DÜNÜMÜZE DAİR (3)

Şerif Simavi simavi48@gmail.com

DOSTLARIM!
Merhum Abdülbaki Gölpınarlı Hoca’nın (Ö. 1982)
“İstanbul Konuşması” diye bilinen yazıdan
paylaşıma devam edelim mi??
Diyor ki Merhum Hoca:
(Bir Çeşit Ezan Vardı)
Ürküten, can alan, uyuyanı uyandıran ses yoktu.
EZAN, namaz kılmayana bile
bir “RUH SÜKÛNU” ydu.
Bir müzik vakfesi…
Bir huşu anıydı…
Sabah salası “dilkeş-i haveran’dan,
Ezanı ise “SABA”dan…
Öğle, ikindi, yatsı ezanları,
önce hazırlanmış makamlardandı.
Akşam ezanının ise
bambaşka bir ahengi,
bambaşka bir dokunuş tarzı vardı…
Mahalle KAHVESİNİN
bir çeşit VAZİFESİ vardı.
Bir çeşit içtimai toplantı yeriydi orası.
Her sabah işine giden oraya uğrardı…
Herkes birbirleriyle bir kere daha görüşürdü.
Hasta yoksulun iyaline,
kimsesiz kadının haline
orada çare aranır, bulunurdu.
Doktor yollanırdı…
İlaç alınırdı…
Kömür gönderilirdi.
Para toplanırdı.
Bunlar yollanır, gönderilirken de,
yollayanlar, gönderenler söylenmez,
yardım olduğu bildirilmezdi:
“Akrabanızdan biri göndermiş,”
“adını söylemedi,”denirdi....."
DOSTLAR!!
Devletimiz "Sosyal Devlet" olmadan,
Dul ve yetim maaşları, SSK gibi
emekli sandıkları YOKKEN,
Metaliğe (Hoparlör) boğdurulmamış
ezanlarımız VARKEN;
ne güzel değer ve hasletlerimiz varmış değil mi??..
Ne dersiniz???