Bugun...


FATİH YENİ ROMA DEVLETİ'Mİ OLDU?
Yeni Roma adı altında Devlet mi VAR? haberimiz yok! Patrik Bartholomeos biyografisinde Yeni Roma diye bir ülkeden bahsetmesi kafamızı karıştırıyor. TÜRKİYE BAŞPİSKOPOSU UNVANI NEDEN KULLANILMIYOR? Literatürde Başpiskopos'un manası ve Sözlük Açılımını aşağıda yazımıza başlık yaptık, Yıllardır bu soruları soruyoruz, Cevap arıyoruz, Bulamıyoruz. Patrik Bartholemeos Türkiye başpiskoposudur, Yeni Roma diye bir devlet yoktur, Bu çok önemlidir, İlgililerin dikkatine sunarız

facebook-paylas
Tarih: 28-01-2016 11:01
FATİH YENİ ROMA DEVLETİ'Mİ OLDU?
+ -
Başpiskopos, Ortodoks Kiliseleri'nde Kilise'nin ve "Sen Sinod"'un başıdır. 
Ülkesindeki diğer piskoposlar ve metropolitler tarafından seçilir ve sinoda başkanlık yapar. 
 
Bazı ülkelerin başpiskoposları patrik sıfatını da kullanırlar (Moskova, Bulgaristan, Gürcistan, Sırbistan, Romanya Patrikleri vs.)
 
Katolik kiliselerinde ise bu unvan daha geniş bir yönetim çevresine sahip piskoposlara verilir. 
Roma başpiskoposu Papa olarak adlandırılır ve Katolik Kilisesi'ndeki en yüksek makamın sahibidir. 
Katolik başpiskoposlar da piskoposlar gibi evlenemezler ve bekar yaşamak zorundadırlar.
 
Bu tanımdan anlıyoruz ki Başpiskopos ülkelerin en büyük ruhani liderinin ünvanıdır.
Fener patrikhanesi İstanbul'un fethi ile Fatih Sultan Mehmet Han tarafından kurulmuş Osmanlı Topraklarındaki en büyük Ortodoks Ruhani merkezdir ve başındaki Başpiskopos Aynı zamanda Patriklik makamıdır.
 
Lozan anlaşması ile Fener patrikhanesi varlığını korumuş, Türk halkının Ortodoks üyeleri tarafından temsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Günümüzde Lozan birçok yerden delinmiştir, Öncelikle Patrikhane ve "sen sinod" (Patrikhane yönetimi) Türk Ortodoksları arasından özgün seçimle göreve gelmesi hükmü varken, Bartholomeos Turgut Özal dönemi ABD'den getirildi, Şimdiki Sen Sinot üyeleri Ak partinin iktidara geldiği 2004 yılında ABD ve AB ülkelerinden getirilerek Türk vatandaşı yapıldı.
 
 
Fener Patrikhanesi Başpiskoposu sadece Türkiyede kendine bağlı cemaate yönelik dini meseleleri, işlerini düzenlemekle Patrik Bartholomeos görevlidir.
Bir başka deyişle Patrik Bartholomeos Türkiye Başpiskoposu ve Hıristiyan Ortodoks cemaati lideridir.
 
Fener Patrikhanesi Başpiskoposu Bartholomeos patrikhanenin resmi web sitesindeki biyoğrafisinde kendisini Kostantinepolis, 
İstanbul, Yeni Roma Başpiskoposu "Ekümenik patrik" olarak tanımlamaktadır.
 
Eski adı ile Kostantinepolis, İstanbul'un adı ne zaman Yeni Roma Oldu?
 
19. yy. sonlarında Hasta adam denilen Osmanlı İmparatorluğu birçok yerde masabaşında paylaşılıyordu, Sonra Bütün Doğu-Batı bir olup saldırınca, Müslüman ülkelerin çoğu seyirci kalınca  Osmanlı tarih oldu,
Empetalistler marifetiyle Osmanlı Topraklarında 40 devletçik kuruldu. Emperyalizm amacına ulaşmıştı.
 
