BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM VE CERATTEPE!...

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

Müslüman olup da bu anahtar ayeti bilmeyen yoktur, olamaz da.. Besmele, tüm sürelerin, ayetlerin okunacağı zaman, bunun yanında güzel, hayırlı, faydalı işler yapılırken çekilir. Amakötülük yapıyorsanız,, bir yeri katlediyorsanız, tüyü bitmemiş yetimin hakkını gasp ediyorsanız, Allah'ın yarattığı doğayı sonsuza kadar yok ediyorsanız, emekten, alınterinden , hele hele devletin malından çalıyorsanız, bunları yaparken Besmele çekemezsiniz!. Bunu neden diyorum. Cerattepe’de yapılan iş hayırlı bir iş değildir!. Neresinden bakarsanız bakın.

Çıkan madenin %98’i firmanın oluyor. Türkiye’de çıkarılan madenlerin neredeyse tamamı hammadde olarak yurt dışına gidiyor!. Yani maden milli servet olamadan global dünyaya, maden borsasında işlem görmeye başlıyor!. Çalıştırılan işçinin de alınteri, emeği çalınıyor. Dünyada madencilik sektöründe çalışanların ortalama maaşları 6- 7 bin TL iken Cerattepedekilerin ortalama maaşları 2-3 bin TL’dir!. O da şimdilik!. Sendikaları yoktur. Hiç bir iş güvenceleri yoktur.Her an işten atılabilirler.



Mücadelenin bittiği gün bugün çalışanların yarısı bir gün ansızın işten atılabilir!. Burada yapılacak madencilik aşağıda bulunan şehri yok edeceği bilimsel olarak raporlarda yer alıyor. Zaten Cerattepe şimdiden S.O.S belirtilerini vermeye başladı bile. Bu da ayrı ve çok büyük bir kötülük... Besmele ile başlatılmış oldu… Devam edelim…

Cerattepe’deki Kuzey Galerinin girişinde Bismillahirrahmanirrahim yazıyor. Tabii bu yazıyı görünce aklıma 2014 yılında 301 kişinin yaşamını yitirdiği 400’den fazla çocuğun öksüz kaldığı Soma geldi. O galerinin girişinde de Besmele yazılmıştı., içeride galeride alınması gereken önlemleri almayanlar Besmele yazarak tüm önlemleri almışlardı!,

Bunlar, çalışanların, insanların bir anlamda dini duygularını sömürüyorlar. Cerattepe’de çok özenli yazılmış. Böylece galeriye girişi kutsamışlar... Camilerin girişinde bile yazılmayan Besmele Maden galerilerinde yer alıyor. Keşke bunu yazanlar dinimize saygı nedeniyle yazmış olsalar. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum…

Bu karanlık dehlize girenler bu ayetin sihirli kerameti ile kendisini daha güvenli hissediyorlar. Çünkü Besmele çekerek iş yapanlar huzurlu olurlar. Ama çok iyi biliniyor ki dünyanın en güvensiz galerileridir buralar!. Çünkü Bismillah yazarak orayı güvenli hale getiremezsiniz!. En çok kazanın olduğu, en çok canın gittiği, en riskli yerlerdir buraları..

Ekmek parası için girenlerin kader diyerek umursamadıkları karanlık dehlizlerden söz ediyoruz. Dünyada iş kazalarında nasıl şampiyonuz? Neden en çok ölümler maden işlerinde olur? Ve neden en çok bizde? Bu bir kader olabilir mi? 

Yakın zamanda iş kazasında ölen bir arkadaşımızın cenazesindeydim.

Orada din görevlisi bunun kader olduğunu, önlemler alınsa bile bu arkadaşımızın günü bittiği için öleceğini, farklı konuşarak dinden çıkılabileceğini ima eden cümleler kurmuştu!. Buyurun cenaze namazına!.. Hoca bile iş güvenliğinin gereksiz olduğunu en acılı günde söylüyordu!.





Türkiye’nin çeşitli yayın organlarının gazetecileri ve belgesel programlarıyla dünyanın tanıdığı gazeteci Coşkun Aral ile Cerattepe’nin Güney galerisi önüne kadar geldik. Burada çalışanlar Kuzey Galerinin olduğu sahaya gidebileceğimizi, bu bölgeye girilmeyeceği talimatının bulunduğunu anlattılar. Gazeteciler olarak bizim çalışanlar ile hiçbir işimiz yoktu. Eyvallah diyerek oradan ayrıldık.

Belalı Kaya yolu üzerinden Kayak Merkezi’nde bulunan Beykonağı’nda öğle yemeğimizi yedikten sonra 245 gün nöbetin tutulduğu 1700 rakımlı kapıdan 9 araç ile içeri girdik. Maden şirketi gazetecilerin geleceğini 15 gün önceden haberlerle öğrenmişti. Bu nedenle çok güzel hazırlıklar yapmıştı. Yollar özenle yapılmış, düzeltilmiş.

Etraf temizlenmiş, İş makineleri yıkanmış,aynı hizada park edilmiş, karşılama heyetin üzerinde yepyeni, ütülü iş elbiseleri, baretler sıfır.. Yani evinizde misafir gelmeden önce nasıl hazırlık yapıyorsanız öyle hazırlık yapmışlar.

Cerattepe’yi berber koltuğuna oturtulmuş, tıraş edilmek üzere hazırlık yapılan müşteriye benzettim. Tıraş köpüğü ile sakallar yumuşatılıyor. Daha sonra usturaya jilet takılacak ve sakallar kesilecek. Ortaya Sinek Kaydı” tabiri çıkacak! Burada kayan sinek değil, bir il ilin yerüstü yeraltı tüm varlıkları ve yaşayan tüm canlıları bitkileri, kurdu, kuşu, böceği, geçmişi, geleceği bir yıldız gibi kayıp gidecek!....

