"TEŞKİLAT BENİM".
6 yıldır Mamak askeri ceza evinde MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında
yargılanıyorum..Savunmalara anca sıra geldi.Sıra bana geldiğinde;şahsımızda Türk
milliyetçiliği sanık sandalyesine konulmak isteniyor,şeklinde söze
başladım mahkeme sözümü kesip elimdeki dilekceyi istiyor.Babam görüş gününde;oğlum mutaalada bari siyasi savunma yapma dedi.Görmüyormusun baba
bu mahkemede biz değil fikrimiz yargılanıyor diyorum o ise ;
Oğlum bunlar,yani sizi yargılayanlar milliyetçi olsalar sizi
yargılarlarmı?:diyor.
Devir asker devri..
Bana emekli hakim albay avukat tutuyor.Çaslışıyor kazanıyor.Kazandığını getirip
veriyor 7 çocuklu adam…
Savcı mutalaada tekrar idamımı istiyor.Mahkeme ise 24 yıl 5 ay ceza
veriyor.Emekli hakim albay’da sökmedi..Kafaya konmuştuk bir defa..Cezayı
aldıktan sonraki ilk ziyarette üzüntüsünü belli etmemek için teselli bile
etmiyor beni.Sadece kendine iyi bak,bekliyoruz seni diyor.10 yıl 28 gün
bekliyor.
Tahliye oldugumda Bursa özel tip cezaevinin kapısından almaya geldin vermediler beni sana..
Doğru dürüst sarılmamıza izin bile vermediler.Doğru 1. ordu uçak savar
tabur komutanlığına yani askere..Fazla durmadım orda..Geldim..Dışarısı
karmakarışık..
Koca koca dava adamları(!) ANAP’ta ,Doğruyol’dalar.Dün bize ülkücülük,dava
adamlığı seminerleri verenler orda burada siyaset yapıyorlar.. Bazıları çok
yorulmuş(!)Dinleniyorlar.Bazıları Balkonda, bazıları 3-5 kişiyi yanına toplamış mafyacılık(!)
oynuyor.
Rahmetli Türkeş ise 6 yıl içerde kaldıktan sonra ve siyasi yasaklar kalktığında
MÇP’ye genel başkan oluyor.1987 ilk seçimlere giriyoruz mensubu olmakla şeref
duyduğumuz uğruna bedel ödediğimiz milletimiz bize %2 oy veriyor.Türkeş ise
yılmıyor,küsmüyor.İlk günkü gibi çalışmasına kaldığı yerden devam ediyor.
Babam bana bakıyor.ne yapacağım diye.Aslında ne yapacağımı biliyor.Bir an önce
başımı bağlamak istiyor,olmuyor..Ağzına kadar mobilya dolu dükkanı
gösteriyor,burayı çalıştır kendini idare et diyor,yine olmuyor..
Oğlu ise Fatih Ülkü Ocaklarını kurmuş lise ve üniversite önlerinde dolaşıyor.Eve
gelmiyor.Tavrı ve davranışları 12 Eylül öncesini
çağrıştırıyor..
Kızıyor..
Küsüyor..
Olmuyor..
Olmuyor..
ve patlıyor..
Ne yapıyorsun oğlum sen?
Baba az bir işim kaldı teşkilatta tamamlıyayım..
Ne teşkilatı oğlum?
Bilmiyormusun baba,uğruna yıllarca yattığım ölümlere gidip geldiğim…
Dediğimde adeta patlıyor;
Ne teşkilatı ulan teşkilat benim!
Ben geldim yıllarca peşinden,avukatını ben tuttum,nereye gitti isen ben
geldim.anneni kardeşlerinide ben gönderdim.Hem nasıl teşkilatmış o..Adam gibi
gelip geçmiş olsun bile demediler sana.Sen hala teşkilat diyorsun..Teşkilat
benim,ben…
Dediğinde,o eğilmeyen başım eğilmiş.
Ben,kimse bana geçmiş olsun desin diye ülkücü olmadım diyemedim…
Tam tersi!
