KÜRSİSİNİ PAYLAŞMAYAN ALLAH'A HAMD OLSUN

Şerif Simavi simavi48@gmail.com





Benim de Koca Şair’in dizeleriyle

Şöyle seslenesim geliyor içimden:

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! 

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:”

Haykırmak, yazıp çizmek kolay da,

işin sonunda bir de dayak yemek

veya ÜSTÜ ÇİZİLMEK var.

İşte bunu teyit eden bir anekdot.

Ünlü âlim Muhammed b. Cerir et-Taberî (Ö.312) ,

Bir gün kıssacı(hikâyeci, hurafeci) bir vaizi dinler.

Adam, Allah'ın bir Kürsi'sinin olduğunu

ve bu kürsinin hemen yanında 

Hz. Muhammed'e (s.a.s.) de 

bir kürsî yarattığını anlatır cemaatine; 

hem de ballandıra ballandıra anlatır.

Bilge adam Taberi, hurafeciye itiraz eder 

ve sonra da, evinin kapısına bir yazı asar:

"




Benim de Koca Şair’in dizeleriyle

Şöyle seslenesim geliyor içimden:

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! 

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:”

Haykırmak, yazıp çizmek kolay da,

işin sonunda bir de dayak yemek

veya ÜSTÜ ÇİZİLMEK var.

İşte bunu teyit eden bir anekdot.

Ünlü âlim Muhammed b. Cerir et-Taberî (Ö.312) ,

Bir gün kıssacı(hikâyeci, hurafeci) bir vaizi dinler.

Adam, Allah'ın bir Kürsi'sinin olduğunu

ve bu kürsinin hemen yanında 

Hz. Muhammed'e (s.a.s.) de 

bir kürsî yarattığını anlatır cemaatine; 

hem de ballandıra ballandıra anlatır.

Bilge adam Taberi, hurafeciye itiraz eder 

ve sonra da, evinin kapısına bir yazı asar:

"KÜRSİSİNİ PAYLAŞMAYAN ALLAH'A HAMD OLSUN!!" 

Sen misin bunu yazan ve böyle düşünen!

Yığınlar, bu âlime hasım olmakla

ve dahi evini taşlamakla yetinmez;

bir daha dışarıya çıkamasın diye 

kapısının önünü taşlarla doldururlar.

Aman dikkat, kalabalıklar ve holiganlar, 

doğruyu, hakikati bulmaktan alıkoymasın bizi.

Ve dahi, “sırat-ı müstekîm”den uzaklaştırmasın.

Ne dersiniz?



 





 



!!" 

Sen misin bunu yazan ve böyle düşünen!

Yığınlar, bu âlime hasım olmakla

ve dahi evini taşlamakla yetinmez;

bir daha dışarıya çıkamasın diye 

kapısının önünü taşlarla doldururlar.

Aman dikkat, kalabalıklar ve holiganlar, 

doğruyu, hakikati bulmaktan alıkoymasın bizi.

Ve dahi, “sırat-ı müstekîm”den uzaklaştırmasın.

Ne dersiniz?