Şimdi aynı paylaşım yeniden yapılmak isteniyor, Anadolu ve Ortadoğu üzerinde yapılan yeniden sınırların çizilmesi, yeniden batı endeksli iktidarların yönetime getirilmesi gündemdeyken, Türkiyede sayıları 1500 kişiyi geçmeyen Türk Ortadoks cemaati ABD'den aldığı destek ile İstanbul üzerinde, Yetmedi Trabzon-Giresun üzerinde senaryolar hayata geçirmeye çalışıyor.
 
Türkiye'de resmi açıklamalarda Türk olduklarını, Türkiye devleti için dua ettiklerini açıklayan Papazlar, Batıda her fırsatta Türkiyeyi şikayet etmekten vaz geçmiyorlar.
Bartholomeos artık yeni devletçiğinin adını da açıklamış oldu, Tarihi yarımada Sur içinde Eski Adı Kostantinepolis, 1453 yılı Fetihten sonra İstanbul olan Doğu Romanın başkentinin adı YENİ ROMA Yapılmış.
 
Burada kasıt bir art niyet aramayalım diyoruz ama neden Yeni Roma diye sormadan edemiyoruz.
Lozandan gelen Hukuki haklarına göre Sadece Türkiye içindeki Ortodoks kiliselerin ruhani lideri olması gerekirken, Görüyoruz ki Bartholomeos Bütün Ortodoks aleminin lideri olduğunu sık sık vurguluyor, Lozanın bu şekilde delinmesini ise resmi yetkililerimiz seyrediyor. Yıllardır bu konuda uyarı haberleri yapılıyor Hiçbirine gerekli cevaplar verildiğini göremiyoruz.
 
Daha dün 2. bölge milletvekilimiz Mehmet Ali Şahin Kin kapısından patrikhaneye gireceğine yemin etmişti, Ne yazıkki sözünde duramamış, Patrikhaneyi sol kapısından girerek ziyaret etmişti, keşke hiç ziyaret etmeseydi.
 
Bizler eski bir Fener-Balatlı olarak içimizdeki Türkiye devletine saygısı olan Rum Ermeni Yahudi vs. diğer kavimlerin vatandaşlarına saygıda kusur etmedik, Hala da etmiyoruz. Birçok azınlık mensubu ile akrabalığımız dahi var. Fakat Türkiyemizi batıda şikayet konusu yapanlara karşı bizden hoşgörü beklenmesini kabul edemiyeceğiz.
Bu Yeni Roma hayalinin masum bir hala olmadığını biliyoruz, yetkililerimizi uyarmayı vazife kabul ediyoruz.
 
Haber Yorum: Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com
 
PATRİKHANE WEB SİTESİ
 
 
 



Kaynak: Fatih haber

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

PATRİKHANE TARİHİ ÖZETLERİ
17-04-2019 04:01:00

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

Dünya Ortodoks Kiliselerinin İstanbul’daki resmî merkezi. 
1054’te Batı ve Doğu kiliselerinin birbirinden ayrılmasından sonra Doğu Kilisesi’nin merkezi oldu. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in Ortodoks ruhanî zümresinden yeni bir patrik seçmelerini istemesi üzerine toplanan ruhanî meclis, Georgios Skolarios’u II.Gennadios adıyla patrik seçti. 

Fatih Sultan Mehmed, Türk ve İslâm hukuku çerçevesinde dinî ve medenî haklarla ilgili olarak patriğe verdiği fermanda, patrik ve diğer din büyüklerinin can güvenliğinin sağlanacağı ve vergiden muaf tutulacağı; ancak, patriklerin dinî olmakla birlikte siyasî bir görünüm içeren Doğu ve Batı Kiliselerinin birleşmesine ilişkin konularla ilgilenmelerini kesin olarak yasakladı. Bununla beraber Patrikhane, kuruluşundan itibaren Türklük aleyhine iki yönlü bir siyaset izledi. 

Birincisi, kendini Avrupa kamuoyunda Müslümanların eline düşmüş mazlum bir kuruluş olarak tanıtma çabası; diğeri ise Sırp, Arnavut, Ulah, Bulgar gibi Rum olmayan Ortodoks halkın Rumlaştırılarak Bizans İmparatorluğu’nun yeniden kurulması için çalışmasıdır. 17.yüzyıldan itibaren bazı patriklerin siyasetle uğraşmaları üzerine, Patrikhane’nin ayrıcalıklarına sınırlama getirilip yetkileri kısıtlandı. Devlete karşı tutum ve davranışları nedeniyle Patrik III.Parthenios idam edildi (1657). 

