Korona dan Kurtulması için Kuranı Kerim Fatır suresi :31den 45 inci ayetlerinin tefsiri mealini okuyalım
Muhterem Kardeşim
Dünyanın yeni tip korona dan Kurtulması için Kuranı Kerim Fatır suresi :31den 45 inci ayetlerinin tefsiri mealini okuyalım inşaallah.
Okuyup İbret alan var mı???
31. Ey Peygamber! Sana gönderdiğimiz bu Kitap, kendisinden önceki kitapları onaylayan gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, kullarının tüm yaptıklarından haberdardır ve onları dâimâ görmektedir.
32. İnsanlık tarihi boyunca, her devirde Kitap ve elçi göndererek insanlığa yol gösterdik. İşte şimdi de son kutsal Kitabı, kullarımız arasından bu göreve lâyık görüp seçtiğimiz kimselere emânet ettik. Fakat onlardan kimileri Allah’ın kendilerine verdiği kulluk imkanlarını yeterince kullanamayan, kendilerine zulmeden, yazık eden günahkar Müslümanlar kimileri bunlardan daha iyi durumda, Müslümanca dengeli bir hayatı yaşamaya çalışanlar; kimileri de Allah’ın izniyle hayır ve iyiliklerde en önde giden gayretli Müslümanlardır. İşte en büyük lütuf, bu sonuncusudur.
33. İşte bu müminlerin mükâfâtı, ebedî huzur ve mutluluk diyarı olan Adn cennetleri olacaktır. Onlar oraya girecek ve altın bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Elbiseleri de hâlis ipekten olacaktır.
34. Bu muhteşem nîmetlerle karşılaşınca, “Bizi o müthiş Hesap Gününde her türlü sıkıntı, endişe ve üzüntüden kurtaran Allah’a hamd olsun!” diyecekler, “Ra bbimiz gerçekten de çok bağışlayıcıdır, bütün iyiliklerin karşılığını cömertçe verendir!”
35. “İşte bizi, sonsuz lütuf ve keremi sayesinde ebedî kalacağımız yurda yerleştirdi. Dünya hayatı bir imtihândı, onu aştık; mahşer bir merhale idi, onu da geçtik. Artık burada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de bir bıkkınlık!
36. Âyetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar için de cehennem ateşi var! Öyle çaresiz bir hâlde olacaklar ki, hayatlarına son verilmez ki ölüp kurtulsunlar; azapları da hafifletilmez ki rahat yüzü görsünler! İşte Biz, çeşidi, cinsi ve şekli ne olursa olsun, bütün nankörleri böyle cezalandıracağız!
37. Orada, “Ey Rabb’imiz!” d iy e feryat edecekler, “ Ne olur, bizi buradan çıkar; sana söz veriyoruz, daha önce yaptıklarımızdan bambaşka güzel işler yapacağız!” Buna karşılık, Allah onlara diyecek ki: “Ben size, düşünüp ibret almak isteyen birinin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedim mi? Ayrıca, size bu günün gelip
çatacağını haber veren uyarıcılar gelmemiş miydi? Geldi, fakat siz bile bile kötülüğü tercih ettiniz! Öyleyse yaptıklarınızın cezasını tadın bakalım; bugün zâlimlere hiç kimse yardım edemeyecek!”
O hâlde, ey insanlar, bu gün gelip çatmadan önce Rabb’inize kulluk edin! Unutmayın ki:
38. Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir ve elbette O, kalplerin içindeki bütün gizli niyet ve düşünceleri de bilmektedir.
39. O Allah ki, önceki ümmetlerin ardından şimdi de sizi yeryüzünde ilâhî adâleti egemen kılmanız için yönetici ve halîfeler yapmış ve sizi bu göreve uygun yetki, güç ve yeteneklerle donatmıştır. O hâlde, her kim bu yetenekleri kötü yönde kullanarak Allah’a karşı nankörlük edecek olursa şunu bilsin ki, onun bu nankörlüğü kendi aleyhinedir. Çünkü kâfirlerin nankörlüğü ve inkârcılığı, Rableri
katında ancak onlara karşı gazâbın artmasına sebep olur! Evet, kâfirlerin nankörlüğü, onların yıkılış ve yok oluşlarını hızlandırmaktan ve ziyanlarını artırmaktan başka bir işe yaramaz!
