MİNARELER FERYAD EDİYOR
DOSTLARIM!
“KUL HAKKI” “ HUKUKULLAH”
yani “ALLAH HAKKI;
Hayvan Hakkı, gibi bazı kavramlarımız
vardı bizim bir zamanlar..
Bir çoğunu unuttuk bunların maalesef..
Bir de “ TABİAT HAKKI” yani “Doğa Hakkı” vardı.
Onu da unuttuğumuz için
hayatın akışı bozuldu..
Tadımız, tuzumuz kalmadı..
MUTSUZ BİR DÜNYADA yaşar olduk.
Toplumlar huzursuz,
Mevsimler isyanda.
Mabetler de cemaatsizlikten
şikayet etmekte. Kent Minarelerinin feryadı ise bir başka..
Onlar şöyle diyorlar:
“ Çevremi beton yığını gökdelenlerle doldurdunuz.. Eskiden şerefelerimden okunan ezanlar dalga dalga semalara yayılırken şimdi kale duvarları gibi gökdelenleri diktiniz etrafıma. Artık insanlara sesimi duyuramaz oldum.
Kendinize göre buna çare buldunuz güya; gövdemi delik deşik ederek hoparlörlerle kuşattınız etrafımı.
Bir de, onlardan çıkan seslerin volümünü ayarlamasını bir türlü beceremediniz. Kulakları patlatırcasına çıkan bu çağrılarımdan insanları
şikâyet ettiriyorsunuz. Bir yandan: EZANLAR DİNMESİN, BAYRAK İNMESİN, " diye bağırıyordu uz; bir yandan da, benim, SALATA, FELAHA olan çağrılarımı tesirsiz hale getiriyorsunuz. Oysa bir zamanlar, müezzinlerin şerefelerimden SABA makamından okuduğu ezanlarla SEHER VAKTİNDE, kuş seslerinin arasında müminler, aşk ve şevkle bana doğru koşarlardı.. Yataklarında mışıl mışıl uyuyan çocuklar, benden gelen sesle uyanırlar, huşu ile ALLAHÜEKBER diye Tekbir sesini dinlerlerdi.
DOSTLARIM!
Selatin Camilerin minareleri de ayrı bir feryad içinde. Onlar da çağın insanına küskün ve sitemkâr. Diyorlar ki:
“Sadece bize özgü olan çifte ve üç şerefeyi TAŞRA minarelerine taşıdınız. Üçyüz, beşyüz senedir beni ayakta tutan taşlarımı delik deşik ettiniz. Üç hoparlör yerine yedi, sekiz, adet dev hoparlörü gövdeme monte ettiniz.
Nedir bu cehalet? Nedir bu magandalık? Sizin, tarihe, geleneğe hiç saygınız yok mu? Evet, evet, onlar da böyle feryat ediyorlar.. Biz de diyoruz ki:
“Geliniz, minarelerin bu feryadını duyalım.
Çağrılarına icabet edelim.
Salata ve FELAHa koşalım..