Osmanlı Devleti tarihinde idam edilen bir diğer patrik ise II.Gregorios oldu. Eflâk ve Mora isyanlarıyla ilgisi kanıtlanan patrik, II.Mahmud’un emriyle idam edildi (1821). Patrikhane, 1829’da Yunanistan’ın bağımsızlığını ilân etmesinden sonra, Yunan hükûmetinin çıkarları ve emirleri doğrultusunda hareket etmeye başladı. 

Daha sonra Osmanlı topraklarında yaşayan Rumları ayaklandırmak için faaliyetlerini artırdı ve I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilgiye uğraması üzerine Türkiye aleyhine çalışmaya başladı. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra, İttihat ve Terakki Hükûmeti’nin adamı sayılan Patrik V.Germanos, ruhanî meclis tarafından görevden alındı. Yerine Bursa Metropoliti Dorotheos Mamelis, vekâleten getirildi. 

Patrik vekilinin yaptığı ilk iş, 9 Mart 1919’da Patrikhane ile Osmanlı Hükûmeti arasındaki ilişkilerin kesildiğini açıklamak oldu. Bu dönemde Patrikhane, Bizans’ı yeniden canlandırmak, Türk topraklarının bir kısmını Yunanistan’a katmak için yoğun faaliyete girişti. Etniki Eterya, Rum Matbuat Cemiyeti, Rum İttihad-ı Millî Cemiyeti, Rum İzcilik Teşkilâtı, Rum Trakya Cemiyeti, Rum Küçük Asya Cemiyeti gibi kuruluşları maddî yönden destekleyip Anadolu’daki bütün kiliselerle Rum okullarını silâh deposu hâline getirdi. 

İstanbul’dan toplanan 5000 gönüllü Rum’u silâhlandırıp İzmir ve Trakya’ya gönderdi. Patrikhane bünyesinde kurulan Mavri Mira Cemiyeti, çeşitli illerde çeteler oluşturarak Türkleri katletmeye başladılar. Patrikhane’nin tahrikleri daha çok İstanbul, İzmir ve Trabzon gibi Rumca konuşulan bölgelerde etkili oldu. İstanbul, 16 Mart 1920’de İtilâf Devletleri tarafından resmen işgal edilince, Patrikhane’nin kapısına Bizans’ın çift başlı kartal armasını taşıyan bayrağı çekildi. 

Bu arada Yunanistan’ın buyruğu ile Doroteos, patrik seçildi. Türk ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’e girmesinden bir süre sonra Doroteos ve Patrikhane’nin önde gelen din adamları Yunanistan’a kaçtılar. Lozan Konferansı’nda Patrikhane’nin durumu gündeme geldiğinde Türk heyeti, bu kurumun, zararlı faaliyetleri nedeniyle kaldırılması ve patrikhaneyle ilişkili din adamlarının sınır dışı edilmesi konusunda ısrar etti. 

Mustafa Kemal Paşa, 20 Ocak 1923’te gazetelere verdiği demeçte, bir hıyanet ocağı olarak nitelendirdiği Patrikhane’nin artık topraklarımız üzerinde barındırılmaması gerektiğini açıkladı. Fakat Yunanistan’ın baskılarıyla Lozan’da İngiliz heyeti ve diğer heyetlerin, Patrikhane’nin İstanbul’da kalmasında ısrar etmeleri üzerine uzun süren tartışmalar sonucu Türkiye, siyasî faaliyetlerde bulunmamak ve denetim altında tutulmak koşuluyla Patrikhane’nin İstanbul’da kalmasını kabul etti; bu arada Osmanlı Devleti’nin tanıdığı ayrıcalıklar da kaldırıldı; daha sonra patriklerin Sen Sinot Meclisi tarafından seçilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti "asli" vatandaşı olmaları, koşulu getirildi.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI