BİZİM BAHÇEMİZ NEREDE?

Şerif Simavi simavi48@gmail.com


Emperyalizm, bazı bahçeleri çöle döndürürmüş.

Ya da kendi zevkine uygun bahçeler oluştururmuş.

Meselâ, bir İNGİLİZ, bir de FRANSIZ bahçesi varmış.

İngiliz bahçesinde her bitki tamamen doğalmış;

Yani İngiliz, girdiği ülkenin inanç ve kültürüne hiç dokunmazmış.

Ama Fransız Bahçesi öyle değilmiş. 

Fransız yöntemiyle oluşturulan bahçe,

elindeki biçme makinasıyla beğenmediği her yeşilliği,

her fidanı doğrayıp geçen katil bir bahçıvanın

oluşturduğu bir bahçe gibiymiş.

Bu yöntemle emperyal güçler,

işgal ettiği coğrafyanın, kültürel kaynaklarını,

medeniyet havzalarını, tek tek biçer doğrar 

ve sonra da çölleşmeye terk edermiş.

Bu gün de, küresel emperyalizmin yöntemi böyleymiş.

Meselâ mı? 

Meselâ; Afganistan, Mısır, Irak, Suriye 

ve benzeri İslam coğrafyalarında bahçeler, 

bu yöntemlerle çölleştiriliyormuş.

Önce öpüyorlar, sonra da ısırıyorlar.

Onlar şimdi çölleştirme faaliyetlerini

VESAYET SAVAŞÇILARINA yaptırıyorlar.

Onların çölleştirme faaliyetlerine karşılık

Bizim bir bahçe formülümüz olmalı değil mi?

Bizim bahçenin fidanları, emperyalizmin bahçelerinde

yetişmiş olanlardan olmamalı.

Bizim bahçenin bitki örtüsü, dış laboratuvarlarda

genleriyle oynanmış GDO’lu tohumlar olmamalı.

Bizim bahçenin bitki örtüsü, kendi suyumuzla,

kendi toprak ve güneşimizle 

beslenmeli ve yetiştirilmelidir.

Bunun kavgasını yıllar önce 

Merhum Âkif ve Tevfik Fikret vermişti.

Akif’imizin bahçesi, ASIM’larla bezenmişti.

Fikret’in Bahçesi ise Haluk’larla.

Akif’in bahçesi, havası, suyu ve bitki örtüsüyle 

tamamen yerli ve milli olan bir bahçe.

Tevfik’in ise, Batı’ya gidip,

oralarda kilise suyu ile beslenip,

tamamen o havaya adapte olan bir bahçe.

27 Aralık bu gün. Akif’imizi bir de 

bu yönüyle hatırlamak istedim.

Ruhu şad, mekanı cennet olsun.