İKİ PEYGAMBERİN DİYALOĞU

Şerif Simavi simavi48@gmail.com

Rivayet edilir ki, bir gün Hz. Yahya (a.s.) ile

Hz. İsa (a.s.) yol üzerinde karşılaşırlar.

Her zaman olduğu gibi, Hz. İsa,

gülen yüzlü, beşuş çehrelidir. İçinin mutluluğu

Yüzünden okunmaktadır. Hz. Yahya’nın ise

yüzünde bir kırgınlık, mahzunluk ve hüzün

yansımaktadır muhatabına. O güzel gözlerin

bakışlarından bir ümitsizlik ve karamsarlık okunmaktadır.

Derken bu iki mübarek insan selam ve musafahadan sonra,

başlarlar ayak üstü sohbete:

- İsa! Seni öyle görüyorum ki, sanki Allah’ın gazabından,

azabından eminsin. Her daim neşeli ve yüzün güleçtir..

Hz. İsa cevap verir:

- "Doğru söylersiniz efendim. Ben de sizi her zaman

Allah’ın lütfundan, rahmetinden ümidinizi

kesmiş bir halde görüyorum. Sanki Rabbimizin

fazlını, keremini, ihsanının unutmuş gibisiniz.

Her zaman korkulu, her zaman endişelisiniz."

Bu iki güzel elçinin hangisinin haklı ve

doğru yolda olduklarını belirlemek için

Melek Cebrail imdada yetişir.

Selam verir ve Allah’ın vahyini bildirir onlara.

Der ki:

“….. Âdemoğlunun benim katımda en iyi ve

yüce olanı, hakkımda zannı iyi olanıdır.

Kulum beni nasıl düşünüyorsa ben öyleyim…”

Galiba tasavvufta yaygın olan

iki kavramı unutmamak gerekiyor.

O kavramlar: “HAVF ve RECA’dır.

Yani hem ümid, hem de korku arasında

dengeli bir hayat yaşamak…

Ne dersiniz???