40. Ey Müslüman! Onlara de ki: “Allah’tan başka itaate çağırdığınız ve böylece Allah’a ortak koştuğunuz putlarınızı ve putlaştırdığınız liderlerinizi, sahte ilâhlarınızı bir düşünsenize: Gösterin bana, yeryüzünde ne yaratmış bunlar! Yâhut onların, göklerin yaratılıp yönetilmesinde bir ortaklıklarımı var?”
Bakın, zâlimler, nasıl da göz göre göre hakîkatten yüz çeviriyorlar! Yoksa Biz onlara bu iddialarını destekleyici bir Kitap gönderdik de, onda buldukları bir delile mi dayanıyorlar? Hayır; aslında zâlimler, birbirlerini boş vaadlerle aldatmaktan başka bir şey yapmıyorlar! Oysa görmüyorlarmı ki:
41. Gökleri ve yeri yıkılıp yok olmaktan
koruyan ve mükemmel bir sistem çerçevesinde gök cisimlerinin hareketler ini devam ettiren yalnızca Allah’tır. O, bir an için varlıkları kendi haline bıraksa, evrende müthiş bir kargaşa meydana gelir. Eğer gökler ve yer yıkılacak olsa, O’ndan başka hiç kimse onların nizamını sağlayamaz. Eğer hâlâ helâk olmadıysanız, ey zâlimler, bunun tek sebebi var: Hiç kuşkusuz Allah, kullarına karşı çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.
42. Kur’an’ı reddeden bu kâfirler, daha önce, “Yahudi ve Hıristiyanlara gönderildiği gibi bize de bir uyarıcı gelmiş olsaydı, kesinlikle doğru yolu bulan en iyi toplum biz olurduk!” diye var güçleriyle Allah’a yemin ediyorlardı. Fakat onlara Allah tarafından uyarıcı bir Peygamber gelince bu, onların sadece hak ve hakikatten iyice uzaklaşmalarına sebep oldu.
43. Çünkü onlar, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslıyor, sahip oldukları imtiyazları kaybetmemek için Kur’an’a karşı çirkin plânlar kuruyorlar. Oysa kötü plân, sadece sahibini helâk eder! Hal böyleyken, bu zâlimler Allah’a ve Elçisine inanmak için daha ne bekliyorlar? Yoksa onlar, kendilerinden önceki isyankâr toplumları, devletleri ve medeniyetleri felâkete sürükleyen ilâhî kanunların kendi üzerlerinde uygulanmasını mı bekliyorlar? Öncekiler, ya bir azapla helâk edilerek, ya düşman istilasına uğrayarak, ya da Peygamberin takipçileri tarafından yenilgiye uğratılarak cezalandırılmışlardı. Bugün de böyledir bu, yarın da böyle olacaktır. Unutma; toplumlar ve çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allah’ın yasalarında hiçbir bozulma, pörsüme ve değişiklik göremezsin ve Allah’ın yasalarının uygulanmasında, kıyamete kadar bir aksaklık ve bir sapma da göremezsin.
İnsanlık tarihini şöyle bir gözden geçiren ve devletlerin yıkılış sebepleri üzerinde biraz düşünen bir kimse, zalimlerinin sonunun hep aynı olduğunu görecektir:
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden medeniyetlerin görmüyorlar
Kendilerinden daha bilgili, daha gelişmiş ve daha güçlüydüler. Fakat yine de cezalarını çekmekten kurtulamadılar! Öyle ya, ne göklerde, ne de yeryüzünde hiçbir şey Allah’ın iradesine karşı koyamazdı! Çünkü O, sonsuz ilim ve kudret sahibidir. Bununla birlikte O, yeterince fırsat vermeden hiç kimseyi cezalandırmaz:
45.Eğer Allah işledikleri günahlardan dolayı insanları derhal cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde helâk edilmedik bir tek canlı bırakmazdı fakat O, zalimleri cezalandırmakta acele etmez, belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Belirlenen bu süre gelip çatınca da, hepsinin cezasını tam olarak verir! Çünkü Allah, kullarını her hal ve hareketini görmektedir.
Fatır Suresi 31-45