Senin gibi olsunlar istiyordum..Bakma bugun dağınık göründüğümüze..Kolay değil
içerde dışarıda çarpışmak 300 yıldır.Kötü giden Türk’ün makus talihini
değiştirmek diyemedim..Tam her şey normale döndü derken bir kahpe Eylulde gece
yarısı boynumuza urgan geçirdiler…Uzak uzak ülkelerden seferden dönen ordu
gibiydik…Çok yorgunduk baba çoook..Pes edemezdik..Yenilmezlik vardı
ruhumuzda..Bir an önce ordunun mayınlı araziden geçerek soluklanması
lazımdı.Mayınlı araziden önce eşekler geçer baba..kimse eşek olmaz istemez..
sende istemezdin baba..ama onlara ihtiyaç var.. ben eşek’im diyemedim..tepkinden
korktum..serttin baba,hemde çok serttin..ama bir o kadar da yufka yürekli
olduğunu ancak 34 yaşımda anlayabildim.. hani bir gün çok kızdığında elimi
yanaklarına getirip seni öpmüş sevmeye başlamıştım.Sende başını omzuma
koymuştun..İşte o zaman çok şaşırmıştım..Dağ gibi adam..Seninde bir dağa
ihtiyacın varmış..seninde sevilmeye ihtiyacın varmış..Meğer ben,arkamda sen
varken mücadelemi rahat yapıyormuşum..Baba olduğunuzda anlarsın diyordu ya
hep..Doğru söylemişsin!Çocuk okuldan veya bakkaldan 56 dakika geç gelse
hafakanlar basar beni..Hele sarılıp öptüklerinde beni çocuk gibi sevinirim..Sen
baba sen..
Mermilerin havada uçuştuğu..Bombaların patladığı..Ve eve gelemediğim zamanlarNe
yaptın? Silahla önün kesildiğinde..Sorulduğumda..Ağabeyim benim yüzümden
karakola alındığında.. Kız kardeşim polis otosunda dövüldüğünde..Evi polis ve
jandarmalar her bastığında..
Vurulduğumda.. 110 gün, göz altında işkencede kaldığımda..10 yıl 28 gün
bensizliğe nasıl dayandın?O nasıl “yürek” öyle..İnşallah genetiksel olarak bana
da geçmiştir.
Yoksa işim var Baba…
Asena.Börteçine ve Gökbörü büyüyor..
Hey! Sungurlar kazan fabrikasının usta başısı Mevlüt Usta!demirlere şekil veren
adam..
Kim bilir gizli gizli, için için nasıl ağladın..
Hayata bizim için istediğin bir sanatı olsun.Kimseye muhtaç olmasın.Kendi
ayakları üzerinde Kurt gibi dursun.
Sanatım oldu ama… Sana faydası olmadı Baba.. 7 çocuğun 2 numarası senin yükün
yerine..
Memleketin yükünü yüklendi.. Ülkemizin üzerine kara bulutlar çöktüğünde sessiz
kalamazdım..ve kalmadık.. haykırdık:”Ne Amerika,Ne Rusya,Ne Çin..Her şey Türk
için..”
Türk’e göre Türk tarafından..diye.Sadece kendimize değil,aleme nizam
dedik.Vurulduk.
“Kanımız aksada zafer İslam’ın “dedik.”Savaşımız vurguncu düzenedir”dedik..
Meydan da görecektin beni baba kaçmadım!işkencede görecektin satmadım!
İtiraf yasaları önümüze konup;seç bakalım ya hürriyet ya dar ağacı
dediklerinde,hürriyet tabursine tekme vurup,dar ağacını seçtik baba..Seni
utandırmadım..Başını öne eğmedim Baba..Yalçın kayalar kadar sert..Ama bir o
kadar kalbi pamuk olan adam..
Benim Babam Mevlüt usta.
Şimdi seni daha iyi anlıyor,o büyük yüreğinden bir parça istiyorum.Dayanabilmek
için..Ayrıldın gittin rahmeti rahmana..16 yıl oldu..arkamızda dağsız koskoca 16 yıl.
Ruhun şad,mekanın cennet olsun.
oğlun cafer Cafer Yaylan
{Not Bu yazı 2001 yılında kaleme alınmiştir..}
Babalar günün de tüm babalara özellikle "ülkücü baba"lara ithafen..
Cafer YAYLAN