İ.Ü. Botanik Bahçenin taşınması gündemde
En eski Şeyhülislamlık binası ve Yeniçeri ocağı olarak kullanılan bina, Günümüzde İstanbul Müftülüğü olarak kullanılıyor. Ek Binalar Meşihat Arşivi ve kütüphanesi olarak hizmet veriyor.
Diyanete devri yapılan Botanik bahçenin taşınması gerçekleşirse, Bu tarihi mekan sergi ve konferansların yapıldığı bir kültür merkezi olarak hizmet verecek. deniliyor.
Biz buna pek ihtimal vermiyoruz, Muhteşem bir manzarası olan bu arazinin bir Katarlıya! satılacağını tahmin ediyoruz.
TARİHİ SERÜVEN
Ağa Kapısı denilen Yeniçeri ocağının merkaz binası. Sonradan Bab-ı Meşihat yani Şeyhülislamlık olmuştur.
Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı adı verilen yerde ikamet eder, çalışmalarını buradan sürdürürdü. Mekan; Süleymaniye Cami’nin kuzeyinde haliç ve boğaza nâzır inşa edilmiş adeta hünkar sarayı gibi çeşitli köşkleri, daire ve idare odaları, atölyeleri bulunan büyük bir kompleks hüviyetindeydi.
Bu büyük ahşap saray manzumesinin etrafı ise yüksek duvarlarla çevriliydi. Burası başta Genç Osman olayı olmak üzere nice hararetli hadiselere sahne olmuş, pek çok darbe ve ihtilal buradan planlanmıştı. Karıştığı bu karanlık olaylar sebebiyle pek hayırla anılır bir nâmı da yoktu.
1826 ‘da Yeniçeri ocağı söndürülünce bu 465 senelik kurumla bağlantılı diğer teşkilatlarda lağv edildi. Yeniçeriliğin hatıralarını silmek için dört bir yanda değişiklikler yapıldı.
En başta bu değişiklikten ocağın merkez komutanlığı olan Ağa Kapısı etkilendi.
Yeniçeriliğin yerine, Âsakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurulup ordunun başındaki en yetkili kumandana da Serasker denilerek ikametine Ağa Kapısı tahsis edildi. Fakat buranın asırlardın zihinlerde buraktığı kötü hatırasını silmek için adı değiştirildi ve buraya Bâb-ı Seraskeri (Serasker Kapısı) denildi.
Fakat yapının ahşap olması sebebiyle yeni kurulan modern orduya hizmet edemeyeceği düşünülerek Sadrazam Mehmed Selim Paşa, II. Mahmud’a sunduğu bir takrirde Seraskerliğin Eski Saray’a naklini Ağa Kapısı’nın ise şeyhülislamlara tahsisini arz etti. O zaman kadar şeyhülislamlar diğer ilmiye sınıfına mensup yüksek dereceli bürokratlar gibi resmi işlerini kendi konaklarında sürdürüyorlardı.
Bugün İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu Eski Saray’ın yerine Seraskerlik taşınmış ilerleyen zamanda Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) olmuştu
İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünün giriş kapısı eski Harbiye Nezareti ( Yani Savaş Bakanlığı) – Seraskerlik Kapının üzerindeki kitabede; Dâire-i Umur-u Askeriye (Askerlik İşleri Dairesi) yazmaktadır.
II. Mahmud bu isteğin uygun olduğunu belirttiği hattı hümayununda Yeniçeriliğin hatıralarının silinmesi, hatta kazınması için Ağa Kapısı lafzını tamamen yasaklayarak Şeyhülislama tahsisinden sonra buraya Fetvahane denilmesini istiyor ısrarla belirtiyordu.
Padişah yeniçerilikten illallah eder üsluptaki hattında “Yeniçeri nâmı mahv ve ilga oldup yerine Âsakir-i mansure-i muhammediyye kullanıldığı gibi Ağa Kapısı lafzıda lisanlardan silinir” diyor buranın Fetvahane yapılmasının bu işe vesile olmasını temenni ediyordu.
