MUHAMMED SESİ KULAĞIMA GELİNCE
DOSTLAR! Aşağıdaki satırlar merhum Yahya Kemal'in "Ezansız Semtler" adlı makalesinden bir bölüm.
" Dört sene evvel Büyükada'da oturuyordum, bayramda bayram namazına gitmeye niyetlendim, fakat frenk hayatının gecesinde sabah namazına kalkılır mı?
Sabah erkenden uyanamamak korkusu ile o gece hiç uyumadım.
Vakit gelince abdest aldım, Büyükada'nın mahalle içindeki sâkit (sessiz) yollarından kendi başıma câmiye doğru gittim. Vaiz kürsüde vaaz ediyordu. Ben kapıdan girince bütün cemaatin gözleri bana çevrildi. Beni, daha doğrusu bizim nesilden birini, câmide gördüklerine şaşıyorlardı. Orada o saatte toplanan Ümmet-i Muhammed, içlerine bir yabancının geldiğini zannediyordu.
Ben, içim hüzünle dolu, yavaş yavaş gittim. Vaazı diz çöküp dinleyen iki hamalın arasına oturdum. Kardeşlerim, Müslümanlar, bütün cemaatin arasında yalnız benim vücûdumu (varlığımı) hissediyorlardı. Ben de onların nazarlarını hissediyordum. Vaazdan sonra namazda ve hutbede onların içine karışıp, Muhammed sesi kulağıma geldiği zaman gözlerim yaşla doldu. Onlarla kendimi yek-dil, yek-vücud olarak gördüm.
O sabah, o Müslümanlığa az âşinâ Büyükada'nın o küçücük camii içinde, o şafakta aynı milletin ruhlu bir cemaati idik.
Namazdan çıkarken kapıda âyândan Reşid Âkif Paşa durdu. Bayramlaşmayı unutarak elimi tuttu: "Bu bayram namazında iki defa mes'udum. Hamdolsun sizlerden birini kendi başına câmiye gelmiş gördüm! Berhudâr ol oğlum, gözlerimi kapamadan evvel bunu görmek beni mütesellî etti!" dedi.
(...) Yanındaki eski adamlar da onun gibi tebrik ettiler. Bu basit hâdiseden pek samimi olarak haz duydular. O sabah gönlüm her sabahtan fazla açıktı.
Biz ki, minareler ve ağaçlar arasında Ezân seslerini işiterek büyüdük. O mübârek muhitten çok sonra, ayrıldık. (Ama) Biz böyle bir sabah namazında 'anne millete yine dönebiliriz. Fakat minaresiz ve ezânsız semtlerde doğan, frenk terbiyesiyle yetişen (...) çocuklar dönecekleri yeri hatırlamayacaklar!...."
NOT: Bu paragraflar, yazar S. Çakırgil'in bir makalesinden alıntıdır..