HATİLA SUYU MADEN ŞİRKETİ YÜZÜNDEN GETİRİLİYOR DESEM!.

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

(üşenmedim yazdım. siz de 5 dakika ayırım ve okuyun.. emeğe saygı lütfen:)))

Değerli dostlar derdimiz Artvin. Derdimiz gelecek, derdimiz geçmişi derdimiz çocuklarımız, torunlarımız… Suriyelilerin gidecek bir cenneti(!) vardı. Türkiye’ye geldiler. Onlara bakacak olan vardı. Türk Halkı tırnağıyla kazandığı gelirinden verdiği vergilerin 30 milyar doları ki bu yaklaşık 100 katrilyona tekâmül eder yediler. Ha biz zengin falan da değiliz. Arap ülkeleri bu parayı pek hala karşılayabilirdi.

Kralların parası kalmamış her halde. Türkiye’de satın almadıkları toprak, ev, bağ, bahçe, yalı kalmadı!. Helal eder miyim vicdanım etmiyor. Çünkü onları yerinden, yurdundan eden ABD, AB ülkeleriydi. Bizim başımıza sardılar. Esad’ı deviremeyince de başımıza kaldı. Vatandaş yapmak zorunda kalacağız sanırsam!. Adamlar 1071 ‘den beri bizi kazıklamaya devam ediyor!. İşin esası geçmişten geliyor ve siyasidir!. BOP amaçlıdır…

Ama Türk Halkının benzer durumda gidecek yeri yok.. Artvinlinin gideceği yer yok. Şehirler artık doldu. İstanbul’un altı üstü kusacak kadar doldu!. Kocaeli, Bursa, Ankara, İzmir kapasitesini doldurdu. Anadolu kentleri sürekli göç ediyor. Anadolu bomboş.. Karadeniz bölgesini boydan boya alın nüfusu İstanbul etmiyor! Neden acaba?

Yerele geleyim. Yumurta kadar Artvin’e yüklenen yük çok fazla, O kadar fazla ki yaşam alanları, yok oluyor. Ormanları, arazileri, köyleri, vadileri… Siz bu il için 325 maden ruhsatı satarsanız, bu maden alanlarının her biri binlerce hektar olursa ki örnek HOD maden alanı yaklaşık 8 bim Hektardır!.. Cerattepe 4 bin 406 Hektar, Varın gerisini siz düşünün!...

Artvin, aslında madencilere, HES’çilere, Barajlara teslim edilmiş. Onun için Adalet Ve Kalkınma Partisi Artvin Milletvekili Sayın Kışla; “ Barajlarla yaşamaya nasıl alıştıysanız Madenlerle de öyle yaşamaya alışmak zorundasınız. Bunun başka yolu yok” cümlesini kullandı.

Şunu da unutmadan peşinen söyleyeyim. Sayın Kışla’ya art niyetsiz, doğruyu, bükmeden, kıvırmadan lafı dolandırmadan söylediği için teşekkür ediyorum. Bu bir samimiyet cümlesi. Bu dürüstlük cümlesidir. Siyasilerin en çok kullandığı yöntemle de sözünü söyleyebilirdi. Yalan konuşabilirdi yani.. O yalan söylemedi. Bundan dolayı da tepki aldı. Ama dürüstlüğü ile çok kişiye de örnek oldu. Bu siyasetçiler içim alışılmış bir şey değildir.

Sayın Kışla’nın söylediği itiraftır, ikrardır, başımıza gelecek olandır. Bize gerçekte yapılandır. Artvin’e her ne yapılıyorsa bizim için yapılmadığıdır. Yani Hatila’dan getirilen 50 bin kişiye yetecek saniyede 255 LT suyu madenciler için getirildiğidir!. Artvin’e ne yapılıyorsa Maden, HES, Baraj, Taş ocakları, Mermer ocakları, Yüksek gerilim Hatları için. Yani Artvin Halkı için yapılan tek bir şey dahi yoktur!. Ne 44 tane Tünel Yusufeliller için yapıldı. Ne yeni yerleşim yeri Yusufeliler içindir.(

Çümkü yeni yerleşim yerinin Ne yaylalara yapılan, Yeşil yol bizim içindir!. Buna alışın” denmiştir. Göç vere vere bir avuç kaldınız farkında olmadan göçlerin her türlüsüne zaten alışmışsınız. Çoruh Barajları Projesi 20 yılda yaklaşık 50 bin kişiyi yemiş, alışmışsınız işte! Madenlerle hepiniz gideceksiniz. Şimdiden alışın. O su da Kafkasör yolları da, Çevre yolu da her şey madenciler için devlet tarafından yapılmıştır. Bu kadar açık ve net. Ortaasya’dan göç misali siz de hazır olun. Çünkü Artvin bu haliyle haritada var olamaz.

