BUGÜNKÜ NOKTAYA NASIL GELDİK?
Millet olarak bugün gelmiş veya getirilmiş olduğumuz noktayı doğru bir şekil de veya milli devletin penceresinden bakıp yeniden analiz etmeden üzerimizde oynan Emperyalist oyunları anlamakta ciddi bir şekilde zorlanırız.
Atatürk ve arkadaşları bu devleti üç temel hedef üzerinde kurdular. Biz buna Türkiye Cumhuriyetinin temel felsefesi diyoruz. Merhum Ziya Gökalp bu felsefeyi “Türkleşmek-İslamlaşmak ve Muasırlaşmak” olarak ifade ederler.
Bu ifade aynı zaman da “Türklükten koparıldığımızı- İnsanımıza yutturulan yaşam tarzının gerçek İslam olmadığını ve bu nedenlerle de muasırlaşan ülkelerin çok gerilerinde kaldığımız” gerçeğini de işaret eder.
O büyük insanlar bu hedeflere kilitlenerek birçok işler başardılar. Çok kısa bir zaman da milletin okuma yazma oranı yüzde ikilerden yüzde ön sekizlere taşındı. Temel dinamiklerimizle yeniden kucaklaşmak için Türk Tarih ve dil kurumu kuruldu. Yüce dinimizi dinci şarlatanların hurafelerinden kurtarmak için yüce kitabımız Kuran tercüme ettirildi. Müslüman olmayan azınlık kırıntıları Müslüman olan Balkanlardan gelen insanlarla mübadele edildi. Türk diyanet işler Başkanlığı kuruldu.
Bütün bu yerin de ve güzel gayretler Mustafa Kemal in ölümüyle onunla birlikte mezara konularak Ankara parkı yabancıların güdümün de hareket eden, şaşaalı bir şekil de moda olan yabancı ideolojilere kendilerini kaptıran çevrelerce işgale uğradı. Türk maarifi Amerika dan gelen ajanların emrine terk edildi. Atatürk ile hiçbir düşünce ve gönül akrabalığı olmayan yeni bir Atatürk peyda edilerek ona ve onun kurduğu milli devlete resmen savaş açıldı. Zamanın yarı veya çeyrek aydınları bu yeni akıma takılınca gerçek alimlerin sesleri duyulmaz oldu ve 1944 olayları bu ülkede yaşandı. Milliyetçi ve Türkçü aydınlar işkencelere uğratıldı ve millet kavramı yerine halklar kavramı kullanılır hale gelindi. Türkiye ve Nato ilişkileri işin içine girince Emperyalist odaklar zinde güçlerimiz üzerinde de eetkin olma şansı yakaladılar.
Devleti ele geçiren, nereden nefes aldığı karanlık olan yeni ekip Ankara’nın tepelerinden millet evlatlarına ve onların kutsallarına karşı durdular. Oyunu kurgulayan odaklar işlerini çok ustaca yaptılar. Ankara parkını ele geçiren çevreler Anadolu insanına değnek gösterirken saf ve temiz Anadolu halkını bu süreçte dinci maskeli şarlatanların etrafına toplayarak karşı cepheyi oluşturdular. Her iki cephenin de arkasında ki Emperyalist odaklar aynı merkezden yönetiliyordu. Laik ve anti laik çatışması için çok yoğun çabalar sergilediler. Diğer bir taraftan da kendilerini köksüz ve soysuz hisseden çevreleri kaşıyarak yeni mevziler de edindiler.
Milli eğitim tamamen emperyalist odakların eline geçmişken diğer taraftan kendilerini takviye eğitim kurumu olarak tanımlayan birçok dinci cemaat ve tarikat arpa biter gibi boy gösterdi bu topraklar da. Milli eğitimden şekil alan yeni kuşaklar yabancı ideolojilerin savaşçısı, tarikat ve cemaatlerden şekil ve biçim alan kuşaklar da tam bir Türk düşmanı olarak yetiştirildi. Her iki cepheyi besleyen ve takviye eden vatikan çetesinin emrinde olan koskoca bir batı dünyası idi.
O dönemde yetişen solcu genler şiddetle Türk milleti kavramına karşı çıkarlarken, sözde dinci çevrelerde Türküm denilmesinin ırkçılık demek olduğunu iddia ederek nice güzel insanımızın beyinlerini kirlettiler.
Bu milletin evlatları olarak şu gerçeği çok iyi kavrayıp idrak etmeliyiz. Bu ülkede yarım asra yakın at koşturan sözde dinci çevreler ile sözde din karşıtı çevrelerin beyin kumaşları İngiltere de ve Vatikan da aynı fabrikalar da örülmüştür. Bu ülkede din düşmanlığı yapanlarla Türk düşmanlığı yapanlar aynı Emperyalist çevrelerin devşirmeleri dır.
Şimdi geldiğimiz nokta da durum var olma veya yok olma halıdır. Millet kimyamız ciddi anlam da dejenere edilmiş, inanç kaynaklarımız çok ciddi manada saptırılmış, aydın kadrolarımız yok denilecek kadar tutsak edilmiş durumdayız.
Milletçe çok tehlikeli bir dönemeçte bulunuyoruz. Türk milleti yoktur diyen zihniyet ne yazık ki Türk milliyetçisiyim diyen birçok insanımızı da esir almış durumdadır. Cümle ortak paydalarımız tarumar edilmiş durumdayız. Hukuk devleti resmen çömüş bir görüntü var ortada. Müslüman nesil yetiştirme projesi deist nesillerin ortaya çımasına sebep oldu. Geleceğimiz olan genç evlatlarımızın imanları çalındığı gibi milli şuur damarları da koparılmış bulunuyor.
Bu girdaptan çıkışın tek yolu vardır.
Söz konusu yeniden diriliş, yeniden ayağa kalkış şeytanca kurgulanan kirli oyunlara yenik düşen insanlarımızın yeniden bu devletin kuruluş felsefesine dönüş yapmasıyla mümkün olacak inşallah.
Ben acizane bu devletin uykuda olan hücrelerinin ve zinde güçlerinin halen var olduğunu düşünüyorum. Yüce Allah in yardımıyla o zinde güçlerin bu kirli oyunları bozacağına inanıyorum. Allah Türk milletinin ve onun dostlarının yar ve yardımcısı olsun.
TC SEYFULLAH IRAT