerrürden ibarettir. Hiç ibret alınsaydı tekerrür edermiydi.
Acilen tarihten ibret alarak tedbirlere gerektiği gibi
sarılmalıyız,
Dünkü Osmanlı imparatorluğuna yapılan böl parçala yönet bu
gün Yugoslavya' yapılmıştır, Sovyetler birliğinde
kısmen yapılmıştır , Afganistan'a yapılmak
isteniyor, ırakta yapılmak isteniyor, sudan'da
yapılmak isteniyor, ve Türkiye'mizde yapılmak
isteniyor.
Arabistan yarımadası gibi cetvelle çölü parselleyip bir aileye
(Sözde) teslim eden güçler , Afrika'yı cetvelle
parselleyip bir kaç kabileye (Sözde) teslim eden
güçler, Dünya halklarının pazar kendilerinin ortak
olduğu bir dünyayı devamlı şekillendirmek
için akla hayale gelmeyecek taktiklerle kanlı
oyunlarına devam ediyorlar.
Ne zaman uyanarak bu vatanın evimiz, Bu insanlar kardeşimiz
olduğu şuuru ile bu bayrak altında her türlü alt
kimliği ikinci plana iterek, önce vatandaşlık bağı
ile hayatta kalma mücadelesi vermeyi öğreneceğiz.
Bu milli , ulusal düşünceyi öğrenmek için yüksek yüksek
okullar okumaya gerek yok, o okulları okuyanlara
zaten bu işler öğretilmiyor, bu milli görevi
tarihten ibret alarak yapmalıyız,
Bu gün Irak tan ibret alamıyorsak, Yugoslavya'dan ibret
alamıyorsak, Filistin'den, Arabistan yarımadasın'
dan, Afrika'dan, Sovyet Rusya'sından ibret
alamıyorsak yapacak zaten bir şey yok demektir.
Vatandaş olarak vergi vermeyi, Devlet görevlisi olarak vergi almayı
beceremeyecek bir topluluk isek beğenin zilletin
en karanlığını, Beğenin sefaletin en sefilini,
Beğenin ölümlerden en acıklı ölümleri, Tarihin
karanlıklarında kaybolun istiyorsanız,
Lütfen şunu yapın, Aklınızı kullanın artık. Bu hayat dünyada
başlamadı, Ölümde son değil.
Ateist iseniz size söyleyeceğim bir şey yok, siz zaten yeterli
bunalımda, hayatınız zifiri karanlık.
Bu hayatı sizlere veren Allah sizden neler bekliyor bunu
öğrenmeden, gereğini yapmadan karşısına çıkarsanız
, artık son pişmanlık imkanı yok,
Hayatını kaos düzenlerinden sağlayanlara bakmayın, terlemeden
kazandığınız her kuruşu kusarak aklınızı ve
bedeninizi yıkamaya çalışın, kalan hayatınızı
nefsiniz için değil, gelecek nesil için yaşamaya
çalışın, kendinize layık görmediğiniz hiçbir şeyi
kimseye layık görmeyin, Kendinizin sevdiği her
şeyi herkes için isteyin, yeyin için israf
etmeyin, hayatın sevgiden ibaret olduğu gerçeğini
anlayarak önce siz sevin karşılık inadına
beklemeyin, kendinizi,evinizi,sokağınızı,ülkenizi
temiz tutun , temiz iş yapın, yalana-harama asla
yaklaşmayın göreceksiniz her şey güzel olacak.
Vallahi güzel olacak, billahi güzel olacak.
Siz bu mutlu günü hemen yaşamaya, dünyada görmeye heveslenenler,
umulur ki görürsünüz. eğer göremeyecek olursanız
size yemin ediyorum en acı, en sefil imkanlarla
hayatınızı yaşamış olsanız bile bu kısa hayatı
mutlu olarak yaşayacaksınız, Hayat mücadelemizin
amacı mutlu olarak yaşamak değil mi ?
Bir dostum yeni Yemenden geldi. Yemenin Nüfusunun % 65i 18 yaş altı
gençlerden oluşuyormuş,
(detaylı bilgi için ) Fakirliğin büyük
boyutlarda olduğu bu ülkede evlerin dükkanların
kapıları yok, kilitleri yok, yani hırsızlık yok,
bu kadar fakirliğe rağmen insanlar mutlu yaşamayı
biliyorlar.
Bu durumdan ibret alarak bizdeki hırsızların ! açlıktan mı yoksa
Ahlaksızlıktan mı çaldığını anlamış oluruz.
Ülkemizin imkanları neden dışa bağımlı, neden her gelen ülkeyi
haraç mezat satıyor, neden gelirimizin çoğunu iç
ve dış güçlere faiz olarak ödüyoruz gibi daha
onlarca sorunun cevabı burada gizlidir.
Aslında gizli değil aşikar.
NE ZAMAN AHLAK'İ
DEĞERLERİMİZ İNSAN'İ OLACAK,
ANCAK VE ANCAK, O ZAMAN BU ŞİKAYETLERİMİZ BİTECEK.
BOŞUNA ÇENE ÇALMAYIN, KAFA PATLATMAYIN
Abdullah Gözaydın
DTP ne yapmak istiyor
Hasım hasımı ateşe atar, dost başta tutar .
Hortlayan nağmeler .
Merkez Bankasının Uyarısı.
Ülkemizde on yıllardır uygulanan senaryolar yine sahnede !
AKILLARIN DURDUĞU, SÖZLERİN BİTTİĞİ ZAMAN
Gece yarısı açıklamasına bizden anında cevap
27.02.2007
YÜZ BİN KİŞİYİ MEYDANLARA TOPLAYARAK REJİME MEYDAN OKUYANLAR !
KİMLER AĞLIYOR...? KİMLER GÜLÜYOR...?
"demokrasiyi çaresizliğe götüren Erkan Mumcu" |