YALAKA VE SEVENLERİ LOKALİ

Misafir Yazar fatihten@gmail.com

"YALAKA VE SEVENLERİ LOKALİ "

Halk arasında; Söz getirip götüren, söz taşıyarak arabozan,dedikoducu,boş boğaz,sırnaşık,iki yüzlü, şaklaban, arsız, dalkavuk, yüzsüz, onursuz, omurgasız olarak bilinse de insanlık tarihinin en eski mesleklerinden biri de yalakalıktır. 

Her devirde müşterisi olan, değerli bir mal gibi iyi para etmiştir 

Günümüzde "Gözünü budaktan, sözünü dudaktan esirgemeyen" insanların giderek azalıyor olması,yalaka ve dalkavuk enflasyonunun yaşandığının açık belirtisidir. 

Yalakalık, "kula kulluk etmektir." Güçlüye, iktidar erkini elinde bulundurana biat etmek, "bende"si olmaktır. Kulluk ve kölelik milletimizin genlerinden gelmektedir. Öyle olmasa başlarında yıllarca padişah bulundurmazlardı. 

Her insan yalakalık yapamaz. Fıtrat meselesidir. Fıtratında yoksa istesede yalaka olamaz, "Ak'ım derken, b.k'um der" yerli yersiz söz ve davranışlarda bulunur. "Varsın hayat yalakaların olsun, ben onuruma paha biçtirmem" diyen insanın yapacağı iş değildir. Necip Fazıl KISAKÜREK'in deyimiyle; 

"Bazı insanlar alçak gönüllüdür,

Bazı insanlarda alçak olmaya gönüllüdür"

Bir de bunların yanında,"Yalaka Sever" yöneticiler vardır. Kimi yöneticiler yalakalığa çanak tutarlar. Bunlar özverili, iktidarı seven ve özgüvenli !!! insanlardır. 

Psikolojik olarak kaygılı insanlardır. Mahiyetindeki insanların kendisi hakkındaki duygu ve düşüncelerini öğrenmek isterler. Eğer bunlar olumsuz ise "Istikbal" kaygısıyla önlem almak isterler. Ve mahiyetindeki çalışanlarının bu kaygısını azaltmasını beklerler. Ve bu yüzden etrafında yalaka personelin olmasını yeğlerler. 

Bu yöneticiler; "Narsist" kişiliğe sahip olduklarından dolayı, kendilerini sürekli pohpohlayan bu yalaka kişilere itibar eder ve onları sürekli yanlarında bulunmasını isterler. Böylece iş hayatlarında bir yere gelebilmek veya işlerini koruyabilmek içi bu insanların yardımına ve yol göstericiliğine gereksinim duyarlar. Bu tür yöneticiler;

"İşin eğrisi doğrusu fark etmez

Soytarılık yapılmazsa rast gitmez

Marifetim yoktur say say bitmez 

Pohpohlayacak yalakam nerde" diye etrafında yalaka arayan yönetici tipleridir.

Yalakaların bu dünyada tek sevdikleri;"Şahsi Menfaatleri"dir. Onlar, rant elde edebilecekleri yöneticileri iyi tanırlar. Onlar her ne kadar, mesai arkadaşlarının yanında, yönetici hakkında atıp tutsalar da, onlar bunu nabız yoklama faaliyeti olarak lanse ederler ve yöneticinin yanında sevimli,sempatik, iyilik sever bir sevgi pıtırcıkları olurlar. Öyle ki; önünü sonunu düşünmeden, yöneticilerine yaranmak için, "kasabın bıçağını öven koyun" veya "öküzün yalakası kasabın bıçağını yalarmış" durumuna düştüklerinin farkına bile varamazlar. Onlar için;

"Sözü muhalif yaman mı yaman

Yönetici hakkında vermez aman

Yanında ise durur el pençe divan 

Kraldan çok kralcıdır yalaka" sözü yakışır.

Yalakalık bir sanat'tır. 

