Hafsa Sultan Türbesi,
Hafsa Sultan Türbesi, eski fotoğrafından yeniden inşa ediliyor
Unutulan tarihimize duyarlılık artıyor, Muhteşem Süleyman'ı Doğuran Sultan Anamızın yıkılan türbesi yüz yıl sonra onarılıyor.
Yavuz Sultan Selim Han camiinin haziresinde bulunan türbenin ihya edilmesi sonradan türbeye dikilen iki servi ağacının kesilmesi sorun olunca beklemeye takıldı.
Villa yapmak için İstanbul'un ormanlarını katledenlere ses çıkaramayan ilgililer, Türbe üzerindeki bu serviler için seferber oldu, İnşaatın başlamasını geciktiriyorlar.
TÜRBE İNŞAATININ İLGİNÇ ÖYKÜSÜ:
İstanbul’da yaşayan Kulalılar, 1894 depreminde yıkılan Fatih’teki Yavuz Selim Camisi’nin bahçesinde bulunan Ayşe Hafsa Sultan Türbesi’nin yerine yenisinin yapılmasını sağlayacak.
Yavuz Sultan Selim’in eşi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan’a sahip çıkan Manisalılar, türbenin yeniden yapılması için beş yıldır sürdürdükleri mücadelede sona yaklaştı.
Sultan Süleyman’ın saltanatı sırasında 19 Mart 1534 tarihinde hayatını kaybeden Hafsa Sultan, Yavuz Selim Camisi’nin avlusuna defnedilmişti.
İstanbul Kulalılar Derneği, yıkılan türbenin yenisinin yapılması için kendilerinden istenen eski halinin fotoğrafını hiç ummadıkları bir yerde, Almanya konsolosluğunda buldu.
Beş yıl önce Yrd. Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ın önerisiyle İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne başvuran Dernek Başkanı Ercan Oğuz, proje bir türlü çizilmeyince sebebini araştırdı.
Anıtlar Yüksek Kurulu’nun, türbenin eski halini gösteren bir fotoğraf olmazsa projeye onay vermeyeceğini öğrenince arayışa giren Oğuz, yaptıkları çalışmayı şöyle anlattı: “Ayşe Hafsa validemizin türbesi, 1 asırdan fazladır yıkıktı. Fotoğraf bulmak için 10 kadar yere başvurduk. Şerriye siciline, Abdülhamit Han’ın fotoğraf arşivine baktık, İstanbul Üniversitesi’ne gittik. Aradığımızı, Almanya’nın İstanbul Konsolosluğu’nun 5. katındaki Haliç manzarası fotoğraflarının arasında bulduk ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne teslim ettik. Böylece proje onaylandı.”
Yavuz Selim Camisi bahçesinde üç türbe olduğunu hatırlatan Ercan Oğuz, Ayşe Hafsa Sultan’a, Manisa’ya mesir macununu ve Sultan Camisi’ni hediye etmiş olmasından dolayı ayrı bir sevgi duyduklarını söyledi.
Oğuz, “Ayşe Hafsa Sultan’ın Manisa’ya çok emeği geçmiş. Kendisi Kırım Hanı Giray’ın kızıdır. Manisa’da kaldığı, Sultan Selim’in hanımı ve Sultan Süleyman’ın annesi olduğu için türbesinin yeniden yapılmasını arzuladık.” dedi.
AYŞE HAFSA VALİDE SULTAN
Ayşe Hafsa Valide Sultan, 1479-1534 arasında yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesidir. Sultan Süleyman 1520 yılında tahta çıkınca, o da valide sultan oldu.
Bu sıfatla anılmış ilk padişah annesidir. Manisa’da 1522 yılında tamamlanan bimaristan (akıl hastanesi) ve külliyesini yaptırarak gelirlerini bu külliyeye vakfetti. İzmir’in Urla ilçesinde bir mescit yaptıran Ayşe Hafsa Sultan, 1522 yılında hastalanınca dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi’ye ilaç yapması emredildi.
