Bu yazıyı 15 Temmuz'dan hemen sonra yazmışız.

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

 Fetö meselesinin aslını bilmek öğrenmek isteyen okusun:

Fetullah ve taifesinin neden böyle bir son yaşadığını, anlaşılması gereken birinci mesele olarak birkaç gün önce açıklamıştık. Şimdi detaylı olarak en az 300-400 sayfalık bir kitapta anlatabilecek ikinci meselenin çok kısa özetini yazacağım:

İnşl anlaşılır bir yazı olur:

Yaklaşık 40 yılın sonunda, uzun uğraşlarla ve harcanan milyarlarca dolarla Fetullah hareketi Siyonizm'in kendisine yüklediği misyonu başarıyla tamamlamıştır. Belki kendi amaç ve hedeflerine ulaşamamıştır ama Siyonizm'e istediğini fazlasıyla vermiştir.

Şöyle izah edelim:

1970'lere gelinceye kadar bu topraklarda İslami kesim parti kurmaya, sistemin içine dahil olmaya çok temkinli yaklaşmış; bazı kesimler bu işi küfür olarak görmüştür.

1970'lerin başında sistem içerisinde Necmettin Erbakan öncülüğünde fıkıhlı bir hareket o günkü Ehl-i Sünnet alimlerinin icması ile ortaya çıkmıştır. "Hak geldi, Bâtıl zail oldu" esasıyla yola çıkan bu Müslümanlar "Hakkı hakim kılmak" esasıylada cihadın kitabını yeniden güncelliyordu. Artık siyaset ile İslam'ın geleceğine Müslümanlar'ın çoğu kanaat getirmişti.

Dünya'nın anatomisini çok iyi bilen Erbakan Hoca, bu anatomiye göre yeni bir düşman tanımlaması yapıyor ve dikkatleri Siyonizm'e çekiyordu. Türkiye'deki hiçbir cemaat'in, hiçbir hareketin söylemediği şeyler söyleniyor, Dünya'daki sömürü düzenin nasıl yıkılacağının projeleri yapılıyor, Türkiye'nin öncülüğünde İslam Dünya'sının birleşmesi, uyanması ve iki kutuplu dünya'da hakkı savunan, zulme dur diyecek üçüncü bir kutup oluşturulmak isteniyordu.

Bu oluşumu farkeden Siyonist stratejistler derhal bütün ilgilerini Türkiye'ye ve Milli Görüş'e yoğunlaştırdılar. Milli Görüş'ü yasaklamak, bölmek, itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Siyonizm, bu bağlamda siyasi arenada Demirel'i ve diğer sağ partileri ön plana çıkarıyor, onların propagandası için yardımlar yapıyordu. Ama bütün bunlar Milli Görüş'ün büyümesinin önüne geçmeye yetmiyordu. Dini alanda da bir alternatif bulmak gerekiyordu. Nitekim en sonunda tek başına hareket eden İzmir'de bir vaiz olan Fetullah Gülen'i keşf ettiler. Fetullah Gülen Erbakan'ı sevmediğini söylüyor, hoşgörüden, diyalogdan bahsediyor, kürsülerde asr-ı saadet anektodlarıyla insanları duygulandırıyor, Tasavvuf'a değiniyor, diğer cemaatlere selam gönderiyor, Amerika eliyle İslam'ın gelebileceğini söylüyor ama emperyal düzen'e karışmıyordu. Sömürü düzeniyle, faizli ekonomiyle, zulümlerle bir savaşı yoktu.

İstediklerini bulmuşlardı. Artık Fetullah Gülen projesinin Siyonizm için yeni adı, Milli Görüş'ü iktidardan uzaklaştırma projesi olmuştu.

Nitekim 1975'de 24 nurcu milletvekili Erbakan Hoca'nın partisinden ayrılmış ve yeni bir parti kurmuşlardı. Sonra 1980'lere gelindiğinde Milli Selamet partisinin İzmir'den milletvekili aday adayı olan Turgut Özal Fetullah Gülen'le sıkı ilişkiler içine giriyor ve onun telkinleri ile Erbakan Hoca'dan ayrılıyordu. Milli Görüş'ten ayrılanlara Siyonizm'in desteğiyle Başbakanlığın, Cumhurbaşkanlığın yolu açılıyordu. Amerikan yardımları, ımf fonları, sıcak paralar... ülkenin refah seviyesini yükseltiyor ve Müslümanlar Amerika eksenli siyaset karşılığında rahat bir nefes almanın keyfini çıkarıyordu.

