HAREM DÜNYA İSTERKEN HARAM BİR DÜNYAYA DÜŞTÜK

Şerif Simavi simavi48@gmail.com

Harem ve Haram birbirine fonetik olarak çok yakın kelimeler değil mi?
Ama anlam bakımından aralarında dağlar kadar fark varmış.
Harem, can ve mal güvenliğinin tam anlamıyla sağlandığı
Huzur içinde yaşanan ülke demekmiş.
Fakat insanoğlu kendi cinsine bu dünyayı zindan eylemiş.
Bu, dün böyleydi, bu gün öyle, yarın da öyle olacağa benziyor.
Milyar dolarlar yatırarak silahlanıyoruz, kan döküyoruz, savaşıyoruz.
Ve insanlar; çoluk çocuk, oradan buraya, o ülkeden bu ülkeye savruluyor.
Dün Balkanlardan, Kafkaslardan milyonlar böyle savruldu.
Doğup büyüdükleri köylerini, şehirlerini terk etmek zorunda kaldılar.
Alın teriyle edindikleri mallarını mülklerini bırakıp göçmek zorunda kaldılar.
Melekler, tarih ötesinden bizim bu vahşetimizi,
negatif yönümüzü görmüşler miydi acaba?
Hani Rabbimize şöyle demişlerdi ya:
“ (Allah’ımız!) Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken,
orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?”
Ve Allah da onlara:
“Sizin bilmediğinizi ben bilirim buyurmuştu.”
Ve Allah istiyor ki, bizler bu dünyayı kendi ellerimizle Haremleştirelim.
Ve O, bu dünyayı yaşanılır hale getirme görevini bize vermişti.
Ve O istedi ki, bizler kendi ellerimizle kendimizi tehlikeye atmayalım.
Ve O, bizlere kendi evini (Beytullah’ı) örnek gösterdi;
Kâbe’nin çevresinde can ve mal güvenliğinin çiğnenmesini HARAM kıldı.
“Tıpkı burası gibi, tüm dünyayı HAREM yapın,” buyurdu.
Ve O, bu dünyanın nasıl HAREM yapılacağının yollarını da gösterdi.
Ve biz ise bir takım ideoloji ve izmler uğruna dünyamızı kendimize zindan eyledik.
Ve biz, bu dünyada bir kısım hemcinslerimize mutluluğu HARAM eyledik..
Çıkarlarımız uğruna KAN içiciler ve kan dökücüler olduk.
Eyvah ki eyvahlar olsun!
Ne dersiniz?