Merkez Efendi, 41 çeşit baharatı karıştırarak bir macun elde etti. Bunu yiyerek iyileşen Valide Sultan, macunun her yıl aynı dönemde yapılıp halka saçılmasını buyurdu. Günümüze kadar yaşatılan bu vasiyet gereğince her yıl Nevruz günü halka mesir macunu dağıtılır. Ayşe Hafsa Sultan, vefatından sonra İstanbul’daki Yavuz Sultan Selim Camisi’nin avlusundaki türbeye defnedildi.
YAVUZ SULTAN SELİM HAN'IN EŞİ, KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN ANNESİ HAFSA SULTAN
Ayşe Hafsa Valide Sultan (1479-19 Mart 1534), Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in hasekilerinden biri, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi ve Valide Sultan.
Ayşe Hafsa Sultan Kanuni Sultan Süleyman 1520 yılında tahta çıkınca Valide Sultan oldu. Bu sıfat ile anılmış ilk padişah annesidir. 14 yıl Valide Sultan kaldı. Her ne kadar Valide Sultanlık döneminin sonları Kanuni'nin çok etki sahibi eşi Hürrem Sultan'ın zamanına denk gelmişse de Kanuni'nin annesine sık sık danıştığı ve fikirlerine büyük önem verdiği bilinmektedir. Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk yıllarında Venedik Cumhuriyeti'nin İstanbul'daki elçisi olan Pietro Bragadin, mektuplarında Hafsa Sultan'ın "48 yaşında çok güzel bir kadın olduğunu ve oğlu hükümdarın kendisine karşı büyük hürmet ve sevgi beslediğini..." belirtmektedir.
Yavuz Sultan Selim, ünlü,
Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan,
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek,
mısralarını Hafsa Sultan için yazmıştır.
Manisa'da 1522 yılında tamamlanan bimaristanı ile ünlü külliyesinin yanı sıra, gelirlerini bu külliyeye vakfettiği Urla'da bir mescid yaptırdı. Marmaris'teki Osmanlı kervansarayı da, kitabesi 1545 tarihini taşımakla birlikte, Hafsa Sultan'ın ismi ile anılmaktadır.
19 Mart 1534 tarihinde oğlunun saltanatı sırasında öldü. İstanbul'daki Yavuz Sultan Selim Camii'ndeki türbeye gömüldü.
Manisa'da Ayşe Hafsa Sultan tarafından inşa ettirilmiş külliyenin bir parçası olan ve özellikle psikiyatrik tedavide ün salmış Darüşşifa.
Ayşe Hafsa Sultan'ın kökeni hakkında çeşitli kaynaklarda iki değişik görüş yer almaktadır. Bunlardan birincisine göre Ayşe Hafsa Sultan'ın Kırım hanı Mengli Giray'ın kızı olduğu öne sürülmüştür.Gerçekten de Yavuz Sultan Selim'in eşlerinden birisinin Mengli Giray'ın kızı, Beyhan ve Şah Sultan'ların annesi olan Ayşe Hatun olduğu kesin olarak bilinmektedir. Ancak ikinci bir görüşe göre Kanuni Sultan Süleyman, Mengli Giray'ın kızı olan Ayşe Hatun'dan değil de, Yavuz Sultan Selim'in Avrupa kökenli başka bir eşinden dünyaya gelmiştir.
Ayşe Hafsa Sultan, kendisinden yüz yıl kadar önce yaşamış, Aydınoğlu Beyliği'nin son beyi Aydınoğlu İsa Bey'in kızı ve Yıldırım Beyazıd'ın eşi olan Hafsa Hatun ile karıştırılmamalıdır. Edirne'nin Havsa kasabasının ismini Hafsa Hatun'un orada yaşamış olmasından dolayı aldığı söylenir ama aslında adını yakınlardaki Has Köyünde büyük bir külliye yaptıran Fatih Sultan Mehmet'in sadrazamlarından Mahmud Paşa'ya izâfeten "Havass’ı Mahmud Paşa"dan (i.e. Mahmud Paşa Has'ları) almıştır.
MESİR'İN HİKAYESİ
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan Manisa’da hastalanır.Hastalığına çare bulunamayan sultanın yaptırdığı Sultan Camii Medresesi’nin başına getirilen Merkez Efendi, bitki ve baharat karışımından oluşan bir macun hazırlar. 41 çeşit baharatla karıştırılarak hazırlanan bu macunu yiyerek sağlığına kavuşan Hafsa Sultan, hastalara bu macunun verilmesini ister.Hafsa Sultan, halktan gelen isteğin artması üzerine kağıtlara sardırılan macunun, Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden saçılmasını buyurur. Halk, her yıl 21 Martta Sultan Camii önünde toplanır ve böylece Manisa Mesir Şenlikleri doğmuş olur.
