BİR BAYANIN İTİRAFLARI"""
Aşağıdaki cümleler benim değil;
Bir bayan yazarın(S.M.)'nın yazısından alıntıladığım bazı cümleler.
Meselâ diyor ki:
“Romantizm baskısı diye
erkekler üzerinde ciddi bir baskı var.
Bu da bence erkekleri değersizleştirmenin
ve düşmanlığının bir parçası…..
Bu devirde erkeksen ve romantik değilsen
öl daha iyi. Adam değilsin.
Eskiden adamlığın ölçüsü, yiğitlikle, güvenle,
erkeğin ailesine sahip çıkması ile ölçülürdü.
Şimdi ne kadar romantik olduğun ile ölçülüyor.
Evlilik öncesi başlıyor...
Nasıl evlenme teklif ettin?
Pastadan yüzük çıktı mı?
Gökyüzüne onun adını yazdırdın mı?
Kimsenin aklına gelmeyen bir şey yaptın mı?
Herkesin içinde yere diz çöküp yalvardın mı?...
(….)
Karın mı?
Onun bir şey yapmasına gerek yok.
Kadın olması ona yeter.
O her halükarda haklıdır.
Ev işi yapmayabilir,
isterse seninle yatmayabilir,
özgürdür, istediği gibi gezebilir, çalışabilir,
hiç bir şeyde senin onayına ihtiyacı yoktur.
Güçlüdür ayaklarının üstünde durur.......
Ayrıca kocaya hizmet etmek gibi
bir mecburiyeti de yok.
Sen ona hizmet etmek zorundasın.
O bir azizedir, ona tapman gerekiyor.
Kanunlar ondan yana,
seni şikayet ederse, sen kesin suçlusun,
şahit bile aranmaz...........................
Medya ondan yana. Kadınsan haklısın.
Bütün kadınlar dört dörtlük ve mükemmel;
erkekler ise onların kıymetini bilmeyen odunlar. (!)
Erkekler: Modern çağın köleleri.
Ne yaparlarsa yapsınlar
kadınları mutlu edemiyorlar.
(….)Feminizmin başarısı mı desek,
... bilmiyorum.
son yıllarda başta batı ülkeleri olmak üzere
erkekler üzerinde kuvvetli bir baskı
ve sindirme politikası uygulanıyor.
Hem kanunlarla hem medya baskısı ile
hem de toplum vicdanında. ........"
Kötü olduklarına artık erkeklerin çoğu da inanmış durumda. Erkekler artık erkek olmaktan dolayı utanacak duruma geldiler. Medya vasıtası ile kadınların yükseltilen beklentileri, erkekler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş durumda.
Erkekler dizi ve filmlerdeki yakışıklı, zengin, romantik, süper kahramanlarla yarışmak zorunda. Sanki erkeklerin dünyaya geliş amacı kadınları mutlu etmek içinmiş gibi bir algı oluşturuldu. Fakat her gün değişen ve artan beklentiler yüzünden kadınlar bir türlü mutlu olamıyorlar.
Dindar erkeğin medyanın dayattığı romantik davranışlara ihtiyacı yok. Mü'min erkek zaten nezaketlidir. Önce Allah rızası için, yuvasında muhabbet için eşinin gönlünü hoş etmeye çalışır.
Eğer karısına gül getirecekse bunu romantik olmak için değil, bir mümini sevindirmenin Yaradan'ı sevindirmek olduğunun bilincinde yapar ve buna en çok en yakınındaki eşinin layık olduğunu bilir. Zaten gül gönülden gelmiyorsa karşıdakine sadece dikeni ulaşır.
Erkeklerin üzerindeki bu romantik olma baskısı erkekleri olumsuz olarak etkiliyor. Erkeklerin çoğu da kendilerini kadınları mutlu edemeyen odunlar olarak görmeye başladı. Bu onları daha mı iyi yapıyor? Hayır. Daha kötü yapıyor. Hem kadınlardan hem kendilerinden umutlarını kesiyorlar. Suçluluk psikolojisi kişide öfke yapar. Öfke de kişiyi doğru düşünemez hale getirir.
İnsan başarılı olduğuna inandığı sürece gayrete gelir. Oysa medya erkeklere romantik olmadıkları ve başarısız koca oldukları konusunda psikolojik baskı yaparak kadınların gözünde erkekleri değersizleştiriyor.
Yazı bu minval üzre devam ediyor.
Bilmem ki ne dersiniz?
Leylalar veya Havvalar mı
yoksa Âdemler mı?
Kim haklı kim haksız?