1001 Direk sarnıcı Tehdit altında

Sultanahmet 1001 direk sarnıcı üzerine basın ilan kurumu genel müdürlüğü yapılmak isteniyor

1001 Direk sarnıcı Tehdit altında
18 Eylül 2012 - 09:35

Sultanahmet Adliye sarayının karşısında varlığı İstanbullular tarafından pek bilinmeyen MS. 400 yıllarında inşa edilen Roma dönemi istanbul'un 2. büyük su sarnıcı bulunmaktadır.

Birçoğumuz üzerindeki parkta dinlenmiş, Önünden defalarca geçerek Adliye sarayına gitmişliğimiz vardır.

Bizde 58 yıldır Fatihte yaşayan onlarca senedir habrcilik yapan biri olarak sarnıcı keşfedişim bu günlere nasip oldu.

Sarnıcın tam üzerinde bulunan parkın köşesinde basın ilan kurumu genel merkez binası bulunuyordu.  

 

BİK yetkilileri binanın artık yenilenmesi gerektiğine karar verir ve geçen yıl betonarme eski bina yıkıldı, yerine yenisi yapılacaktı.

Fakat binanın temellerinden tarihi 1001 direk sarnıcı çıktığı görüldü.  BİK binasının %40'ı 1001 Direk sarnıcının üzerinde buluyor, 1600 yıllık sütunlar üzerinde yaşam savaşı veren sarnıç birde üzerindeki devasa beton binaların yükünü taşıdı günümüze kadar. 

 

Ve tarihi sarnıç artık ben yoruldum diyor, Anlayan varmı sanıyorsunuz.

Basın ilan kurumu binayı yıktığında aşağıdaki sarnıcı yağmur suyu basıyor, Sarnıç işletmesi, Başta Anıtlar  kurulu olmak üzere, durumu ilgili devlet kurumlarına bildiriyor, Yapılan etüdlerde buradaki yapılaşma durduruluyor. 

 

Doğru olanda bu, Bu alanın uygun izolasyonla kapatılıp alanın parka ilave edilmesi gerekir.

Bu uygulama İl özel idaresinin Yerebatan sarnıcı üzerinden kaldırılması şeklinde uygulandı, Burada da uygulanmasın

Lakin gayri resmi bulgularımıza göre Basın İlan kurumu binasını buraya yapmak için koruma kuruluna israr ediyor,

 

Dünyanın hiçbiryerinde göremeyeceğiniz bir vandallık günümüzde 1001 Direk sarnıcında dayatılıyor.

 

Ve internette bu konu ile ilgili bilgi-belge arıyorum, garip bir şekilde hiçbir haber yok.

Basının merkezi Sultanahmette böyle tarihe karşı, kültüre karşı tehdit var ve ilgilenen yok.!

YOKSA BASININ HAYAT KAYNAĞI BASIN İLAN KURUMU İLE KÖTÜ OLMAKTAN KORKTUKLARINDAN MI HABER YAPAMIYORLAR ACABA?

 

İBB ve Fatih belediyesinden, ilgili koruma kurulundan bu konuda olumlu bir beklentimiz yok, Bu haberi yaparken Kültür bakanlığımızı, Üniversitelerimizi, konu ile ilgili STK'larımızı, ICOMOS ve duyarlı vatandaşlarımızı göreve davet ediyoruz.

 

Lütfen artık bu Dünya kültür merkezine Tarihi suriçine, Turistik rant uğruna kıymayalım, Böyle eserlerimizi otellerin ortasında kaybedersek hiçbir değerleri kalmayacaktır.

İlçemizdeki Dünya kültür mirası eserlerin etrafı, üzeri açık ve görünür olmalı, Dış etkeler karşısında korunaklı olmalı. 1600 yıllık anıt eserin üzerine bir dönem yapılan beton yığını 6-7 katlı hanlar, oteller acilen istimlak edilerek kaldırılmalı.

 

Bütün Dünya bu sıralar Fatihe adeta saldırıyor, Tarihi tescilli binalar bir bir yok edilip üzerine otel, turustik tesis yapılıyor. Tarihi mahzenler, Bizans döneminden beri bostan olan yeşil alanlar hile ve görmezlikle yapılaşmaya açılıyor, tarihi surlara dileyen dilediği eyrden kapı açıyor, 20 milyona yaklaşan istanbul'un Toplu ulaşım merkezi Fatih yapılıyor.

 

Bu gibi nice gariplikleri sadece Fatih'te Türkiyede görebilirsiniz sanıyoruz.

Bu gün Gördüğümüz 1001 Direk sarnıcı ve üzerindeki basın ilan kurumu yapılanmasından manzaraları sizlerle paylaşıyoruz.

 

Sarınıç Günümüzde 1001DİREK CATERİNG markası altında Tarihi Binbirdirek Sarnıcında Restorant hizmet etmektedir. Ayrıca özel davetler içinde kiralanmaktadır.



 

Tarihçe

Sultanahmet semtinde, Adliye Sarayı'nın üst tarafında, küçük bir meydanın altında bulunmaktadır.

 

Yerebatan Sarayı denilen Bazalika Sarnıcı'ndan sonra İstanbul'un ikinci büyük su haznesi olan Binbirdirek Sarnıcı eski Bizans kaynaklarına göre 4. yüzyılda yapılmıştır. Bu kaynakların verdiği bilgilere göre İmparator I. Constantinus şehri yeniden kurduğunda Roma'dan bazı senato üyelerini buraya göçe zorlamıştı.