Yalaka ise bu sanatı en iyi oynayan bir tür " orta oyunu" oyuncusu veya meddah'dır. Tek fark orta oyuncuları gösterilerini kahve köşelerinde veya tiyatro sahnesinde sergilerken, yalakalar işyerlerinde oynarlar. Çoğu zamanda bir orta oyunda "pişekar'ın, sıkça da " İbiş" in durumuna düşerler. Ve onlar, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilme yeteneğine sahiptirler. Onların en büyük özelliklerinden birisi de insan da olmayan vasıfları çok iyi bilmeleri ve kullanmalarıdır. Onlar için söylenecek sözlerden biride; "Hadi ordan dalkavuk, önüne katmışsın bir kaç hödük" olsa gerek.

Yalakalar, aynı zamanda "hin" gibi fırsatçı ve beceriklidirler. 

Yöneticinin geliş-gidiş saatlerini çok iyi takip ederler ve her nedense hep "tesadüfen" karşılaşıp, ayak üstü "günaydın-iyi akşamlar" dileklerini esirgemezler. Yönetici yanlışlıkla hal-hatır sorar ise, bir "anchorman" edasıyla işyerindeki haberleri "az sonra" merakı uyandıracak şekilde "flaş haber" olarak vermeli ihmal etmezler. 

Yalakalar, yönetici ortalıkta dolaşırken beş saatlik işi beş dakikada, yönetici ortalıkta yoksa beş dakikalık işi beş saatte yapacak kadar da beceriklidirler. 

Ayrıca "Ak ile aklanacak, kara ile karalar bağlayacak" kadar duyguları rant'a çevirme ustasıdırlar. Bu onlar için "normal" bir durumdur. Çünkü mertçe, gerekirse mücadele ederek almak yerine "sıcağı sıcağına olursa olur", "fırsat bu fırsat" diyerek rant elde etmek onlar için en kolay yoldur. Bu kişiler olsa olsa ;

" Sinsi ve kurnazdırlar, işi hinliktir

Planlar kurar, şeytan yanında hiçtir

Kuzu postu içinde bin tilki'dir 

Menfaat için bin deve göçürür"

Yalakanın dini, İmanı olmaz.



Yöneticinin, dini onların dini, meşrebi onların meşrebi, içtiği onların içtiği, fikri onların fikri, kısaca yönetici ile aynı çanaktan yiyip içiyorlardır. Yalaka için, yalaka seven yöneticinin gittiği yol zaten onun ebedi ve ezeli yoludur. 

Amaçları uğruna düz yolu dolambaçlı hale getirip, sonra da doğru yolu kendileri bulmuş gibi kendilerine paye çıkaracak kadar da iyi bir satıcıdırlar. 

Ne yazık ki bu insanlar sayesinde ülkemiz açık "yalaka ve sevenleri lokali"ne dönmüştür. Ve böylesi ortamlarda İmam Gazali'nin deyimiyle; "Layık olmadan devlet makamına atananlar; Astlarını ısırır, üstlerine kuyruk sallarlar."

Sizler bu yazının ışığında etrafınızı göz ucuyla süzerken, İSTİKLAL ŞAİRİMİZ Mehmet Akif ERSOY bu insanları ( yalaka ve yalaka sevenleri) "RİYA" şiirinde şöyle edebileştirmiştir.

Sofuluk satıyorsun elinde boy boy tesbih

Çevrende dalkavuklar tapınır la teşbih 

Sarık cübbe ve şalvar hepsi istismar 

riya

Şekil yönünden sanki hepsi Ömer devri güya

Herkes namaz oruçta hepsi sözünü dinler

Zikir kur'an sesinden yerler gökler inler 

Ha bu din İman takva inanki hepsi yalan

Sen onları kendine taptırırsın vesselam 

Derdin davan hepsi kendi nefsi saltanatın

Şimdilik putu sensin tapılan menfaatin



FİLİZ KAYHAN