Hayrola komşu !!!

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

HAYROLA KOMŞU

Sevgili Arkadaşlarım, Dostlarım, Akrabalarım, Komşularım, Hemşehrilerim, Müvekkillerim...

25 yılı aşkın bir süredir sürdürdüğüm avukatlık hayatım boyunca kendiniz, babanız, anneniz, kardeşiniz, eşiniz, oğlunuz, kızınız, komşunuz, arkadaşınız, hemşehriniz, çalışanınız, sevgiliniz, gizli aşkınız için, bazen bizzat ofisime gelerek yüz yüze, bazen telefonla arayarak, bazen e-mail yazarak, bazen mesaj atarak, bazen whatsapptan yazarak akıl sordunuz, fikir aldınız, hukuksal görüş istediniz, mütalaa talep ettiniz.

Bazen sabahın saat 06:00’sında arayarak feryat figan yardım istediniz. Bazen gece yarısı mesaj atarak görüş istediniz.Dert yandınız.Çare aradınız.

Kimi zaman “icra dairesinden ödeme emri geldi, ne yapmalıyım” dediniz. Kimi zaman “üst katın banyosundan başımıza su damlıyor, ne yapmalıyım” diye sordunuz. Kimi zaman “karakoldan çağırıyorlar, ifademi alacaklarmış yanımda bulunun, yanlış bir şey yapmayayım” dediniz. Bazen “karımı bir adamla yakaladım, karıma kıyamadım ama adamı baltayla doğradım, 10 yıl hapis yattım, sabıkam silinir mi” diye sordunuz.

Bazen “dükkanı kiraya vereceğim, kontratı siz yazın, yanlış bir iş yapmayayım” dediniz. Bazen “bizim kızı kocası aldatıyor, boşanacak, hiçbir şey alamadan ortada kalmasın, davaya siz bakın” dediniz. Bazen “patron beni kıdemsiz ve ihbarsız işten attı, bir şey alabilir miyim?” diye sordunuz. Bazen “şu kadar gün çalıştım, şu kadar yatmış primin var, nasıl emekli olurum?” diye sordunuz. Bazen “kiracı kira ödemiyor, nasıl tahliye ederim?” dediniz. Bazen “belediye arsamı kamulaştırdı, çok az para verdiler, daha fazlasını alabilir miyim?” diye sordunuz.

Bazen “henüz ölmemiş anne ve babanızdan kalacak mirası” sordunuz.Bazen maliki bulunduğunuz arsa için, müteahhitle ‘Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’ yazdırdınız.Bazen alacağınızın peşine düştünüz.Bazen borçtan kurtulmaya çalıştınız. Bazen “basit bir itiraz dilekçesini bile hata yapmamak için” bana yazdırdınız. Çoğu kez takip ettiğim dosyaları kapı kapı dolaşarak başka avukatlara gösterdiniz.

25 yıl boyunca anladım ki, büyük çoğunluğunuzun ne Medeni Hukuktan, ne Borçlar Hukukundan, ne İcra Hukukundan, ne Aile Hukukundan, ne İş Hukukundan, ne Ticaret Hukukundan, ne Tüketici Hukukundan, ne Kat Mülkiyeti Hukukundan, ne Eşya Hukukundan, ne Ceza Hukukundan, ne de Usul Hukukundan haberiniz var. 

Ancak, yine anladım ki, maaşallah birçoğunuz sanki Anayasa Hukuku Doçentisiniz...

Birkaç aydır Anayasa değişikliği üzerine yazdığım yazılara laf yetiştirmekte kimse elinize su dökemiyor. Ne kadar da mahirsiniz. 

Basit bir talep dilekçesini bile yazamıyorsunuz, matbu kira sözleşmesinin boşluklarını bile dolduramıyorsunuz, karakolda ifade alan polisin karşısında iki lafı bir araya getirip söyleyemiyorsunuz, noterde veraset ilamı bile çıkaramıyorsunuz, apartman yöneticisi ve komşularla bile geçinemiyorsunuz ama, Anayasa oylamasına gelince; kendinizi Doçent Doktor sanıyorsunuz. Hakikaten siz bu Anayasa Hukuku Eğitimini nereden ve kimlerden aldınız?

Hani düşünce özgürlüğü diyeceğim, siyasal tercih diyeceğim ama, bu bir genel seçim değil ki, anayasa değişikliği referandumu.

Her kazandığımız davadan sonra, ‘adalet yerini buldu’, ‘yaşasın adalet’, ‘iyi ki hukuk var’,’iyi ki hukukçular var’ diye neredeyse boynuma boğazıma sarılıyorsunuz ama, ülkenin bütün meydanlarının, bütün caddelerinin,bütün sokaklarının, bütün binalarının, devlet olanakları kullanılarak işgal edilmesi, devletin uçaklarının,gemilerinin,vapurlarının,trenlerinin, otobüslerinin tek yönlü propagandaya tahsis edilmesi, devletin televizyon kanallarının tek yanlı yayın yapması hukuka,adalete,hakkaniyete,dine, imana uygun olup olmadığı hususunda tek bir soru bile sormuyorsunuz.

Osmanlı Devletinde ilk Meclisi Mebusan’ın açıldığı 1877 yılından bu yana tam 140 yıl geçti. 140 yıldır bu topraklarda sürdürülen parlementer sistem ile, 71 yıldır Cumhuriyet Yönetiminde uygulanan çok partili çoğulcu demokratik parlementer sistemin ortadan kaldırılarak yerine, “Tek Adam Yönetiminin” planlandığı sistemin oylanmasına şunun şurasında sadece 1 gün kaldı. 

