5177 SAYILI MADEN YASASI NEYMİŞ ÖĞRENİN-2
(Bu yazı 3 Haziran 2004 yılında dönemin cumhurbaşkanına gönderilmiştir.)
.... Geçtiğimiz yıl Haziran ayı içinde kimi gazetelerde çıkan haberlere göre; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Uşak-Eşme Kışladağ mevkiinde siyanürle altın çıkartmayı planlayan Kanadalı El Derado Firması yetkilileri ile görüşerek, onlara sözler vermiş, firma yetkililerinin; ".Bergama'da yaşanan sıkıntıları yaşamak istemediklerini, Bergama'da daha önce yaşanan olaylar ve AKP Hükümeti'nin madenciliğe bakışı konusundaki." sorularına, Başbakan Recep Tayip Erdoğan;
".Merak etmeyin, Bergama'da yaşanan olaylar yaşanmayacak. Biz yeni bir madencilik yasası hazırladık. Maden konusunda yabancı sermayenin Türkiye'ye çekilmesine yönelik çalışmalarımız hızlandırdık, yabancı sermayeye her kolaylığı sağlıyoruz, engelleri kaldırıyoruz." karşılığını vermişti. Başbakanını bu açıklamalarından da yasanın amacı anlaşılabilmektedir.
Yasanın 3. maddesi ile Maden Kanununun 7 nci maddesi değiştirilmiş; Orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askerî yasak bölgeler ve imar alanları ile mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerine açılmıştır.
Bu alanlarda, çevresel etki değerlendirmesi, gayri sıhhî müesseseler ile ilgili hususlar dahil madencilik faaliyetlarinin nasıl yürütüleceği, Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenecek. Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilecek.
İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılacak, ancak ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarına bu hüküm uygulanmayacak. Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafeye kadar madencilik faaliyeti yapılabilecek.
Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi olmayacak, işletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülecek.. Maden işletme faaliyeti ile Devlet ve il yolları, havaalanı, liman ve baraj gibi kamu yatırımlarının birbirlerini engellemesi halinde, bu yatırımlara alternatif alanlar yaratılacak, alternatif alanlar bulunmaması halinde, madencilik faaliyeti kısıtlanabilecek, bu durumda maden işletmesinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafca karşılanacak.
Bu yasa maddesi hükümlerinin beş yıl içinde üç kez bu maddenin ihlâli halinde ruhsat iptal edilebilecektir.
Yasanın bu düzenlemesi ile; Orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, sit alanları, tarım alanları, su havzaları ve benzeri doğal ve kültürel zenginlikleri olan ve bu sebeple koruma altına alınmış alanlar madencilik faaliyetine açılmaktadır.
Yasanın bu gibi alanlarda madencilik faaliyetinin tabi olacağı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve Gayri Sıhhi Müessese (GSM) değerlendirmesinin çıkarılacak yönetmelikle yapılacağını belirmiş olması korunması gereken doğal ve kültürel zenginliklerimiz üzerinde mevcut ÇED ve GSM Yönetmeliklerinden farklı bir yönetmelikle madencilik faaliyetinin sürdürüleceğini düzenlemektedir.
Çevre ve Orman Bakanlığının ve Sağlık Bakanlığının doğrudan görev ve yetki alanında bulunan bu konulardaki işlemlerin bu bakanlıklar tarafından yapılması gerekirken ÇED'le ilgili Çevre ve Orman Bakanlığı'nın, GSM ile ilgili Sağlı Bakanlığı'nın yetkileri ortadan kaldırılmaktadır.
Oysa, mevcut ÇED Yönetmeliğinde madencilik faaliyetine açılan doğal ve kültürel varlıklarımız, "Ülkemiz mevzuatı ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler uyarıca korunması gerekli görülen DUYARLI YÖRELER" olarak tanımlanmıştır. Mevcut mevzuat ve ülkemizin taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler gereğince korunması zorunlu olan doğal ve kültürel zenginliklerin bulunduğu alanlarda madencilik faaliyetine izin verilmesi uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil ettiği gibi;
Anayasanın 43. Maddesi gereğince kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğine,
Anayasanın 45. Maddesi gereğince Devletin tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanımının önlenmesine ilişkin ödevlerine,
Anayasanın 56. Maddesi gereğince sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına ve devletin çevreyi geliştirme ve çevre sağlığını koruma ödevine,
Anayasanın 63. Maddesi gereğince Devletin, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlama ödevine, açıkça aykırılık içermektedir. Yasa Anayasanın sayılan hükümlerini ihlal etmektedir.
Esasen yasa ile doğal ve kültürel zenginliklerin korunmasındaki kamu yararı genel amacı madencilik faaliyeti yürütecek belli bir grupların özel çıkarı için ihlal edilmektedir.
Yasa değişikliği ile ÇED ve GSM izinlerini alma sürecini 3 ayla sınırlandırmıştır. Bunun anlamı bu süreçlerde yapılacak araştırma ve incelemelerin üstün körü yapılacağı anlamına gelmektedir.
Düzenlemeye göre bir kere ruhsat alındıktan sonra, saha imara açılsa dahi, yerel yönetimlerin hiç bir yetkisi olmayacak, kamu hizmetleri ve genelin yararına ayrılmış yerlere ve yapılara 60 metre, özel mülk arazilere 20 metreye kadar maden işletmesine izin verilecek, yerleşim yerlerine, kentlerin içine kadar sokulan maden sahaları açılacaktır. (Devam Edecek...)
TC Sami Özçelik