BİZİ BEKA SORUNU VEREN ÜLKE DURUMUNA DÜŞÜRENLER, ÜLKEYİ YÖNETENLERDİR‘

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

Hukuk Devleti’ne ve ‘Hukukun Üstünlüğü’ ilkesine inancı olan insan, bir kişinin “yasalara uymayan fiillerinin hukukileştirilmesi” düşüncesini tartışmayı bile zûl addeder. “Bekâmıza yönelik tehdidin giderilmesi” gerekçesine gelince; bizâtihi bunu talep edenler, bu tehdidi parlamenter sistemin neden gideremeyeceğini ve önerdikleri başkanlık sisteminin nasıl giderebileceğini bir türlü izah edememişlerdir. Beka sorunu aciliyet arzeder. Devletin bekası gerekçesiyle referanduma götürülen sistemin temel hususlarının 2019 itibariyle yürürlüğe girecek olması bu gerekçeyi kendiliğinden ortadan kaldırmakta ve bunun istismara yönelik bir söylem olduğunu ispat etmektedir. Hem devletin bekası gerekçesiyle bu sistemi savunacaksınız, hem de sistemi 2019’da yürürlüğe koyacaksınız. En hafif tabiriyle tutarsızlık! Ayrıca unutulmamalıdır ki; Türkiye’yi “beka mücadelesi veren bir ülke” durumuna düşürenler, bu talep sahiplerinden başkaları değildir. 



AĞIZLARINDAN 'TÜRK' SÖZÜ ÇIKMAYANLAR;NİHAL ATSIZ'DAN ŞİİR OKUYORLAR

İsteklerinin, niyetlerinin niteliği ve cüretlerinin büyüklüğünü göstermek dışında akılla kavranacak yanı olmayanlar, Türklüğü bir ambalaj kağıdı olarak kullanmaya da tevessül edebilmişlerdir. Milletimizden bahsederken bile ağızlarından –zinhar- “Türk” sözü çıkmayanlar, ‘Başkanlık Sistemi’ni despotizmden ayıran her ne var ise, onların ortadan kaldırılmış haline “Türk Tipi Başkanlık” diyebilmiştir. Açıktır ki; Türk milliyetçiliğini ayakları altına aldığını söyleyebilecek tıynetteki birinin “biz milliyetperveriz” diyebilmesi, Bilge Kağan’dan pasajlar, Nihal Atsız’dan şiirler okumaya başlaması sadece başkanlık sevdası uğruna her tür değeri istismar etmekten çekinmeyeceğini gösterir, başka bir şeyi değil. Böylelerinin ne diline Türklüğü ne eline Bozkurt’u yakıştıracak saflıkta değiliz!Kaynak: Ülkü Ocakları Genel Başkanları'ndan referandum çağrısı

ERTUĞRUL KALAFAT