Madenle yaşamaya alıştığınızda zaten siz o bölgede yaşıyor olmazsınız. Ya başka illere göç etmiş olursunuz yada sonsuzluğa göçmüş olursunuz. Madenler yaşam alanlarını yok eder. Bu kadar basit. 2X2=4 eder. Başka sonuç aramanıza gerek yok! Bu kadar nettir!.

Şimdi düşünüyorum. Artvin’in merkez Nüfusu 25 bin civarında. Hatila’dan 33 Km uzaklıktan 50 bin kişiye yetecek kadar saniyede 255 LT su getiriyoruz diyorlar. Burada hepimiz bir beyin jimnastiği yapalım.bu suyun saatte 1 milyon litre akacağını hesapladığınızda, suyun fazlasını nasıl depoda tutacaksınız ki? Cerattepe ve diğer yerlerde madencilik faaliyetleri mantar gibi patladığında burada yani Artvin’de kaç kişi yaşıyor olacak ki?50 bin kişilik su getiriyorsunuz? Bu bir. İkincisi, Maden firması Cerattepe’ye çıktığı anda eş zamanlı olarak Hatila’dan su getirme çalışması başlatıldı. Çünkü;

Biliyorlar ki, burada bulunan su kaynakları kirlenecek. .

Çünkü İnmet zamanında Kafkasör’de su kirlenmiş, hayvanlar zehirlenmiş ve soğuk suya” bu su içilmez” diye uyarı levhası asmışlardı!. Şimdi de benzer olaylar yaşanmaya başladı bile!..

Ha bu arada Hatila suyu bize getirilirken babamızın hayrına da gelmiyor. Bir de Milli park’ın içine bir şekilde girilmiş oldu gözden kaçan ince detay da bu olsa gerek!. Bu da ayrı bir dert. Artvin Belediyesini dolayısıyla Artvin’de yaşayan insanları 15 trilyon borçlandırıyorlar. Bu kadar büyük zarar verenler utanmadan bunu da yapıyorlar!.

Akılma Merhum Emin Özgün geldi. Dönemin Cumhurbaşkanı Gül Artvin’e geldiğinde konu gündeme gelmiş, Başkan, 60 trilyonluk bu projeye karşı çıkmış, bana 15 trilyon verin ben kendim getiririm hiçbir şey de istemem diyerek Artvin halkını borçlandırmayacağını söylemişti. Şimdi belediyenin yani Artvin Halkı’nın borcu kaça çıktı kimse bilmiyor. Ama genel toplamı ile 30 Trilyonu aştı gibi!..

Maden şirketi Biliyor ki hava, toprak kirlenecek. Yaşam alanları artık yaşam değil, hastalık, ölüm alanları olacak!. İnsanlar buraları kendiliğinden terk edip gidecek. Tıpkı Murgul gibi, tıpkı Damar gibi… Bunu Artvin Halkı da çok iyi biliyor ki, Burada kazanan Artvin olmayacak. Kazanan Artvin halkı olmayacak, kazanan Türkiye’de olmayacak, Cengiz de olmayacak!. Kazanan maden borsasının olduğu ülkeler, kazanan dünya maden baronları olacak.

Arabistan’da petrolden kim ve kimler zengin oluyorsa bizde de öyle olacak!.. Artvin Halkı biliyor ki, bu maden baronları Çanakkale’den savaş ile geçemeyenlerin torunlarıdır!. Ege’ye dökülenler, Sevr’i hazırlayanların torunlarıdır!. Onlar şimdi bu şekilde Anadolu’yu fethetti!. Eğer yaklaşık 300 bin KM’lik toprak madencilik için bu şirketlere bu adamlara tahsis edilmişse söylenecek söz yoktur.

Bugün Ortadoğu, Irak, Libya, Fas, Tunus, Afrika ülkeleri bu şekilde maden, enerji ve petrol şirketleri tarafından işgal edilmedi mi? Saddam’ı, Kaddafi’yi petrol şirketleri yemedi mi? Ne zaman ki petrol onların oldu. Savaş bitti. Milyonlarca insan sırf bu yüzden öldürüldü. Onun için 25 binlik Artvin Merkez’i veya genel olarak Artvin ilçe köylerinde yaşayan 168 bin Artvinli çok umurlarında olmaz. Göç eden eder,ölem ölür, kalan sağlar da sürünür durur!.

