Kiliseyi gören E. İmamoğlu Camiyi görmedi.
Hemen İBB'nin karşı adasında bulunan 820 yıl evvel Haçlıların saldırısında yağmalanıp yıkılan Ayios Polyeuktos Kilisesi kalıntılarını gezen başkan İmamoğlu'na, Arkeoloji Parkı içerisindeki Mimar Ayas Camii hakkında bilgi veren çıkmadı. Polyeuktos Kilisesi 1010 depreminde hasar görmüş, 1204'te şehre gelen Haçlılar tarafından yağmalanmıştır.
815 yıl evvel haçlılar tarafından yıkılıp yağmalanan Kiliseyi gören E. İmamoğlu Aynı parkın içindeki iki Cami hakkında kendisine bilgi verilmedi. Saraçhanebaşı meydanında kaybolmuş bildiğimiz 5 ayrı cami parseli var.
Başkan E.İmamoğlu parkın içindeki çocuk parkına plastik oyun grupları yapılmasına tepki gösterdi.
İmamoğlu, “Böyle şey olmaz. Bakın bu parkın içinde de var. Anadolu’da bir belediye koysa, insanlar yadırgıyor. Buraya böyle şeyler koyulması kadar ayıp bir şey yok. Bu tercihleri kim yapıyorsa, tümden bu işi değiştireceğiz. İşte burası İBB’nin önü. Herhalde uzun zamandır kimse çıkıp, yürümemiş. Yani hiçbir yetkili, ‘Çevremde ne var ne yok’ diye bakmamış. Önce yakın çevresinden başlar insan. Ama bu ada, ancak yürüyerek, hissederek olur. Öyle uzaktan olmaz” şeklinde konuştu.
İmamoğlu, Arkeoloji park içindeki kilisenin ihyası için gereken araştrmaların yapılması için emir verirken Mimar Ayas Camisi konu edilmediği için görmezden gelinip geçildi.
Alanın geçmişi hakkında detaylı bilgisi olan Fatih belediyesi Mim. Azat Yalçın'ın konu ile notları:
Arkeoloji Çalıştayında ekip olarak burada çalıştık. Süreci inceledik. Tek "memur" ben vardım. Yani "idare" tüm kurum ve kurullarıyla çalıştaya gelmedi...
Ancak yaşananları bir memur olarak iyi hissettiğimi düşünüyorum.
1-Burası belediyenin kadrajında.
2-Elbette buraya el atmış.
3-Dahasını da yapmak istemiş.
4-Kurulun tavrı sert olmuş.
5-Yabani ot temizleme işi bile kimyasalların vereceği zarar ile dert oluşturmuş.
6-Bazı görüşler de abartmış ("Valens kemerine kadar kazalım" gibi).
7-Son darbeyi siyasiler vurmuş: "hayırdır, kilise mi yapıyorsunuz?"
Ve hop "ihyaaa" projeleri...
Bir memur bu topa asla girmez, çok tehlikeli.
İmamoğlu geçmişi suçluyor ama kendisi de tutamayacağı sözler veriyor. Çocuksu idealist ve populist söylemler hala sürüyor. Geçmiş elbette eksik, ağır hatalar ile dolu ama fazla da uçmamak gerekiyor, ayaklar yere basmalı...
Burası "ibb'nin yan bahçesi" ifadesinden fazlası bir yer; kültür, dünya, hatta tüm insanlığın bir mirası bahsedilen mekân. Dikkatli konuşmakta fayda var.
Mim. Azat Yalçın
ARKEOLOGLARIN NOTLARINDAN ALINTILAR
Saraçhanebaşı Belediye sarayının kuzeybatısında ve Atatürk bulvarı üzerinde kalıntıları duran Ayios Polyeuktos Kilisesi Ayasofya'dan sonra İstanbulun en büyük bazilikalarından biri olarak gösteriliyor.
Bazilika 6.yüzyıla tarihleniyor.Saraçhane'deki Aziz Polyeuktos'a adandığı için bu ismi alan kilise, 11. yüzyılda önce harap edildi, sonra da yağmalandı. Kilisenin kıymetli parçaları ve sütunları Barcelona ve Venedik'e kaçırıldı.
Yapılış tarihi: 6yy’ın ilk çeyreği
Yaptıran: Anicia Iuliana (Bizans Hanedan üyesi)
Malatyalı aziz Polyeuktos’a adanmış büyük kilise, Bizans hanedanının en güçlü kadınlarından, sanat koruyucusu Anicia Iuliana’nın eseridir. Saraçhane’de 1960 yılında inşa edilen Belediye Sarayı ve daha sonra yollar ve Haşim İşcan Geçidi için yapılan kazılar sırasında ortaya çıkmıştır. Mimari parçalar üzerine işlenmiş uzun bir şiir Anicia Iuliana’nın başarılarını ve soylu aile bağlarını anlatmaktadır. 6. yüzyıla ait bu çok iddialı mimaride, tavus kuşu motifleri, cam ve taş kakmalı sütunlar, yaldızlı mozaikler ve İran/Sasani etkisindeki bezemeler özellikle dikkat çekmektedir. İnşaat ve dekorasyon için Anadolu’dan, İtalya ve Tunus’tan malzeme getirilmiştir. Görkemli mimarisinin yanında, Polyeuktos Kilisesi aynı zamanda İstanbul’un Bizans çağındaki tören yolları üzerinde, imparatorların taşıdığı mumun değiştirildiği özel bir duraktır.
Polyeuktos Kilisesi 1010 depreminde hasar görmüş, 1204’te şehre gelen Haçlılar tarafından yağmalanmıştır. Kutsal emanetler ve mimari parçalar Venedik’e götürülmüştür. Birçok yapı parçası çeşitli yerlere dağılmış, Barselona’ya, Viyana’ya taşınmıştır. İstanbul’dan giden sütunlar ve kaplama mermerleri bugün hala Venedik’te, San Marco Kilisesi’nin cephelerinde görülebilmektedir. Dev boyutlu, kubbeli kiliseden günümüze sadece altyapısına ait duvarlar ve mekanlar kalmıştır. İstanbul’un modernleşme sürecindeki yıkıcı imar etkinlikleri, ilginç bir rastlantıyla İstanbul arkeolojisine, yüzyıllar içinde unutulan çok özel bir yapıyı kazandırmıştır.
Kaynak siteler:
hayal-et.org/i.php/site/building/polyeuktos_kilisesi
arkeologlardernegist.org