Ancak birçoğunuz ne arıyorsunuz, ne soruyorsunuz, ne danışıyorsunuz, ne yazdıklarıma “beğen” butonu tıklıyorsunuz, ne de yorum ekliyorsunuz. Hatta bazılarınız Anayasa Hukuku Doçenti kesilircesine, facebookda, whatsappda, instagramda, twitterde ahkam kesiyorsunuz. 

1 gün sonra yapılacak Referandumda oylanacak Anayasa değişikliği ne getiriyor? 

Ne götürüyor? Anayasa değişikliği ülkenin, şahsınızın, çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini nasıl etkileyecek? 

Hiç sormuyorsunuz. Hayırdır?

Kıytırık bir dava için verdiğiniz vekaletnamedeki ‘ahzu kabza’ yetkisini vermemek için, neredeyse bin dereden su getiriyorsunuz ama, ülkenin tapusunun bir adama bırakılması hakkında hiçbir şey sormuyorsunuz.

Küçücük bir dava için verdiğiniz genel vekaletname ile aleyhinize bir şey yapılıp yapılamayacağının derdine düşüyorsunuz ama, ülkenin yönetimi için umumi vekaletname isteyen ‘Tek Adam’ hakkında ufacık bir soru bile sormuyorsunuz.

634 yıl hüküm süren Osmanlı İmparatorluğunda tam 217 Vezir-i Azam (Sadrazam) ve 94 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca, toplam 25 Başbakan’ın görev yaptığı, Başbakanlık makamının niçin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını sorma gereği duymuyorsunuz?

Osmanlı İmparatorluğunun en parlak dönemi olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Padişah Kanuni Sultan Süleyman ile Sokullu Mehmet Paşa’nın “çift başlılık” yaratıp yaratmadığını hiç mi merak etmiyorsunuz?

Osmanlıya öykünenlerin, Osmanlı Osmanlı diye başımızın etini yiyenlerin, Osmanlıyı yeniden diriltmeye çalışanların en ünlü Osmanlı Sadrazamları olan İshak Paşa, Gedik Ahmet Paşa, Çandarlı İbrahim Paşa, Koca Mustafa Paşa, Hersekli Ahmet Paşa, Piri Mehmet Paşa, Kara Ahmet Paşa, Sokullu Mehmet Paşa, Kuyucu Murat Paşa, Bayram Paşa, Siyavuş Paşa, Köprülü Mehmet Paşa, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Baltacı Mehmet Paşa, Çorlulu Ali Paşa, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Mustafa Reşit Paşa, Mithat Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Mahmut Şevket Paşa, Said Halim Paşa, Hüseyin Hilmi Paşa, Talad Paşa’nın padişah tarafından neden görevlendirildikleri, ülkeyi sadrazamsız yönetmeyi neden düşünmedikleri hakkında hiç mi düşünmezsiniz ?

12 Eylül 1980 Darbesini gerçekleştiren cuntacıların hazırlattığı 1982 Anayasasında işçiyi, emekçiyi ve kamu çalışanlarını ilgilendiren tüm anti demokratik hükümler, düşünce özgürlüğünün ve düşünceyi ifade etme özgürlüğünün önündeki tüm engeller, basın hürriyetinin önündeki tüm engeller, Seçim Kanunundaki anti demokratik seçim barajı, Siyasal Partiler Kanunundaki yasaklamalar, Sendikalar Kanunundaki yasaklar, Dernekler Kanunundaki demokratik olmayan hükümler ve Hukuk Devleti ilkesi ile bağdaşmayan daha birçok düzenlemeler aynen muhafaza edilirken, demokratik parlementer sistemde sembolik bir makam olması gereken Cumhurbaşkanına bunca yetkinin verilmesinin doğru olup olmadığını Anayasa Hukuku açısından neden hiç sormazsınız?

Cumhurbaşkanının, Anayasa Mahkemesine üye ataması, üniversitelere rektör ataması, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermesi, Milli Güvenlik Politikalarını belirlemesi, üst kademe kamu yöneticilerini ataması, görevlerine son vermesi ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları kararname ile düzenlemesi, seçimlerin yenilenmesine karar vermek suretiyle meclisi feshetmesi hakkında, hukuksal yorum yapınca; neden Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğünden, hastanelerdeki kuyruklardan, Anayasa Mahkemesinin 367 kararından, eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e Anayasa fırlatmasından, bir zamanlar üniversitelere başörtülü giremeyen kızlardan dem vurursunuz?

Aleyhinize açılan icra takibine karşı “mal beyanı” dilekçesi bile yazamazken, tahliye edilen kiradaki evinizi teslim almaya bile gidemezken, ülkenin parlamenter sistemini altüst etmeye yönelik, anayasa değişikliği hakkında ne kadar da kolay ahkam kesebiliyorsunuz.

Başbakanlık makamını Cumhurbaşkanlığı ile birleştirdiğini iddia eden adama, hiçbir zaman Sadrazamsız ülke yönetmeyen, Ertuğrul Gazi’den, Osman Gazi’den, Fatih Sultan Mehmet’ten, Kanuni Sultan Süleyman’dan, 2.Mahmut’tan, 3.Selim’den ve hiçbir zaman Başbakansız kalmayan Atatürk’ten, İnönü’den,Bayar’dan, Özal’dan,Demirel’den daha mı akıllı, daha mı becerikli,daha mı yetenekli olduğunu neden sorma gereği duymuyorsunuz.

Ben Anayasa Hukuku dersini 1982 Anayasasının mimarı Profesör Orhan Aldıkaçtı ile Profesör Erdoğan Teziç’ten aldım. Sahi siz kimden aldınız? Ne kadar da derin Anayasa Hukuku bilginiz var, hiçbir şey sorma gereği duymuyorsunuz.

Hayrola komşu !!!

Av. Orhan KILIÇ