1997 de el konulan Çavuşbaşı Fatih Külliyesi

Benimde içinde sohbet dinlediğim namaz kıldığım çoktu, 1996-97 yıllarının laiklerinin kumpasları sonucu el konulan külliye geri verilmesini istiyoruz, Müslüman bir ülkede Müslümanların artık üvey evlat muamelesi görmesini kabul edemiyoruz

1997 de el konulan Çavuşbaşı Fatih Külliyesi
09 Ocak 2016 - 14:11

Çavuşbaşı fatih Külliyesi inşaatının büyük oranda bittiği dönemde hukuki hiçbir gerekçe gösterilmeden el konulmuştur, 

Azınlık Türk vatandaşların dini mülkleri 2008 tarihli yeni vakıflar yasası gereğince iade edildiği halde Çavuşbaşı Fatih külliyesi geri verilmemiştir.

 


VAKIFLAR KANUNU

Kanun Numarası               : 5737

Kabul Tarihi                      : 20/2/2008

Yayımlandığı R.Gazete     : Tarih: 27/2/2008 Sayı : 26800

Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 5  Cilt : 47  Sayfa:

 

 Vakıf kültür varlıklarının devri

             MADDE 30 – Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.



 

Moderatör dip not: Abdullah Gözaydın Fatihhaber imtiyaz sahibi

 



 

Hukuki hiçbir gerekçe gösterilmeden el konulan Çavuşbaşı Fatih külliyesi 

 


Cübbeli Ahmet Hoca ismi ile tanılan Ahmet Mahmut Ünlü’nün de kurucuları arasında olduğu Fatih Hak ve Hizmet Vakfı 1992 yılında, Yusuf Ünlü başkan seçilerek kuruldu. Vakıf kuruluş aşamasında iken Cübbeli Ahmet Hoca 1993 yılında Beykoz, Çavuşbaşı, Çengellidere de 30.000 m2’lik araziyi köy zilliyet senedi ile Halil Ekerel’den satın aldı. 

Alınan bu arazi üzerine 20.000 talebe kapasiteli büyük bir külliye planı düşünüldü ve “Fetih Külliyesi”nin inşaat çalışmaları Fatih Hak ve Hizmet Vakfı başta olmak üzere çeşitli vakıflar üzerinden gelen bağışlar ile vaazlara gelenlerden toplanan paralar ve ziynet eşyalarıyla başladı.

 



 

Bu sırada Fatih Hak ve Hizmet Vakfı Çavuşbaşı’nda yapılmakta olan külliyenin zemin katında planlanan mescitte Cübbeli Ahmet Hoca fahri imamlık yapabilmesi için Beykoz Kaymakamlığına 1994 yılında bir dilekçe verdi. 

Dönemin kaymakamı ilgili dilekçeyi ilçe müftülüğüne sevk etti. Beykoz müftülüğü fahri imamlıkla ilgili yönetmeliği dikkate alarak “ Diyanet İşleri Başkanlığı mevzuatına göre bir yerin mescit olarak kullanılması için o yerin fiziki açıdan yeterli ve uygun olması, intifa hakkının Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiş olması gerekmektedir.Müftülükler, Cuma ve bayram namazı kılınmak üzere tahsisi edilen yerlerin cami ve mescit olma şartlarını taşıması halinde gerekli izni verirler.Vakit namazlarının kılınacağı yerler ve namaz kıldıracaklar için herhangi bir izin gerekmemektedir.” diye cevaplayarak Cübbeli Ahmet Hoca’nın fahri imamlık yapmasına izin vermedi.

 



 

1995 yılına gelindiğine resmi izin alınmamış külliye çalışmaları devam ederken Cübbeli Ahmet Hoca külliye için aldığı 30.000 m2’lik taşınmazın  intifa hakkını Fatih Hak ve Hizmet Vakfı’na 49 seneyle ve vakıfın amaçlarından sapması durumunda taşınmazın tekrar kendine devir edilme hakkını saklı tutarak verdi.

İnşaat çalışmaları sürerken Cübbeli Ahmet Hoca bazı vaazlarını bu külliyede yapıyor ve insanlardan inşaat çalışmaları için maddi destek istiyordu.

İşte külliyede yapmış olduğu bir vaazından kısa bir kesim: aşağıdaki videoda

 



 

Cübbeli Ahmet Hoca’nın vaazlarıyla şöhreti dilden dile yayılarak artmaya devam ediyorken basın hala onu keşfetmemişti. 

10 Mayıs 1997 tarihinde Sabah Gazetesi’nde çıkan külliye haberi ile basın artık onu tanımış oldu.

Haberde bir trilyon liradan daha fazlaya mal olan 20.000 kişilik izinsiz inşa edilen külliyenin yanı sıra,  (Külliyeyi sabote etmek için) külliyenin karşısına 40 adet lüks kaçak villa yapıldığı iddia ediliyordu.

