NAMIK KEMAL VE ODA ARKADAