ÜLKÜCÜ DAVAYA KIYMAK;
ÜLKÜCÜ DAVAYA KIYMAK;
TÜRK MİLLETİNİN NAMUSUNU PAZARA SÜRMEKTİR.
Vatan bizim sevdamız,
İdam sehpaları Burağımız,
Darağaçları ise sır'atımızdı.
EY ÜLKÜCÜ GENÇ!
Başbuğ’umuzun ölümünden sonra yetim kaldın!
Ülkücü diyebileceğimiz ne bir lider, ne de siyâsi bir parti var!
En acı olanı ise;
Türk milliyetçisi, ülkücü kalemler makam ve menfaatin önünde diz çöküp, şereflerini dünyalık kırıntılara değiştirerek alçaklıkta sınır tanımadılar.
''Yandı yürekler yandı- Yağan kar ile sönmez- Milyonlar bir ağızdan- Diyor başbuğlar ölmez'' ve dahası ''Irmağının akışına ölürüm Türkiye'm'' diye söyleyip çalan Ozanlar vardı. Bir zamanlar adam bilip değer verdiğimiz bu Ozanlar şimdi ''önlerine atılan bir avuç mısıra kanıp'' ötmeyen birer ibiksiz horoz oldular.
Anla artık!
Aldatıldık,
Sahipsiz bırakıldık,
Yüzümüze gülündü saraylara pazarlandık.
Bilge ne yapıyor?
Ne yapacak ki; Türk milliyetçilerinin ve ülkücü camianın BALGAT TRAFOSUNDA toplanan enerjisini (elektriğini) yer altına döşediği gizli bir ara kablo ile AKP’ye taşıyıp, 20 yıldan beriye AKP’nin, son birkaç yıldan beriye ise AKSARAY’ın ampullerini yakmakla meşgul.
Milli, insani ve İslâmi derinliği olan MHP, ne yazık ki bu derinliğinden mahrum edilerek sığlaştırılıp, Türk ve devlet düşmanı, kan- soy ve iman özürlü sürtük bir takım kepâzelerin dillerinde alay konusu haline getirilmiştir.
Vatan sevdamız,
İdam sehpaları Burağımız,
Darağaçları sıratımızdı.
Devrin cellâtlarınca idam edilen ülkü devlerinin ayaklarının altlarındaki sehpalar, üzerilerinde ki ülkü devlerini cennete taşıyacak kanatlarını açmış birer BURAK'TAN farksızdılar.
İdamları için çatılan darağaçları ise; mahşer günü onların cennet yolundaki Sıratları olacaktır daha kolay geçebilmeleri için.
Onlar, Türk milletine Allah'ın birer mübarek armağanıydılar.
Kendilerini Türk milletine adamışlardı.
Ruhlarını İslâm'ın potasında eriterek, Türklük gurur ve şuuruyla peşinden koştukları kutlu davanın birer çerisi olup Allah'a yürüdüler.
Ülkücüleri, onların kutlu davalarını, millete adanmışlıklarını, sevdalarını görmezden gelerek, böylesi bir gençliğin aleyhinde konuşan her kim olursa olsun, nankördür, şerefsizdir, namussuz ve alçaktır.
GÜNÜMÜZÜN GENÇ BOZKURTLARI!
Eşref-i mahlûk olduğunun şuurundan hareketle, Cenab-ı Hakk`ın nizamını yeryüzünde hâkim kılmak gibi yüce bir idealin gerçekleşebilmesi uğruna, bin yıldır İ`LA-YI KELİMETULLAH ÇİZGİSİNDE, maddi ve manevi bütün imkânlarını seferber eden YÜCE TÜRK MİLLETİNİN şerefli bir ferdi olduğunu sakın unutma!
VE SAKIN ŞUNU DA AKLINDAN ÇIKARTMA Kİ;
Sen vatanını sevip, devletinin bekası ve milletinin namusu uğrunda mücâdele verdikçe, seni çekemeyen kahpe dölleri sana insafsızca saldırarak her türlü karalamada bulunacaklardır.
Gün gelip pusu kurup sana kurşun sıkacaklar,
Gün gelip sana kalleşçe darağaçları kuracaklar,
Çoğu kez ise acz içinde arkandan havlayacaklardır.
Sen bu kutlu yolda yürürken, bu itlerin havlamalarını ciddiye alarak sakın yolundan geri kalma.
Sen Bozkurtsun!
Çanak yalayıcı besleme ve kıslama köpeklerin ardın sıra havlamaları senin şanındandır bunu iyi bil ve ardın sıra havlayan itlerin havlamaları senin moralini yükseltsin. Zira bir Bozkurdun ardı sıra en az kırk köpek havlamalı ki o bozkurt essahtan bozkurt olsun.
Yazımın başlığında söylediğim gibi;
Şehadetler üzerinde hayat bulan ve 10 binlerce dulu, yetimi, bağrı yanık babası, gözü yaşlı anası bulunan ÜLKÜCÜ DAVAYA KIYMAK, böylesine kutsal bir davayı Saraylara peşkeş çekmek Türk milletinin namusunu pazara sürmektir.
ORHAN KILIÇOĞLU