Elma kokusunu sever misiniz?

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

Ya da şöyle sorayım.Hiç elma yerken aslında boğazınızda bir yanma hissettiniz mi?…

Hayır mı ? O halde size bir olay anlatayım..



Bundan 29yıl önce,16 Mart 1988 sabahı,elma kokusuyla uyandı Halepçeliler. Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor,hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla.Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış.Hızlı hızlı yürümeye başladılar;kokunun kaynağını aramaya başladılar.Gittikçe şiddetlendi elma kokusu.Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki.Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler.Bu sefer daha hızlı koşmaya başladı birçoğu.Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi.Koşuyorlardı;ama yanıyorlardı da.Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar.Yanma iyice artıyordu.Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla.Bir an önce suya ulaşmalıydılar. Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer,asit dolu bir havuza girmişler gibi.Artık ölmüşlerdi,ölümün nereden geldiğini anlayamadan.Yanarak ölmüşlerdi,üstelik ateşsiz ve dumansızdı bu yanma…çığlıklarla…bağırışlarla…çağırışlarla…Bir avuç kül ölüvermişlerdi aniden,ne olduğunu anlayamadan…

“Saçlarım tutuştu önce

Gözlerim yandı,kavruldu

Bir avuç kül oluverdim

Külüm havaya savruldu.”

Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki;vücudunuza temas ettiği anda yakarsizi,nefes almak için çırpınırsınız;alamazsınız.Deriniz büzülüp çürür.Yavaş yavaş,acı çeke çeke ölürsünüz.Öyle ki başınıza silah vurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz.

Bu zehir de elma kokuluydu.Güzel kokulu zehir…Zekice planlanmış bir katliamdı.Hedeflerinde çocuklar vardı,geleceği hedeflemişlerdi..

En çok da çocuklar öldü Halepçe’de.

Tıpkı diğer katliamlardakigibi.Yıllar sonra ülkelerine “demokrasi” getirecek olan o uzakmemleketteki adamlar,kendi memleketlerindeki o “diktatör”e hediye etmişlerdi bu elma kokulu zehri.Ölmeden önce,ölürken,yanarkenHalepçelilerin attıkları çığlıkları duyamadılar o “özgürlükçü ve demokrat” adamlar.Çünkü o sırada başka ülkelerde başka hayatları mahvetmekle meşgullerdi.Başka soykırım planları vardı.

Onlardı zaten,Hiroşima’da küçük gözlü onlarca küçük çocukları yakan.Onlardı Vietnam’da yüzlercesini.,binlercesini katleden. Onlardı Ruanda’da 100 gün içinde 800 bin kişinin katledilmesini sessizce destekleyen.Duyamadılar o çığlıkları…

Şimdi Halepçe’li çocuklar el ele tutuşmuş Hiroşimalı,Ruandalı,Vietnamlı kardeşleriyle dünyaya barış mesajı veriyorlar,insanlığa sesleniyorlar:

“Çalıyorum kapınızı

Teyze,amca bir imza ver

Çocuklar ölmesin

Şeker de yiyebilsinler..”

Soğumayan elma kokusu daha duruyor yanık bedenlerinde,

Ve kül tutmayan haykırışlarıyla kaldılar kanayan vijdanlarımızda,

Birtek, bebeğine abanmış babanın makus ölümleri durdu fotoğraflarda,

Bir de seni yenik sayan suçlu tarih! ... 

Oysa sen suçsuzdun ve de ''çokça çocuk'' ey Halepçe…

Ahu Altan Şendal