Yavuz Sultan Selim Han
Fatih Sultan Mehmed’in torunu, Kanunî Sultan Süleyman’ın babası ve Osmanlı padişahlarının dokuzuncusudur. Babası Sultan İkinci Bayezid’in tahttan çekilmesi üzerine 1512’de 42 yaşında padişah oldu. 8 yıldan biraz fazla süren saltanatı süresince, Doğu Anadolu, Kuzey Irak, Lübnan, Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz’ı Osmanlı topraklarına katarak devleti iki kat büyüttü. Mısır’daki son Abbasî halîfesinden emanetleri alarak hilâfeti Osmanlı padişahlarına bağladı.
1516’da İstanbul’da ilk tersaneyi kurdu. Burada gemiler inşa edilerek büyük bir donanma yaptı. 1520’de son seferine çıkarken Çorlu ovasında hastalanarak vefat etti.
Türbesi, Sultan Selim Camii’nin kıble duvarının önünde, Haliç’e nâzır bir tepededir. Bu alandaki dört türbeden kıbleye göre en sağda olanıdır. Mimar Acem Ali yapısı, dört sütunlu giriş revakı olan, sekizgen plânlı bir yapıdır. Kubbesi yivlidir. Sedef kakma kapısı ve yine sedef kakma abanoz pencere kapakları, sedef işleme sanatının en güzellerindendir . Türbede sadece, mermer bir kaide üzerindeki, sedef kakmalı bir parmaklığın içinde bulunan Yavuz Sultan Selim’in sandukası vardır. Sandukasının başucunda, daha sonra, oğlu Kanunî zamanında 9’uncu Osmanlı Şeyhülislamı olan, büyük âlim İbni Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamurla kirlenen (şereflenen) kaftanı asılıdır...
Yavuz Sultan Selim:
Amasya'da doğdu. Küçük yaştan itibaren Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Çok çevik ve zeki olup ok atmak, güreş tutmak ve kılıç kullanmak hususunda maharet sahibiydi. Arabi ve Farisi'yi mükemmel bir şekilde konuşurdu. Babası II. Bayezid padişah olduktan sonra , askeri sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali tayin edildi.
Osmanlı Devleti'nin topraklarını iki buçuk mislinden fazla genişletti. Babasından devraldığı 2,373,000 kilometrekarelik olan ülke toprakları onun zamanında 6,557,000 kilometrekareye çıktı.
İhtişama önem vermez, sadeliği sever ve sade giyinirdi. Kendisi için fazla para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi.
Sultan Selim Han evliyaya rağbet eder onların sonbetlerine katılmayı bulunmaz bir nimet sayardı. Devamlı; "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş - Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş." buyururdu.
Kahire-Şam yürüyüşü sırasında, Yavuz at üstünde giderken, aynı zamanda Anadolu Kazaskeri olan büyük ilim adamı Kemal Paşazâde ile sohbet ediyordu. Çamurlu bir sahadan geçilirken, Kemalpaşazâde’nin atı sürçmüş (bir su çukuruna basmış) ve sıçrayan çamurlar, Yavuz'un kaftanına kadar yükselmişti. Büyük bilgin derin bir mahcubiyet içinde kalmış, telaşından özür bile dileyememiş, fakat Yavuz:
- Bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, bana şeref verir. Öldüğüm zaman, bu çamurlu kaftanı, sandukamın üzerine koysunlar! demiştir.
Vefatından sonra bu vasiyeti yerine getirilmiş, o zamandan beri çamurları ile muhafaza edilmiş olan kaftanı, sandukasının üzerine örtülmüştür
Saltanatı: 1512-1520
Babası: II. Bayezid Han - Annesi: Aişe Hatun
Doğumu: 10 Ekim 1470 Vefatı: 22 Eylül 1520
Türbesi Fatih'in Çarşamba semtinde Yavuz Selim Camii yanındadır..