1990'lara geldiğimizde Siyonizm'in her türlü uğraşına rağmen ikinci bir Özal çıkmıyor ve Refah Partisi iktidara geliyordu. Nitekim Siyonistler Milli Görüş'ün iktidar'da kaldığı 11 ayın sonunda 100 yıllık planlarını ertelediklerini en yetkili ağızlardan itiraf ediyorlardı.

1990'lara gelindiğinde ABD elçisi Abromowitz "Refahın içinden ılımlı birisi ile yola devam edebiliriz" diyordu.

Milli Görüş'ün içinden Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç gibi isimler Fetullah Gülen'le sıkı ilişkiler içine girmeye başlıyor, banka açılışlarında, demokrasi konferaslarında, akşam sohbetlerinde... Fetullah'la bir araya geliyorlardı.

Erbakan Hoca'nın bu isimleri genel merkeze çağırıp Fetullah Gülen hakkında onlarca şahit huzurunda detaylı uyarılarına rağmen bu isimler görüşmelere devam ediyordu. Nitekim Fetullah Gülen'in icazet vermesiyle birlikte Cia'nın ünlü isimleri, ABD elçi ve konsolosları Erdoğan ile görüşmeye başlıyor ve bütün bunlar gazetelere manşet oluyordu.

Artık ikinci Özal bulunmuştu. Hem geçmişi temiz, hapse girmiş ve mağdur olmuş, milletin gözünde de değerliydi. Ve Milli Görüş'ü bölmenin planları çoktan kurulmuştu.

2000'li yıllara gelindiğinde Erbakan Hoca'nın onca feryadına rağmen "Erbakan bizi 30 yıl aldattı.", "Milli Görüş gömleğini çıkartık.", "Din eksenli bir parti olmayacağız.", "Dünya ile entegrasyon sağlayacağız."... gibi sloganlarla Milli Görüş'ü bir kez daha böldüler.

Ve 12 yıl Fetullah'la beraber yürüyüp, beraber şarkı söyleyip, beraber ıslanıp başta Afganistan ve Irak olmak üzere tüm Ortadoğu'da ve Arap Baharın'da Amerika ile yani Siyonizm ile her konuda ortak hareket ederek ve bu ittifakı kameralar karşısında itiraf etmekten çekinmeden Ümmet'i bu hale getirdiler.

Bugün gelinen noktada Milli Görüş'ü bitirme projesi olan Fetullah projesi sayesinde bu millet başına gelen büyük sıkıntıların çözümünde; Irak'ta, Suriye'de, Arap Bahar'ında, 15 Temmuz'da... Milli Görüş çözümlerini hatırlamak yerine Fetullah'ın Özal'a ve Erdoğan'a öğrettiği çözümleri hatırlamaktadır. Fetullah sorunun kaynağı olsa bile..

Artık bu milletin çoğunda banane Amerika'dan diyecek veya Siyonizm'i karşısına alacak bir iman kalmamıştır. Darbe'nin merkezi İncirlik Üssü'nü onca delile, onca şehide rağmen kapatmamak, kapatılması için gündem yapmamak bunun yakın tarihimizdeki en bariz delilidir. Sonra dünya ile entegrasyon sağlanmış, devrik başbakan Davutoğlu'nun dediği gibi "Türkiye'nin kaderi Avrupa'nın kaderi ile ortak, halkıda Avrupa halkı" olmuştur. Kadın erkek karışık meydanlarda Kur'an-ı Kerim okuyup-dinleyen, demokrasi nöbeti tutan, şehidine demokrasi şehidi diyen, bir kere bile "Kahrolsun ABD veya İsrail" diye slogan atamayan muhafazakar demokrat (Fetullah tipi) bir nesil türemiştir.

Sonuç olarak Fetullah Siyonizm'in kendisine yüklediği misyonu başarıyla tamamlamıştır. Bundan sonra ona ne olacağı kimsenin umrunda değildir. Çünkü bu topraklarda bu gidişle Fetullah'a ve başka Fetullahlara gerek kalmadan Siyonizm'in borusu ötmeye, bacası tütmeye devam edecektir.

Duamız, RABBİMİZ'in ﷻ bu millete şuur ve uyanma nasip etmesidir!

 

Msalih Dayi