 

Bunlardan Filoksenus (Philoxenus) Sarayı'nı, Hipodrom'un komşusu olarak yaptırmış ve sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere de bu sarnıcı inşa ettirmiştir.

 

Bizans döneminde şehrin topografyası hakkında bilgi veren kaynaklardan Patria Konstantinopoleos'a göre Filoksenus Sarnıcı, Constantinus Forumu'na komşu idi ve yanında Lausus 

 

Sarayı bulunuyordu. Bu forumun Çemberlitaş'ta olduğu hususunda şüphe yoktur. Lausus Sarayı'nın da aynı çevrede bulunduğu bilindiğine göre Binbirdirek Sarnıcı Filoksenus Sarayı'na en geniş ihtimalle de Lausus Sarayı'na ait olabilir.

 

Türk dönemi başladığında bu sarnıçta su bulunmadığı tahmin edilmektedir.16. yüzyılda İstanbul'a gelen Alman seyyah R. Lubenau, sarnıçta ipek ipliği işleyenlerin çalıştıklarını bildirir. Halbuki 18. yüzyılda burada su olduğunu yazanlar da vardır. Osmanlı dönemi içinde Binbirdirek su haznesi üstünde bazı büyük konakların inşa edildikleri bilinir.

Bunlardan biri Fazlı Paşa burada çok ihtişamlı bir saray inşa ettirmiş ve I. Ahmet'i burada misafir etmiştir. Saray 1660'ta Ayazmakapı yangınında yanmış, yerine yerine sonraları bir ahşap konak inşa edilmiş, defterdarlık konağı olarak da kullanılan bu bina da Hocapaşa yangınında yanmıştır. 



 

Bunlardan sonra Binbirdirek Sarnıcı üstü boş arsa olarak kalmış, yalnız üstündeki meydanda kurulan semt pazarının deposu olarak bir süre hizmet vermiştir.

 

R. Ekrem Koçu’nun yazdığına göre ilk baskısı 1290/1873’te yapılan “Tayyarzade” başlıklı bir halk hikayesinde, Binbirdirek Sarnıcı’nda 17. yüzyılda IV. Murat döneminde (1623 – 1640) geçmiş bir olay anlatır. 

 



 

Esasının 18. yüzyıla ait bir meddah hikayesi olduğu sanılan bu metinde , Fazlı Paşa’nın geçkin yaştaki kızı Gevherli Hanım güzel ve genç bir cariyesi aracılığı ile saraya çektiği varlıklı kişileri, sarayın altındaki bu mahzende hapsederek, servetlerini alarak öldürtmektedir. Sonraları pek çok defa basılan bu 30 – 40 sayfalık hikayenin ( Tayyar zade yabud Binbirdirek Batakhanesi, Mecbur Kadim Tarihi bir hikayesidir. İst.. 1341 ) ne derece de doğru olduğu bilinmez.

 



 

Binbirdirek Sarnıcı’nın içinde uzun süredir su bulunmadığından 19, yızyılda ip bükenler tarafından atölye olarak kullanılıyordu. Hatta burada bu işin yapıldığını gösteren Thomas Allom’un 1840’larda çizilmiş bir gravürü de vardır. Üstündeki konak ortadan kaldırıldıktan sonra, tonozlardan bazıları delinerek, içeriye ışık ve hava girmesini sağlayan menfezler açılmıştır.

 

Binbirdirek Sarnıcı’nın İlk defa planı, İsveçli mühendis Cornelius loos’dan elde ettiği çizime dayanarak ünlü Avusturyalı mimar Fiseher von Erlach ( 1656 – 1723 )

tarafından yayımlanmıştır. Binbirdirek Sarnıcı, etrafı kalın bir duvarla sınırlandırılmış 64, 56, 40 m ölçüsünde büyük bir haznedir. İçinde 224 sütun bulunur. Her biri 14 sütunlu 16 sıra halindeki birbirinden 3,75 m aralıklı olan bu destekler kemerler ile bağlanmış olup, çapraz tonozları taşırlar. Sütunlar üst üste bindirilmiş iki gövdeden meydana gelmiş olup, bunların aralarına dışa taşkın birer bilezik yapılmıştır.

 



Sütun gövdelerinin 

 

üstlerinde ise üzerlerinde hiçbir işleme bulunmayan piramit biçiminde 

( impost ) başlıklar vardır. Böylece sütunlar ve başlıklar devşirme malzeme olmayıp burası için yapılmıştır. 

 

Başlıkların üstünde kemerler karşılıklı olarak ağaç gergilerle bağlanmıştır. Bugün bunların yalnız yuvarlak delikleri görülür. Sarnıcın Türk dönemindeki adı çokluk anlamındaki “binbir” teriminden gelmiş olabileceği gibi bazılarının iddia ettiklerine göre sütun gövdelerinin üst üste bindirilmiş oluşundan dolayı “binbir” teriminden de geldiği ileri sürülür. Sütunların alt kısımları 5 metreye yakın toprağa gömülmüştür. Aslında desteklerin tam yüksekliği 12,50 metreyi bulmaktadır.

 

Sarnıcın bugünkü girişinin sol tarafındaki köşesinde tonozlar yıkıldığından buradaki 18 göz doldurulmuştur. Sütun gövdelerine pek çok sayıda Grekçe harfin işlenmiş olduğu da dikkati çeker. Bunların sarnıcın yapımında çalışan ve sütunları işleyen taşçıların işaretleri olduğu bilinir.

http://www.binbirdirek.com/Tarihce

 


Bu haber 3864 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum