Aşağıdaki konuşmayı 16 yıl evvel
Aşağıdaki konuşmayı 16 yıl evvel ilce Başkanı olduğumda 7 Ekim 2000 tarihinde "Gül bahçesine doğru" isimli panelde yapmışım. "Uzun" o zaman "Timsah göz yaşları" dökmemişti.
Sızlasa da gonüller düşenlerin yasından,
Koşardım gitmeli olanların arkasından,
Kahramanlık içerek acı ölüm tasından,
İleriye atılmak ve bir daha dönmemek.
Yırtıcılar az yaşar uzun sürmez doganlık,
Her ışığın altında gizlidir bir karanlık.
Şairin bu dizelerini biz yaşayarak öğrendik.Meğer 'karanlık 7 ekimmiş'.Oysa dostumuzu ve düşmanımızı yaşayarak öğrenmiştik sanıyorduk.Sol yanımızamı geldi nedir?Bu karanlığı göremedik.Önce MUSTAFA PEHLİVANOĞLU'nu sonra FİKRİ ARIKAN,ALİ BÜLENT TORKAN,SELÇUK DURAÇIK,HALİL ESENDAĞ,AHMET KERSE,CEVDET KARAKAŞ,CENGİZ BAKTEMUR,İSMET ŞAHİN'i gül bahçesine uğurladık.
7 ekim bir gerçekle yüzyüze gelişimizdir.Türkiye üzerinde hesap yapan güçlerin,sistemin devamından yana bir avuç sermaye sahibi mutlu azınlığın ve koministletin saldırılarına ve vurmalarına alışmıştık da alışık olmadığımız” bir gücün” kendini “devlet” yerine koyarak gece karanlığında” boynumuza urgan “geçirmesine katlimize ferman biçmesine alışkın veya hazırlıklı değildik.
Amacımız yara kanatmak değil,kaşımakta değil.
Ama bu yara artık tüm” iç yüzü” ilebilinmeli ve kökten silinmeli!.Kendini “devlet” yerine koyanlar 20-22 yaşlarında “9” tane “fidanımıza” kıyanlar;söz konusu 30.000 kişinin katili bebek katili dedikleri “apo “olunca, sesleri cıkmamış topuAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine atmışlardır.Bu” iki yüzlülüğü “unutmayacağız! Ta ki şehitlerimize iade-i itibar yapılana kadar.
Başbakanını,Koministini,Ülkücüsünü 146/1. madde ile yani vatan hainliği ile yarğılayan ve asan bu güne kadar bir tane bölücü PKK lı asmayan kendinden başka dostu olmayan devlet var mıdır?20 yaşındaki hatta 18 yaşından gün almamış gençlerini asarken devletliği tutan 30.000 kişinin katili karşısında bunu unutan bir 'devlet' olur mu?Bu tür haller 3.dünya devletlerinde,sömürge ülkelerine mahsustur.
Devlet,”millet “için vardır,milletin teşkilatlanmış halidir.
Devlet,milletin değerleri ve inançları ile çatışmaz.Milletin huzuru,birliği,dirliği,refahı için milletler ailesi içerisinde saygın yerini alması için uğraşır.Türk Milliyetçiliği ideolojisi de devleti değil milleti esas alır.Millete hizmet ettiği sürece devlet ebet müddettir.İdeolojimizinh kısa bir hatırlatmasını yapmak için bunlları söylüyorum.
Değerli dava arkadaşlarımız,gayesine uygun olması için içe ve dışa mesajlar vermek istiyoruz.Bizler hedefine emin ve ağır adımlarla ilerlemekte olan bir kervanın yolcuları idik.Bu kervan çeşitli zamanlarda saldırılara uğradı.Ama 12 Eylül'de kelimenin tam anlamı ile kervanımız basıldı.Düşenler ve kalanlarla kervan rahmeti Türkeş'in cezaevinden çıkışı ile tekrar yola çıktı.Ve şuanda Türkiye'nin ikinci büyük siyasi partisi olarak hükümetin ortağıyız.İstiyoruz ki yaşadığımız olaylardan ders alalım.Bir daha 'Eylül rüzgarları' bizi etkilemesin.7 Ekim'ler yaşamayalım.Ve bilelim ki kısaca anlatmaya calıştığımız bu olaylar çok zor şartlarda gerçekleşti.Bu hareketin harcında kan,can,acı,gözyaşı,meşakat vardır.
Milliyetçi Hareket Partisi bulunduğu yere kolay gelmemiş,bedeller ödemiştir.Bulunduğu konumun hakkını vermek zorundadır ki gerçek hakettiği hedeflere ulaşsın.Ulaşmak zorundadır da.