Ama buradaki tıraş köpüğü sakalları değil, kelleyi yani Cerattepe'nin bizzat kendisini, dolayısıyla Artvin'i kesmek için sürülüyor!. Bu o kadar açık belli ki. Daha hazırlık aşamasında onlarca hektar alan talan edilmiş!. Alanın yetmeyeceğini bilen şirket 249 hektar alan daha istemiştir!. Daha çok tesis kuracaklar bunlar. Hele Konkasörü dile getirmiyorlar. Çünkü 1.700 rakımdaki konkasör Artvin’in tepesinden kuş bakışı sadece 4 kilometre olan şehir merkezi ve civarına toz yağdıracak.

Aslında çevre mahvolmuş durumda. Gazeteciler geldiği için gayet sakin, sessiz bir ortam hazırlanmış. Güney galeri de epeydir iş yapmıyorlar sanırsam. Çünkü kirli suyun normale dönmesi beklenmiş. Ama ne kadar normale dönebilir ki, Gavur Deresi (Onlara göre Gavut Dersi) ile İdliyet Deresinin birleştiği yer tıpkı tuzlu su ile tatlı suyun karışmadığı okyanustaki o yere benziyor!.



Daha madene başlamadan çevreyi hunharca katleden şirketin yetkilileri bugüne kadar hep yandaş, paralı haber yapan, nemalanan havuz medyası diye tabir edilen gazetecilikten öte maden sözcülüğü yapan gazetecilere yazılı metinlerini vererek açıklama yaptılar. O gazetecilerde bu metinleri olduğu gibi başlığını, tek bir harfini değiştirmeden, sorgulmadan yayınladılar. Ulusal bazda yayın yapan bazı TV ve gazeteler özellikle Artvin’den yana tavır alıp madene karşı çıkanlara iftiralar attı.

Alman ajanlığı ile suçladılar!. Terörist yaftası vurdular. İnsanların onurlarıyla oynadılar. Ama söylediklerinin hiç birisini kanıtlayamadılar. Kendi yalanlarıyla baş başa kaldılar. 

Yazdıklarıyla sözde ihbarlarda bulunmuş oldular. Ama hiçbir savcı, adalet mensubu bu iddiaları ciddiye bile almadı. Çünkü bu iddiaların delilleri yoktu!. İhtira olduğu her harfinden belliydi!. ”Çamur at İzi kalsın” yöntemiyle Artvin’in, Artvin Halkının koruma şemsiyesi olan Yeşil Artvin Derneği’ni gözden düşürmeye yönelik propagandalar yaptılar.

Ama gerçek tıpkı güneş gibidir. Balçıkla kaplayamazsınız! Attığınız çamur ellerinizde kalır. Bu Havuz medyası ve yerli işbirlikçileri adeta Maden şirketinin basın kanadı oldular. Nemalandılar ve sustular. Suçladıkları insanlara Yeşil Artvin Derneği’ne hiç söz hakkı tanımadılar. Bunu Karadeniz’in bazı bölgesel kanalları da yaptı…

Maden Şirketi’nin Besmeleli Kuzey galerisi önünde şirketin buradaki yetkilileri gazetecilere açıklamalarda bulunuyorlar. Açıklama yapanların sayısı hayli çok. Birisinin yarım bıraktığını, diğeri tamamlıyor, onun unuttuğu yeri bir başkası dolduruyor!. Gazetecilerin sordukları sorular bir türlü cevaplanamıyor!. Sanki hepsi ağız birliği etmişçesine soruya cevap vermek yerine lafı dolandırmak,

kelimelerle tek kale maç yaparak kendi kalelerine dol atıyorlardı!. Cevap yerine nasıl madencilik yapacaklarını anlatıyorlardı. Dünyanın gelişmiş en yeni teknolojiyle çalışacaklarını söylerken sesleri de bayağı bir toklaşıyordu!. Çünkü teknoloji dedin mi akan sular durur!. Şimdi madencilikte kullanılan teknolojiyi başlı başına yazı konusu yapmak gerek. Onun için burada duralım.

Maden Şirketinin burada çalışan yetkilileri belki de hayatlarında ilk kez bu kadar çok gerçek gazeteci ile karşı karşıya kalmışlardı. Onların hazırladıkları poşet sorular soran hiç kimse yoktu. Dosya olarak verdikleri bilgiler başlarına bela olmuştu. Her bir bölümü onlara soru olarak dönüyor, 



YAZILANLAR İLE YAPILANLARIN 

neden taban tabana zıt olduklarının cevaplarını arıyordu 20 gazeteci!.

Yerel gazeteciler olarak biz soru sorma hakkını il dışından gelen konuk gazetecilere verdik. Ben hiçbir soru sormamayı yeğledim. Çünkü sorduğum soruların cevabı olmayacaktı!. 

Sorular zorlaştıkça açıklama yapan şirket çalışanlarının bazılarının ses tonu yükseldi Demagojik cümleler kurmaya başladılar. Madende çalışan emekçilere saygıdan söz etmeye, onları bu sürece katma gayretleri gözden kaçmadı. Hayli çalışanda bu ortamın içine girdi.

Oysa orada çalışanlara yönelik tek bir kelime geçmemişti!. Orada toplanan çalışanların hepsinin ellerinde cep telefonları, gazetecileri yakın plandan çekme gayretleri vardı. Neredeyse her bir gazetecinin başında bir maden çalışanı dikiliverdi!. Gazetecilerin etrafı maden çalışanları tarafından sarılmıştı. Onlarda bu süre içinde gazetecilik yapıyordu. (Devam edecek…)

TC Sami Özçelik