Böylece çok az bir süre Ağa Kapısı’nda kalan Seraskerlik o zaman Eski Saray olan bugünkü İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsnün bulunduğu yere taşındı.Dolayısı ile Seraskerlik (Sonradan Harbiye Nezareti) burası oluyor Ağa Kapısı ise Fetvahane adı ile Şeyhülislam’a tahsis ediliyordu.Osmanlı reform asrının önemli gelişmelerinden biri olarak devlet kurumlarının devamlı ofislere sabit bürolara kavuşması Şeyhülislam içinde tahakkuk ederek tarihlerinde ilk defa sabit bir mekana kavuştu.Böylece başlıca şer’i ve hukuki kurumlar bir yerde toplanmış oldu.
Fakat Şeyhülislam tam Ağa Kapısı’na taşınacakken çıkan Hocapaşa yangını ile İstanbul’un pek çok mahallesi ve Bâbıâli zarar gördü. Bunun üzerine Fetvahane bir süre Babıâli olarak kullanıldı. Bâbıâli’nin eski yerine taşınması üzerine yaklaşık 1 yıllık gecikmeyle Şeyhülislam ve mahiyeti de artık eskiden Ağa Kapısı denilen Fetvahaneye yerleşti.
Yüzyıllarca Yeniçeri ocağının en büyük generaline ikametgâh olmuş, türlü ihtilal ve ayaklanmaların ev sahibi mekân Şeyhülislamlara tahsis edilince şair Keçecizâde İzzet Molla tün bu tarihi safahatı resmeden bir şiir kaleme aldı.
Bu şiir eski Ağa Kapısı yeni Fetvahane olan mekanın giriş kapısı üzerine Yesarizade Mustafa İzzet’in hattıyla büyük bir kitâbe olarak yerleştirildi.
II. Mahmud’un Ağa Kapısı’nın Fetvahaneye çevrilmesine dair Hatt-ı Hümayunu
Ağa Kapısı Fetvahane Olunca Giriş Kapısı Üzerine Yerleştirilen, Metni Keçecizade’ye Ait Kitâbe
Kitabede;
1- ) Devleti dâim ola hazret-i Han Mahmud’un / Sâyesinde olup âsûde hemîşe ulemâ /
Seyf ü hâmeyle idüp destini Mevlâ teyîd / Bir eline kılıç aldı bir eline Fetva
2-) Hakk-ı nimet ne imiş bilmeyenlerin hali budur / Âb-ı tîğ u kalemi kıldı ocağı itfâ /
Nice nush itdiler ol şirzime-i mekrûha / Ulemanın sözünü eylemediler isgâ
3-) Âkibet yerlerin Allah nasîb etti bize / Dar-ı Fetvaları itmiş idi anlar yağma /
Ömrü olcukça mübarek ide bi’l-istihkâk / Müfti-i a’lem olan Tahir efendi’ye Hüdâ
4-) Nûr-ı adli ile mahv itti zalâm-ı zulmü / Rûz u şeb eyleyelimn hüsrev-i devrâna dua /
Melce-i ümmet ide haşre kadar bâbını Hak / Dura ol şâh-ı cihân tâ dura şer’-i Mevlâ
5-) Hâk-i pây-i şeh-i devrâna teşekkür kıldı / İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ /
Ağa Kapısı’nı virdi bize Sultan Mahmud / Bâb-ı tezvir idi hak kıldı makam-ı iftâ (1241)
Kısmen Günümüz Türkçesi İle
Kılıç ve kalemini kuvvetlendirip mevla
Bir eline kılıç aldı bir eline fetva
Hakkın nimeti neymiş bilmeyenlerin hali bu
Kılıç ve kaleminin suyu söndürdü ocağı
Nice nasihat ettilerse de o kerih topluluğa
Alimlerin sözünü dinlemediler asla
Akibet ki Allah yerlerini nasip etti bize
Fetvahaneleri etmişti onlar yağma
Ömrü oldukça mübarek ede hakkıyla
alemin müftüsü Tahir efedniye Hüda
Adl’in nuru ile yok etti zulmün karanlığını ((Adli Sultan Mahmud’un da mahlasıdır))
Gece gündüz dua edelim zamanın Sultanına
Dura o dünya Sultanı, Şer’-i Mevla durana dek
Devrin şahının ayağının toprağına teşekkür kıldı
İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ
Ağa Kapısı’nı verdi bize Sultan Mahmud
Bozguncu Kapısı idi hak kıldı makamı fetva – 1826
Ümmete sığınak ede haşre kadar bu kapıyı hak
Cumhuriyetten sonra şeyhülislâmlık kaldırılıp Diyanet İşleri kurulunca Ağakapısı’da bu kuruma bağlı İstanbul Müftülüğüne verildi. Kompleksin en gösterişli bölümü ise İstanbul Kız Lisesi yerleştirildi. Daha sonra bir yangınla harap olan bu bölümün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin Botanik Enstitüsü binası yapılmıştır. BAKINIZ
İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ AÇIKLAMASI
Osmanlı Devleti’nin en yüksek memurlarından biri olan Yeniçeri Ağası’nın görev yaptığı ve Süleymaniye Camii’nin kuzeyinde, şimdiki İstanbul Müftülüğü hizmet binalarının bulunduğu yer kısaca “Ağa Kapısı” olarak adlandırılmıştır.
