BATININ TÜKENMİŞLİĞİNİN, TÜRKİYE'NİN İSE FELAKETE DOĞRU SÜRÜKLENDİĞİNİN RESMİDİR

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

BATININ TÜKENMİŞLİĞİNİN, TÜRKİYE'NİN İSE FELAKETE DOĞRU SÜRÜKLENDİĞİNİN RESMİDİR (OECD'nin istatistiği).



Gayri meşru ilişkiyi özendirici, aile ve namus mefhumlarını yıkıcı sinsi algı operasyonlarının devam ettiği ülkemiz de maalesef Batının vardığı noktaya doğru hızla ilerlemektedir. 





Zinanın yol açtığı problemlerden biri de “kimsesiz çocuklar"dır. Bu istatistikte belirtilen oranlardan sadece 1/10 hatta 1/100’ünün “kimsesiz” konumda olduğunu varsaysak bile, "kimsesizlik"in ne olduğunu anladığımızda felaketin büyüklüğünü daha iyi idrak ederiz.



1 dakikalık empati yapalım isterseniz....



Gayr-i meşru ilişkiden dünyaya gelmek...Hele de doğduğu gün cami önüne konulmak, çöpe atılmak... Anne-baba, kardeş, amca, dayı, teyze, hala....gibi hiçbir yakınının olmadığı bir dünyada "yapayalnız" ve tamamen "kimsesiz" yaşamak. 1., 2., 3. saatleri ve günleri, sonra haftaları, ayları ve yılları... hiçbirini atlamadan bu işkenceli anların hepsini teker teker yaşamak... Cinsel istismar, organ kaçakçılığı vb. her türlü tehlikenin kol gezdiği böylesi vahşi bir dünyada, "tamamen güçsüz ve korumasız olduğu" ilk saatlerinden, ilk gün/hafta/aylarından itibaren ölümüne kadar yıllarca tek başına yaşam mücadelesi vermek.



Sosyal bir varlık olarak hayatında "sevgi" en az yeme, içme ve uyku kadar hayati ve temel bir ihtiyaç ve gıda olan insanın bundan tamamen yoksun bir şekilde, üstelik "en yakını olan kendini doğurmuş kadın tarafından ihanete uğrama" duygusuyla yaşamak. Bunun yanında hep başkasının yardımına muhtaç şekilde, türlü maddi zorluklar içinde büyümek. Ve, zerre kadar dahli olmadığı halde -toplum nezdinde- "nikahtan doğmama" lekesini hep alnında taşımak ve "p." gibi hakaretli ifadelerle çağrılmak, rencide edilmek. 



Böyle bir hayatın "her anı" işkenceden başka nedir ki? Bu kimsenin yaşadığı acı sürekli her tarafı doğranan kimseden daha mı azdır? Veya İslam'ın anne babasına yönelik birkaç dakikalık veya saatlik ceza\ onun hayat boyu çektiği işkencenin yanında ne ifade eder? 



Evet... kim ister gayr-i meşru bir çocuk olarak doğmak? Meşru evlilikten doğma, kurulu sıcak yuvada şerefiyle ve mutlu olarak doğup büyüme hakkını ondan almaya kimin hakkı vardır? 



Hani evlilik dışı duygusal ilişkinin sakıncasından bahsedildiğinde "İslam'ın sevgi ve aşka karşı olduğu" söylenir ya, işte o aşkın yol açtığı cinayet... Kendisini dünyaya getirmeye sebep olan erkek ve kadının yaşadığı sevgi ve aşk (!) ile yaşadıkları hoş anlar ve zevkler (!) ne kadar anlamlıdır onun için değil mi?



Hani "Allah beni yaratırken bana sormuş mu?" diye klasik bir soru da vardır ya, peki bu çocuklara "gayr-i meşru bir ilişkide doğacaksın, razı mısın?" diye sorulmadığı neden kimsenin aklına gelmez?



İstatistik vahim.. Ayrıca bu istatistik, önüne geçilemeyen doğumlar hakkında. Kürtajın ise kaç kat olduğunu (5/10/20/50) ve cinayetin hangi boyutlarda olduğunu siz düşünün. Her ikisinin olmadığı gayr-i meşru ilişkilerin ise haddi hesabı yoktur belli ki.



Türkiye listenin sonlarında bulunsa da, bir İslam ülkesi olarak bu listede yer alması, yüzdelikle ifade edilmesi utanç vericidir. 



Şili ve İzlanda sözün bittiği yer... Yani, doğan her 3 bebekten sadece 1'i meşru, 2'si ise gayr-i meşru. Belki de, 20-30 yıl sonra meşru evlilikten doğan hemen hiç çocuk kalmayacak! 



Kur'an diğer günahları "yapmayı" yasaklarken, zinada "zinaya yaklaşmayın" diyerek ona yaklaşmayı da yasaklar. İslam'da "örtünme emri"nden tutun, "farklı cinslerin sosyal hayatta iç içe ve yakın ilişkide olmalarına sıcak bakmaması" olarak özetlenebilecek birçok hükme kadar onlarca, yüzlerce hüküm işte "zinaya yaklaşmayı önleme" kabilinden konulmuştur.



İşte bu tablo; İslam'ın zina ve zinaya yaklaştıran konulardaki hassasiyetinde ne kadar da haklı olduğunun, İslam'ın sınırlarını çiğneyen toplumun hangi noktalara gelebileceğinin en açık bir göstergesidir.



Tercih bizim; ya Rabbimizin emrine uyup bu vb. felaketlerden güvencede olacağız veya batının peşinden gidip/gidişata dur demeyip onlar gibi tükeneceğiz.



Unutmayalım ki batı bu noktaya bir anda gelmedi; Örneğin, Belçika 1960'da bizden geride (% 2,1) idi, şimdi ise % 52,3 ye ulaştı.



(Haberin orijinalinin sayfası: Http://www.oecd.org/els/family/SF_2_4_Share_births_outside_marriage.pdf),