 



 

Cübbeli Ahmet Hoca, Refah Partisi’ni destekliyordu ve külliye çalışmaları sırasında 1995-1997 yılları arasında RP hükümetin başında, 1994-1998 yılları arasında Beykoz Belediye Başkanı RP’li Yücel Çelikbilek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı  RP’li Recep Tayip Erdoğan’dı.

 



 

Basında çıkan haberler üzerine İç İşleri Bakanlığı harekete geçti ve konuyla ilgilenmesi için bir müfettiş görevlendirdi.

Müfettiş 12 Mayıs 1997 tarihinde Beykoz İlçe Jandarma Komutanlığına kaçak yapılaşmalar ile ilgili bir önlem alınıp alınmadığını öğrenmek için bir yazı gönderdi.

İlçe jandarma bunun üzerine kaçak yapıların listesini müfettişe gönderdi fakat listede kaçak külliye ile ilgili bir bilgi yoktu.

 

Yine 12 Mayıs 1997 tarihinde Beykoz Kaymakamlığı bölge jandarmaya Fatih Hak ve Hizmet Vakfı tarafından yaptırılan ve mescit olarak kullanılması planlanan bina ile ilgili gerekli işlemlerin yapılmasını rica eden bir yazı gönderdi. 

Bunun üzerine jandarma ekipleri 10 Haziranda kaçak külliyeye baskın düzenledi ve kaçak yapıyla ilgili tutanak tuttu.

 

Bu arada çavuşbaşında Köy tapusu ile onbinlerce bina apartman inşa edilmesi devam ediyor, Hiçbir müdahale yapılmıyordu.

 

Jandarma Komutanlığındaki tayin sonrası bölgeye Üsteğmen Yavuz Yağcı geldi ve bölgedeki kaçak yapılarla yakından ilgilenmeye başladı.

Fatih  külliyesi, Partizanca  yapılan yoğun ihbarlarlar nedeniyle 27 Ağustos’ta ve 28 Eylül’de iki kez daha basıldı.

 

Üsteğmen Yavuz Yağcı 20 Nisan 1998 tarihli Beykoz Kaymakamlığına gönderdiği yazıyla %20’si orman, %80’ni hazine arazisi üzerine kaçak olarak inşa edilen külliyenin hiçbir karara gerek duyulmadan yıkılabileceğini fakat binanın okul için elverişli olduğunu ve yapının yıkılmadan bir öğretim kurumuna devir edilmesini tavsiye etti. 

Bu sayede bölge halkı bir okula daha kavuşmuş olacaklardı.Nitekim öylede oldu.Külliye binası 10.02.2002 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne teslim edilerek devlete kazandırılmış oldu.

 

Çavuşbaşındaki bütün mülk sahiplerinin elinde olan Muhtarlık zilliyet tapusu Fatih Hak ve Hizmet Vakfı elinde olmasına rağmen kabul edilmedi, ödeme dahi yapılmadı.

 

2004 yılında külliyenin bir bölümü Çavuşbaşı Çok Programlı Lisesi’nin kullanımına, bir diğer bölümü de 2008 yılında Beykoz Anadolu Lisesi’nin kullanımına verilerek Çavuşbaşı ve Beykoz halkı büyük bir kazanım elde etmiş oldu. 

----------------

 


Naim Ardıçoğlu 

Çavuşbaşı Fetih külliyesinin minareleri kesilip saat kulesi yapılması caminin ve medresenin büluğ çağına ermiş kız erkek karışık gençlerin okutulması.

Külliyenın bize iade edilmemesi DEVLETİN ÇOK BÜYÜK BIR AYIBIDIR 

Yazıklar olsun ya, yorumların bazılarına bakıyorum iade edilsin demiyor, Bu haksızlıktır denmiyor, Yanlış yapmışlar demiyor, hala ve hala bu durumda bile partizanlık yapıyorlar 

Yanlışa yanlış demedikten sonra ve Eğer hakikat diye inandığın şey şahıslara makamlara, partilere, menfaatlere göre değişiyorsa Kusura bakma sende beş para etmezsin vesselam



 


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • ümit öztürk
    2 yıl önce
    Burada iki ya da üç defa sohbete gitmiştim. kavacık köprüsünden trafiğe girerdik. dün merak ettim gittim. yerini doğru hatırladığımdan emindim ama binayı bulamadım. şu an sizin yazınızdan öğrendiklerimle tekrar arattım. aslında dün bulduğum yer doğru yermiş ama binanın yarısı yıkılıp temel çukuru kazılmış. minare ayakları da tamamen yıkılmış gibi gördüm.