Şehre ve Haliç’e hakim bu sarayda oturan Yeniçeri Ağaları’nın ne zamandan beri burada oturdukları bilinmemekle birlikte, bir Alman ressamın yaptığı şehir panoramasından 1555 tarihine kadar gidilebilmektedir.
Başta, Sultan II. Osman Hadisesi olmak üzere bir çok tarihi olayın geçtiği Ağa Kapısı, etrafı yüksek duvarlarla çevrili bir sahada, içinde adeta Hünkar Sarayı gibi çeşitli köşkleri, selamlık, harem ve hizmet daireleri ile atölyelerden oluşan büyük bir kompleks idi. Ancak, ahşap olması sebebiyle 1660, 1750, 1771 ve 1782 yangınlarından etkilenmiş ve her defasında yeniden inşa ettirilmiştir.
Yeniçeri Ağası’nın makamı olarak kullanılan Ağa Kapısı Sarayı, Yeniçeri Teşkilatı’nın 1826 yılında kaldırılarak yerine Asakir-i Mansûre kurulması sebebiyle, Şeyhülislam’a tahsis edilmiştir.
Sultan II.Mahmud, Ağa Kapısı’nın Şeyhü’l-islamlara tahsisi için yazdığı fermanda, Yeniçeriliğin bütün hatıralarını silip unutturmak için Ağa Kapısı adını da yasaklayarak, buraya “Bâb-ı Meşîhat- Fetvahane” denilmesini istemiştir.
Meşihat Dairesi, 1826’da çıkan yangın sebebiyle, bir yıl sonra 22 Ekim 1827 tarihinde Ağa Kapısı’na nakledilmiştir.
Cumhuriyet Döneminde, 03 Mart 1924 tarihinde Şeyhülislamlık lağvedildiğinde ise, bu binalar “İstanbul Müftülüğü”ne tahsis edilmiştir. Halen Müftülük olarak kullanılan bina da, Şeyhülislam Dairesi’nin Fetvahane Bölümü’dür.
Ağa Kapısı’nın, Bâb-ı Meşîhat olduktan sonraki durumunu gösteren eski resimlerinden, bu binaların XIX. yüzyılda hakim olan Batı Mimarisi’nden alınma empire üslûbunda olduğu görülmektedir.
Süleymaniye camii'nin yanında bulunan İstanbul Müftülüğü, 1826 senesinde Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla şeyhülislâmlara tahsis edilmiş olan Ağa Kapısı adı verilen binadır. Ağa Kapısı'nın tarihi 1622 (2. Osman) yıllarına gitse de pek çok kez yanmış ve tekrar tekrar tamir görmüştür. En son 2. Mahmut dönemindeki halini almıştır (1816).
İstanbul Müftülüğü girişinde sol tarafta iki katlı kagir binanın alt katı Meşihat Arşivi, üst katı ise Meşihat Kütüphanesidir. Yazma ve matbu fetva kitapları başta olmak üzere zengin fıkıh eserleri ile şeyhülislamlık defter ve belgeleri burada muhafaza ediliyor.
Meşihat Kütüphanesi’nde 456’sı el yazma eser olmak üzere toplam 3961 adet eser bulunuyor. Mecelle’nin (İslami özel hukuk) altyapısını oluşturan temel eserler bu kütüphanede muhafaza ediliyor.
Restorasyon İstanbul il Özel İdaresi tarafından yaptırılıyor. Yapılan çalışmalar tamamlandığında hem Meşihat Arşivi defter ve belgelerini elektronik ortama aktarılmış olacak hem de bu tarihi mekan sergi ve konferansların yapıldığı bir kültür merkezi olarak hizmet verecek.