Maden yasasında devletin payı %2 ile %4’ü geçmiyor. Ve hepsi dışarıya sözde ihraç ediliyor. Çünkü ihraç edilen hammaddedir ve çok ucuza elimizden çıkarken, geriye işlenmiş mamul olarak bin katı fiyatına alıyoruz. Yani maden şirketlerinin, “dışarıdan aldığımız madenlere para ödüyoruz yerli madencilik yaparak bunu önleyeceğiz, Milli Madencilik yapacağız “söylemi de kocaman bir yalandır. Çünkü Türkiye’de faaliyet gösteren maden şirketlerinin tamamı yabancıdır. Adında Türkçe isim varsa onların işbirlikçileridir. Ana maden firmaları arka plandadır. Böylece Türk Halkı’nın tepkileri minimize edilebilmektedir!. Kendilerini bu şekilde kamufle etmektedir!.

Çünkü bu madenlerin nerelerde kullanıldığına baktığımızda madenlerimizin bize çıkmadığını anlarsınız. Siz hangi uçağı, hangi otomobili, hangi telefonu veya hangi motoru kısaca neyi üretiyorsunuz ki size bu kadar çok fazla miktarda maden lazım olsun? ? O halde bu hammadde en çok gelişmiş sanayi ülkelerine lazım. Bu da ABD, AB, Rusya, Çin, Japonya gibi gelişmiş ülkeleri olduğu çok açıktır. Keşke bu madenleri biz işleyip mamul yapabilseydik. O zaman bu şekilde yağma-talan şeklinde değil, bizim madenlerimiz, bizim yaşam alanlarımız diyerek daha çok dikkat eder, maden çıkmayacak yerleri bozmazdık.

Ama biz eti, otu bile dışarıdan alabilecek kadar tüketime dayalı, eğitimde ise dünyanın dibine vurmuş, “ar-ge”si olmayan, bir bakanın dediği gibi “bizim eğitim sistemimiz mucit yetiştirmez”, onun için bir beklentimiz yok.

Böyle bir tablodan siz nasıl bir kalkınmış ülke çıkarıyorsunuz? Yollar, Köprüler, Hava alanları, limanlar daha çok dış ülkelere lazım. Çünkü en çok mal üreten onlar. Uçağı, gemiyi, otomobili, treni, kamyonu, TIR’ı onlar üretiyor. Bu araçların gezeceği yolları da elbette ki onların standart ve donanımlarıyla yapmak zorundasınız.

John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı kitapta işte bu konu dehşet verici bir şekilde anlatılmaktadır.

Keşke bu geniş otobanlar, hava alanları, limanlar, yollar söylenildiği gibi medeniyet için olsa, Keşke yollar dostlukları bağlayan, devletler arasında barışa, sevgiye çıkan başka amaçlar için kullanılmayan buluşlar olsa.

Kara, Hava deniz yolları başka ülkelerin işgali için kullanılan ulaşım yolu olmasa!. Nereye yol yapılıyorsa aklıma Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” geliyor ve ürperiyorum. İnsanoğlunun geçtiği her yer maalesef bozulmuştur. Doğa tahrip olmuştur.

İl Koordinasyon toplantılarında Orman Bölge Müdürlüğü, Ormana şu kadar yol yaptık, şu kadar yeni yollar açtık dediğinde eyvah dediğim oluyor. Sonra çıkıyorlar Orman Bölge Müdürlüğü zarar ediyor 41 trilyon zararı maliyeden, hazineden karşılıyoruz diyorlar!..

Orman kesme bahanesi yaratılıyor anlayacağınız!. Çünkü orada orman katliamı olacak. Veya 2 bin rakımda Yeşil yol projesi o da aynı, işgale açık hale geliyor. Kalan son bakir yaşam alanları da insanoğlu denen canavar tarafından ele geçirilmiş oluyor.

Sonuç sel baskınları, yangınlar, depremler, küresel ısınma ve dünya sağlık örgütünün kırmızı alarm uyarıları!. Dünyayı yok eden siz, panik yapan siz. Hem suçlusunuz hem de suçlu arıyorsunuz. (devam edecek…)

ESEN KALIN

 

TC Sami Özçelik