"TEŞKİLAT BENİM".

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

6 yıldır Mamak askeri ceza evinde MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında 

yargılanıyorum..Savunmalara anca sıra geldi.Sıra bana geldiğinde;şahsımızda Türk 

milliyetçiliği sanık sandalyesine konulmak isteniyor,şeklinde söze 

başladım mahkeme sözümü kesip elimdeki dilekceyi istiyor.Babam görüş gününde;oğlum mutaalada bari siyasi savunma yapma dedi.Görmüyormusun baba 

bu mahkemede biz değil fikrimiz yargılanıyor diyorum o ise ;

Oğlum bunlar,yani sizi yargılayanlar milliyetçi olsalar sizi 

yargılarlarmı?:diyor.

Devir asker devri..

Bana emekli hakim albay avukat tutuyor.Çaslışıyor kazanıyor.Kazandığını getirip 

veriyor 7 çocuklu adam…

Savcı mutalaada tekrar idamımı istiyor.Mahkeme ise 24 yıl 5 ay ceza 

veriyor.Emekli hakim albay’da sökmedi..Kafaya konmuştuk bir defa..Cezayı

aldıktan sonraki ilk ziyarette üzüntüsünü belli etmemek için teselli bile 

etmiyor beni.Sadece kendine iyi bak,bekliyoruz seni diyor.10 yıl 28 gün 

bekliyor.

Tahliye oldugumda Bursa özel tip cezaevinin kapısından almaya geldin vermediler beni sana..

Doğru dürüst sarılmamıza izin bile vermediler.Doğru 1. ordu uçak savar 

tabur komutanlığına yani askere..Fazla durmadım orda..Geldim..Dışarısı 

karmakarışık..

Koca koca dava adamları(!) ANAP’ta ,Doğruyol’dalar.Dün bize ülkücülük,dava 

adamlığı seminerleri verenler orda burada siyaset yapıyorlar.. Bazıları çok 

yorulmuş(!)Dinleniyorlar.Bazıları Balkonda, bazıları 3-5 kişiyi yanına toplamış mafyacılık(!) 

oynuyor.

Rahmetli Türkeş ise 6 yıl içerde kaldıktan sonra ve siyasi yasaklar kalktığında 

MÇP’ye genel başkan oluyor.1987 ilk seçimlere giriyoruz mensubu olmakla şeref 

duyduğumuz uğruna bedel ödediğimiz milletimiz bize %2 oy veriyor.Türkeş ise 

yılmıyor,küsmüyor.İlk günkü gibi çalışmasına kaldığı yerden devam ediyor.

Babam bana bakıyor.ne yapacağım diye.Aslında ne yapacağımı biliyor.Bir an önce 

başımı bağlamak istiyor,olmuyor..Ağzına kadar mobilya dolu dükkanı 

gösteriyor,burayı çalıştır kendini idare et diyor,yine olmuyor..

Oğlu ise Fatih Ülkü Ocaklarını kurmuş lise ve üniversite önlerinde dolaşıyor.Eve 

gelmiyor.Tavrı ve davranışları 12 Eylül öncesini 

çağrıştırıyor..

Kızıyor..

Küsüyor..

Olmuyor..

Olmuyor..

ve patlıyor..

Ne yapıyorsun oğlum sen?

Baba az bir işim kaldı teşkilatta tamamlıyayım..

Ne teşkilatı oğlum?

Bilmiyormusun baba,uğruna yıllarca yattığım ölümlere gidip geldiğim…

Dediğimde adeta patlıyor;

Ne teşkilatı ulan teşkilat benim!

Ben geldim yıllarca peşinden,avukatını ben tuttum,nereye gitti isen ben 

geldim.anneni kardeşlerinide ben gönderdim.Hem nasıl teşkilatmış o..Adam gibi 

gelip geçmiş olsun bile demediler sana.Sen hala teşkilat diyorsun..Teşkilat 

benim,ben…

Dediğinde,o eğilmeyen başım eğilmiş.

Ben,kimse bana geçmiş olsun desin diye ülkücü olmadım diyemedim…

Tam tersi!

