NİYETİMİZ NE?
Bizler, bir araya gelmiş 10 kişi, 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasında irademizi ‘Hayır’dan yana koyduk…
Bu ‘hayır’, bütün hesaplardan uzakta, sadece ülkemizin geleceğiyle alâkalıdır…
Bu ‘hayır’ parti içi siyasetin bir argümanı değil, ülkücü fikriyatın gereğidir…
Bizim milliyetçilik anlayışımız, devlet ve adaleti birbirinin tamamlayıcısı olarak görür...
Bizim tarihimizde tanrı-krallar yoktur...
Bizde töre konuşunca, kağan susar…
Bu sebeple, ‘devlet’ düşüncesine yabancı bir zihniyetin kurguladığı bir saçmalığa ‘evet’ demeyi, kendimizi ve tarihimizi inkâr olarak görürüz...
*****
Bizler, bir araya gelmiş 10 kişi, yeni bir siyasi projenin enstrümanları değiliz...
Her birimiz parti içinde değişik yaklaşımlar gösterdik; gelecekte de farklı tercihlerde bulanabiliriz…
Tahrik edici şekilde ısrarla kullanılan –kendi arzuları hilâfına olduğunu düşündüğüm- ‘Dört Genel Başkan Adayı’na karşı bir alternatif olma niyetimiz de yok…
Pul’laştırılmaya çalışılan Ülkü Ocaklı algısını, onurlu duruşuyla yerle bir eden Atilla Kaya’nın çıkışını Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı olarak daha da anlamlı hale getirmek istedi kimimiz…
Kimimiz ülkücü olmanın bir sorumluluğu olarak gördü…
Her birimizin birleştiği nokta imza attığımız ortak metindir…
Bunun ötesi daha sonraki istişarelerle belirlenir…
*****
Misyonumuzu sadece vatandaşlarımız ve ülküdaşlarımıza ‘hayır’ lehinde telkinde bulunmakla sınırlı tutmayacağız elbette…
‘Evet’ ve ‘hayır’ tercihinde bulunan ülküdaşlarımız arasında telâfi edilemez kırgınlıkların oluşmasını engellemek de görevlerimiz arasındadır…
Çalışmalarımız sırasında parti içi muhalefeti çağrıştıracak bir söylemden uzak durmaya çalışacağız…
Teşkilâtları boşaltmak, görevde bulanları ayrılmaya zorlamak gibi yaklaşımlardan da…
(Görevde olmayan arkadaşlarımızın ezici çoğunluğunun ‘hayır’ tavrı koyması, ülkücü yaklaşımın en bariz göstergesidir…
Görevdekilerin de iç dünyaları farklı olmasa gerek…
Onları sandıkta da ‘evet’ vermeye zorlayacak bir inatlaşma ve suçlamanın anlamı yok bu sebepten…)
*****
Bizim çıkışımızda başka senaryolar arayanlar varsa, sadece art niyetliler ve kazanılmış hakları olduğuna inananlardır onlar…
Bu harekette ülkücü sorumluluğunu yerine getiren herkes eşittir ve her göreve lâyıktır… Buna Genel Başkanlık da dahildir…
Bu sebeple, kendi kendilerine gelin-güvey olanlar, anlamsız yorumlarla en fazla zararı, savunduklarını zannettikleri adaylarına vereceklerini unutmamalıdırlar...
Bizim için her ülkücü kıymetlidir…
Ve taşınan unvanlardan ziyade, ödenen bedellere değer verdiğimiz bilinmelidir…
Suat Başaran