Değerli dava arkadaşlarımız içinde bulunduğumuz durum hiç iç açıcı değildir.Sanki üzerimize ölü toprağı serpilmiş,sanki geçmiğşte olanları hiç yaşamamışız gibi bir halimiz var.Geçmişe takılı kalmayalım.Ama geçmişi de unutmayalım.Biz bir aile gibi değil miydik?Gibisi fazla.Aileden de ileriydik..Çoğu zaman ailemizi bir tarafa bırakıp ülkü denilen nazlı gelinin etrafında birlikte olmadık mı?Neoldu bize 12 Eylül,7Ekim gibi bir meselemiz yok mu bizim?
İnsanlığını tartıştığımız kişiler 'belki yarın'isimli bir film yapıyorlar Deniz Gezmiş gibi bir soyguncuyu kahramanlaştırıyorlar.Sizlere dağıttımız davetiyenin arkasında Mustafa Pehlivanoğlu'nun idama gitmeden birkaç dakika önce yazmış olduğu mektup var.Lütfen o mektubu tekrar tekrar okuyun:
'Yok bir yanlışlık sonucu idamıma karar verenler Allah'tan bulsunlar.Şunu hiçbir zaman unutmasınlar MUSTAFALAR ÖLÜR,ALLAH DAVASI ÖLMEZ,MİLLİYETÇİLİK YAŞAR' diyor ve nişanlısına da mutlu bir yuva kurmasını diledikten sonra 'Tanrı Türkü Korusun Ve Yüceltsin ' sözleri ile gül bahçesine yürüyor.
Nerede bu olayı filme alacak senaristlerimiz?Nerede resmedecek ressamlarımız?Nerede sazının teline vuracak ozanlarımız?Bunu sorgulamak hakkımız değil mi?Nerde bu kahramanlarımızın isimlerini çocuklarına koyacak anne babalar?Nerede çekilenleri beynimize kazıyacak sanatçılar?
Mikrofon uzatıldığında 5.000 şehit edebiyatı yaparken bir şehidimizin bile nerde yattığını bilmeyen,geride kalanları ziyaret etmeyen,ihtiyaçlarını gidermeyen siyasetçilerimiz kendini dev aynasında gören büyük ülkü devleri[!}.
Sadece seyreden bakanlarımız,milletvekillerimiz,dostlarımız,arkadaşlarımız..Bugün Türkiye'nin 2.büyük siyasi partisiyiz.Genel Başkanımızın ifadesi ile : 'Sosyal maliyeti en yüksek hareketiz.Malesef şehit ailelerimizin maddi maliyeti bir yana manevi maliyetlerini gidermekte acziyet sergilemiyor muyuz?Bunu şimdi sorgulamazsak ne zaman sorgulayacağız?Temennimiz her ikisininde karşılanmasıdır.'
Yoksa ıkendilerine haklarımızı helal etmeyeceğimiz gibi omuzlarımıza alarak yükselttiğimiz insanları ayaklarımızın altına alacağımızın iyi bilinmesini istiyoruz.Hiç kimsenin şehitlerimizi istismar etme hakkı yoktur.Cennete girenler tekrar dünyaya gelmek istemezlermiş.Ancak şehitler müstesna!Onlar tekrar dünyaya gelip tekrar tekrar şehit olmayı arzu ederlermiş.
Peygamberimizden (sav) sonra şehilerinde şefaat etme yetkileri vardır.İnşallah Allah-u Teala şehitlerin yüzü suyu hürmetine üzerimizdeki ölü toprağını atar birbirlerini rüyasız seven,ahde vefayı bilen;birlik ve dirlik içerisinde yaşamayı bahşeder.Uğruna gencecik yaşlarda yavuklusunun koynuna girer gibi girdiğimiz vatan toprağında 'Milli Devlet,Güçlü İktidar!' nasip eder.Turan ve ilay-ı kelimetullah yolunda dosdoğru gider şehitlerimizin ruhlarını şad ederiz.
Eline silah alıp kendini devlet yerine koyanlara da mesajımız var:
'Sizleri de unutmayacağız ! .. '
Çocuklarımıza,genç kardeşlerimize isimlerinizi ezberleteceğiz.Yassi adada başbakan tokatlayan Tarık Güryay'lara Mamakta dar ağacına giderken Fikri Arıkan'ı döven Raci Tetik'lere,Türkeş'in ki de dahil 220 tane kelle isteyen Nurettin Soyer'lere kalmadığı gibi Marmaris sakinine de kalmaz bu dünya !
7 Ekim 2000
Cafer YAYLAN
Fatih MHP ilce başkanı