Senin gibi olsunlar istiyordum..Bakma bugun dağınık göründüğümüze..Kolay değil 

içerde dışarıda çarpışmak 300 yıldır.Kötü giden Türk’ün makus talihini 

değiştirmek diyemedim..Tam her şey normale döndü derken bir kahpe Eylulde gece 

yarısı boynumuza urgan geçirdiler…Uzak uzak ülkelerden seferden dönen ordu 

gibiydik…Çok yorgunduk baba çoook..Pes edemezdik..Yenilmezlik vardı 

ruhumuzda..Bir an önce ordunun mayınlı araziden geçerek soluklanması 

lazımdı.Mayınlı araziden önce eşekler geçer baba..kimse eşek olmaz istemez.. 

sende istemezdin baba..ama onlara ihtiyaç var.. ben eşek’im diyemedim..tepkinden 

korktum..serttin baba,hemde çok serttin..ama bir o kadar da yufka yürekli 

olduğunu ancak 34 yaşımda anlayabildim.. hani bir gün çok kızdığında elimi 

yanaklarına getirip seni öpmüş sevmeye başlamıştım.Sende başını omzuma 

koymuştun..İşte o zaman çok şaşırmıştım..Dağ gibi adam..Seninde bir dağa 

ihtiyacın varmış..seninde sevilmeye ihtiyacın varmış..Meğer ben,arkamda sen 

varken mücadelemi rahat yapıyormuşum..Baba olduğunuzda anlarsın diyordu ya 

hep..Doğru söylemişsin!Çocuk okuldan veya bakkaldan 56 dakika geç gelse 

hafakanlar basar beni..Hele sarılıp öptüklerinde beni çocuk gibi sevinirim..Sen 

baba sen..

Mermilerin havada uçuştuğu..Bombaların patladığı..Ve eve gelemediğim zamanlarNe 

yaptın? Silahla önün kesildiğinde..Sorulduğumda..Ağabeyim benim yüzümden 

karakola alındığında.. Kız kardeşim polis otosunda dövüldüğünde..Evi polis ve 

jandarmalar her bastığında..

Vurulduğumda.. 110 gün, göz altında işkencede kaldığımda..10 yıl 28 gün 

bensizliğe nasıl dayandın?O nasıl “yürek” öyle..İnşallah genetiksel olarak bana 

da geçmiştir.

Yoksa işim var Baba…

Asena.Börteçine ve Gökbörü büyüyor..

Hey! Sungurlar kazan fabrikasının usta başısı Mevlüt Usta!demirlere şekil veren 

adam..

Kim bilir gizli gizli, için için nasıl ağladın..

Hayata bizim için istediğin bir sanatı olsun.Kimseye muhtaç olmasın.Kendi 

ayakları üzerinde Kurt gibi dursun.

Sanatım oldu ama… Sana faydası olmadı Baba.. 7 çocuğun 2 numarası senin yükün 

yerine..

Memleketin yükünü yüklendi.. Ülkemizin üzerine kara bulutlar çöktüğünde sessiz 

kalamazdım..ve kalmadık.. haykırdık:”Ne Amerika,Ne Rusya,Ne Çin..Her şey Türk 

için..”

Türk’e göre Türk tarafından..diye.Sadece kendimize değil,aleme nizam 

dedik.Vurulduk.

“Kanımız aksada zafer İslam’ın “dedik.”Savaşımız vurguncu düzenedir”dedik..

Meydan da görecektin beni baba kaçmadım!işkencede görecektin satmadım!

İtiraf yasaları önümüze konup;seç bakalım ya hürriyet ya dar ağacı 

dediklerinde,hürriyet tabursine tekme vurup,dar ağacını seçtik baba..Seni 

utandırmadım..Başını öne eğmedim Baba..Yalçın kayalar kadar sert..Ama bir o 

kadar kalbi pamuk olan adam..

Benim Babam Mevlüt usta.

Şimdi seni daha iyi anlıyor,o büyük yüreğinden bir parça istiyorum.Dayanabilmek 

için..Ayrıldın gittin rahmeti rahmana..16 yıl oldu..arkamızda dağsız koskoca 16 yıl.

Ruhun şad,mekanın cennet olsun.

oğlun cafer Cafer Yaylan 

{Not Bu yazı 2001 yılında kaleme alınmiştir..}

Babalar günün de tüm babalara özellikle "ülkücü baba"lara ithafen..

Cafer YAYLAN