SADETTİN TANTAN diyor ki!
Dünya çok kutupluluğu kabul etmişken Türkiye’nin ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kıskaca alınması politik bir risk teşkil etmektedir. Bu kıskaçtan kurtulmak için bazı adımlar atılmalıdır.
1-
Mali açıdan İngiltere’nin bankerler üzerinden Türkiye üzerinden çok büyük bir faiz geliri elde ettiği ve Türkiye’nin sıcak para ihtiyacını giderdiği ancak bunun karşılığında siyasi bir bağımlılık doğduğu ne yazık ki açıktır.
Bu girdaptan çıkılamaması iktidarın elini kolunu bağlarken Türkiye’nin geleceğine de ipotek koymaktadır.
Ekonomideki İngiliz etkisinden kurtulmak ilk adım olmalıdır. Bunun tarihte bir benzeri Kamil Paşa döneminde yaşanmış, Sultan Abdulhamit’in 2, İttihat ve Terakki’nin de 1 kez göreve getirdiği Kamil Paşa, İngilizlerden sıcak para bulmuş ama karşılığı Osmanlı’nın siyasi tutsaklığı olmuştu.
Günümüzün modern Kamil Paşaları da aynı siyasi tutsaklığa sebep olmaktadır. Türkiye mali bağımsızlığını üretim ekonomisi üzerinden sağlamak mecburiyetindedir.
2-
Türkiye, ABD’nin her isteğini kabul etmek zorunda değildir. Suriye’deki tüm terör unsurlarının ABD tarafından eğitilip donatıldığı bir ortamda Türkiye sessiz kalamaz.
Ülkemizdeki ABD üslerinin kapatılması, radarların kapatılması, terör unsurlarının imhası gibi seçenekler değerlendirilmeli, Türkiye’ye yeni bir “millet kavramı” dayatması yapan Büyükelçi Tom Barack istenmeyen adam ilan edilmelidir.
ABD, bölgede Türkiye’ye rağmen hareket edemeyeceğini bilmeli ve kabul etmelidir.
3-
İsrail’in yayılmacılığına karşı atılacak en önemli adım; Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması,
Türkmen toplumunun haklarının ve emniyetlerinin temin edilmesi ve bu ülkelerin siyasi, iktisadi, askeri, sosyal ve kültürel olarak Türkiye’yle ortak bir kalkınma hamlesinin içinde olmasıdır.
Colani bulunduğu konumda her ne kadar dost gibi görünse de Türkiye’yle gerçek bir dostluk geliştirmemiştir.
Saddam rejiminde soykırıma uğrayan Iraklı Türklerin ve Suriyeli Türklerin güçlü olmaları Türkiye’nin bölgedeki en büyük amacı olmalıdır.
1926 Ankara Antlaşması’nda Musul ve Kerkük üzerinde garantörlük hakları bulunan Türkiye, bu kentlerin Misak-ı Milli sınırları içinde kalmasından ötürü haklarını yeniden gündeme getirmelidir.
Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi konjonktür bu adımları atma yetisinden yoksundur.
Çünkü siyasi zihniyetler kendi menfaatini öncelemekte, günü kurtarma peşindedir. İçerideki derinlikten yoksun tartışmaların ülkemizi içe kapattığı ve kendini büyük olarak adlandıran devletlerin sistematik ilerleyişi karşısında giderek kötüleşen bir durum olduğu gerçeği yadsınamaz.
Bu gidişatın değişimi için yapılacak ilk iş erken seçimdir. Türk milleti kendisini uyutan, kendisini kandıran siyasi zihniyetlerden kurtulacaktır. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
SADETTİN TANTAN.

YORUMLAR