AFOROZ EDİLEN BİLİM ADAMI

Şerif Simavi simavi48@gmail.com

Az çok mürekkep yalayan herkes bilir ki,

bir zamanlar İslâm dünyasında İbn. Sinalar,

Farabiler, İbn. Rüşd ve Kindiler yaşıyordu. 

Bu adamlar fizkte, tıpta, astronomide....

dev adımlar atarak İslâm dünyasına

parlak bir ufuk açmışlardı.

Buhara, Semerkant, Bağdat, Şam, Konya, Bursa 

ve İstanbul gibi önemli bilim merkezleri vardı.

Dünyanın yuvarlaklığı ve belli bir yörüngede döndüğü,

ekvatorun çevresi bu güne yakın bir rakamla biliniyor

ve bu bilgi tartışma götürmez bir gerçekti.

İçimizde dünden habersiz olan ve:

“ İslâm dünyası neden geri kalmış.

Elin oğlu ayda cirit atıyor, biz yayayız 

ve birbirimizle boğuşuyoruz….”

diyenlerimiz az değil maalesef.

“Neden geri kalmışız?” Sorusu, gerçekten 

üzerinde durulması gerekli bir soru. 

Ama Batı’nın tarih boyunca parlak

bir dönem yaşadığını sanmak;

İslâm dünyasının da hep geri kaldığını düşünmek,

hele hele bu geri kalışa dinimizin yol açtığını iddia etmek

bizim cehaletimizden kaynaklansa gerek.

Dünün Avrupasında “Dünya dönüyor” dediği için

idam sehpasında sallandırılan Galile’den, 

yazdığı eserden dolayı aforoz edilen Kopernik’ten

haberi olmayanların, dünden bugüne akıp giden

tarihsel süreci bilmeyenlerin, bu tarz bir düşünceye

sahip olmaları gayet doğaldır.

Bu bağlamda Kopernik’i (1473-1543) hatırlayalım isterim. 

O, Polonya’nın Torun kentinde zengin bir ailenin

çocuğu olarak dünyaya geldi. 

Uzun süren bir öğrenim döneminden geçti.

33 yaşındayken Frauenburg Katedrali rahipliğini 

üstlenmek üzere ülkesine döndü.

1543 yılındaki ölümüne dek, teoloji, matematik 

ve fizik gibi çeşitli bilim alanlarında çalışmalar yaptı. 

O dönemin Ortaçağ gökbilim düşüncesine göre; 

yıldızlar, gökyüzünde çakılı ve dönen birer küreydi.

Dünyamız da, bu kürenin merkezinde sabit bir

konuma sahipti ve dümdüzdü. Çevresinde Ay, 

Güneş ve gezegenleri taşıyan iç içe

bir dizi kristal küme bulunuyordu. 

Bu, “Tanrısal bir düzen” idi. Böylece insan,

evrenin merkezinde olma onurunu taşıyordu.

Kilisenin bir adamı olan Kopernik,

kilisenin geliştirdiği bu düşünceye büyük bir

darbe vurarak karşı çıkıyor

ve şöyle diyordu:

- Gezegenleri taşıyan gök küreleri, dünyanın değil; 

Güneş’in çevresinde dönmektedirler.

- Dünya, kendi ekseni çevresinde günlük, Güneş’in çevresindeyse yıllık dönüşler yapar.

“Göksel Kürelerin Hareketi Üzerine” adlı eseri,

basılmak üzereyken Kopernik hastalandı. 

Ailesi ve dostları, ölmek üzere olan Kopernik’e,

son gününde yeni basılan kitabını gösterebildiler.

Gelin görün ki, onun ölümünden sonra, bu kitap

kilise tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı.

Eser, 1882 yılına kadar kilisenin yasakladığı 

kitaplar arasında yer aldı.

Sizler ne dersiniz?