BİR YANKESİCİNİN ASÂLETİ VE GÜNÜMÜZÜN SOYSUZLARI!

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

Bu yazıyı okuduktan sonra, Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız, Fuhuş ve Casusluk davalarıyla Türk Ordusunun şerefli subaylarına iftira atanların, şerefsizce atılan bu iftiralara sevinenlerin ve de ''BU DAVANIN ...AVCISIYIM- DAHA ÇOK SUBAY TUTUKLAYIN'' diyenlerin ne kadar aşağılık yaratıklar olduğuna bir kere daha şahit olacaksınız!

Bu ibretlik olay 1950 li yıllarda İstanbul'da bir Belediye otobüsünde yaşanır.

Eminönü durağına yanaşan otobüsün kapılarının açılacağı anda “Şoför evlâdım sakın kapıları açma cüzdanım çalındı, otobüste hırsız var” diye bağıran yaşlı bir Hanım Teyzenin sesi yükselir.

Yaşlı Teyzenin yalvarmaları karşısında şoför kapıları açmaz ve yerinden kalkarak kadına “otobüste çalındığına emin misin? Çantanı kontrol et!” der.

Kadın, “Biraz önce biletimi almak için cüzdanımı çıkarmıştım, daha sonra yerine koydum ama şimdi yok evlâdım” diye cevap verince, otobüsün şoförü “kimse yerinden kıpırdamasın herkesin üzerini arayacağım” diye sinirli bir şekilde bağırır.

Şoför önden, biletçi arkadan başlayarak yolcuları tek tek aramaya başlarlar. Herkes aranmış yalnız bir kişi kalmıştır. Henüz aranmayan yolcu Binbaşı rütbesinde resmi üniformalı bir kara Subayıdır ve üzerinde de haki renkli kalın paltosu vardır.

Şoför, “Binbaşı'mı aramaya lüzum yok, bir Türk subayını hırsızlık şüphesi ile asla arayamam, bu benim için en büyük alçaklıktır, ben asla bu kahpeliği ve bu şerefsizliği yapamam'' dedikten sonra, cüzdan bulunamadığından dolayı kapıları açmak için direksiyona doğru yönelir.

Tam bu sırada Binbaşının kendinden emin davudi sesi duyulur;

“Beni de arayacaksınız, töhmet altında kalmak istemiyorum.” der.

Şoför aramak istemez ama Binbaşının ısrarı karşısında mecbur kalır. Tam elini Binbaşının paltosunun cebine sokarken, o sırada Subayın hemen arkasında duran üstü başı yırtık dökük, gözleri çapaklı, ağzı şarap kokan hırpani kılıklı bir kişi öne atılarak “Sakın ha, O' şerefli Türk Subayını arama, kadının cüzdanını ben çaldım!” der.

Yankesici şöyle devam eder;

“Cüzdanını çaldığım kadın bağırınca korktum, aranabileceğimi düşünerek çaldığım cüzdanı aranmayacağını bildiğim hemen yanımda bulunan Binbaşının paltosunun cebine bıraktım. Fakat Türk Ordusunun şerefli bir subayının hırsızlıktan üstünün aranmasına gönlüm razı olmadı. Yankesiciyim ama, bir Türk subayının lekelenmesine sebep olacak kadar vicdansız, şerefsiz ve kahpe çocuğu değilim” diyerek başını önüne eğer.

ŞİMDİ BİRAZ GERİYE GİDELİM!

FETÖ ve ortağının kurdukları kumpaslar sonucu şanlı ordumuzun suçsuz Generalleri, günahsız Subayları daha nice bir çok suçsuz ordu mensubu komutanlarımıza türlü türlü iftiralar atıldı, esir alınarak Silivri- Hasdal temerküz kamplarına tıkıldılar. Terörist muamelesi görüp vatana ihanetten yargılandılar. İnsanlık dışı eziyetlerle karşılaşıp haysiyet ve şerefleriyle oynandı. Zindanlarda çürütülmekle kalınmadı, zindanlarda öldürüldüler, kanser olanı hastaneye göndermediler. Eşleri, çocukları aç ve açıkta bırakılarak perişan edildiler.

Subaylarımıza bu vahşetleri dedelerinin intikamlarını almak için reva görmüş olmalılar ki, hak hukuk tanımayarak her gün daha da gaddarlaştılar!

Subaylarımızı, büyük bir zevkle, hazla, keyifle ezdiler- aşağıladılar!

Türk General ve Subaylarına atılan iğrenç iftiralara halkın inandırılması için DIŞKI KOKAN taharet bezi gazetelere reklâm- ilân adı altında milyarlarca para aktarıldı!

ŞİMDİ SÖZÜM SİZLERE!

Türk General ve Subaylarına bunlar yapılırken sizler ne yaptınız?

Hiçbir şey yapmadınız, susup sadece seyrettiniz!

Siyâsi liderlerinizin ağzından çıkan yalanlara bakarak sadece ''oh oldu'' dediniz!

Hani Türk Ordusu namusunuzun ve vatanınızın teminatıydı?

Sizlere ''Namus kavramını'' yük etmeyeyim, çünkü namus kavramı, şerefini kaybedenlerin taşıyamayacağı kadar ağar bir yüktür!

Onlar askerdi, onurlu insanlardı.

Kimi gururuna yediremedi hayatına son verdi.

Kimi uğradığı haksızlıklara dayanamayıp kanser oldu günden güne eridi.

Hayatında üniformasına ettiği yeminden bir gün olsun dönmemiş insanlardı onlar...

Bu yazı bazı şerefsizlere ithafen yazılmıştır!

O şerefsizler kimler mi?

Onlar, bütün bu vahşeti, hak ihlâllerini, Türk askerinin aşağılanmasını gördüğü halde aman sen de deyip en ufak bir sesi dâhi çıkmayan sorumsuz, milli ruhtan ve imandan mahrum insan müsveddeleridir.

65- 70 yıl önceki O' haysiyet sahibi yankesicinin bile yaptığını yapamayıp, günümüzde suçsuz insanların uğradığı haksızlıkları susarak izleyen vicdansızlara ithaf olunur!

Vicdansızlar okusunlar diye,

vicdan mecmuasına bunları yazmışlar!

ORHAN KILIÇOĞLU