HAKİKAT BOĞULMASIN

Şerif Simavi simavi48@gmail.com

Yıllar önce okuyup da etkilendiğim

bir şiiri not almışım. Paylaşmak istedim.

Bu dizelerle, Bursa Kadısı 

Mevlâna Şemseddin-i Fenari’nin

Yıldırım Bayezid’e mahkemede seslenişi dillendirilmiş.

"Uzundur" demeyip, okuyalım mı?

“Benim malım bin defa akar da su yerine,

Haramın gölgesini düşürmem üzerine.

Bu postun üzerine kapanıp da secdeye

Kaç kere fecre kadar yalvardım “Rabbim!” diye:

Rabbim, bana kuvvet ver! Rabbim bana ilham ver!

Bana doğru yol göster! Bana haklıyı göster!

Secdeye kapanıp ak pak olmuş başımla,

Kaç kere bu postu ben yıkadım gözyaşımla.

Bana ışık ver Rabbim, hakikat boğulmasın,

Hak dileyen ellere zincir vurulmasın.

Senin lütfun olmazsa bu yükü taşıyamam,

Adaletin sustuğu bir yerde yaşayamam.

İznik’te bir çobanın çalınmışsa bir koyunu,

Ben bulmaya mecburum çobandan evvel onu.

Söğüt’te bir çiftçinin kaybolursa bir malı

Onu herkesten evvel benim elim bulmalı.

Hâin güçlü olsa da, sırtı yere gelmeli,

Haklı olan zayıfın üste çıkmalı eli.

Adalet boy atmazsa ülkenin toprağında,

Her evin baykuş ötse lâyıktır saçağında.

Çeşmelerden kan akar soğuk sular yerine,

Göklerden ateş yağar toprağın üzerine.

Ben böyle üzerine titrerim milletimin,

Farkı yok nazarımda bir beyle bir yetimin.

(Rıza AKDEMİR)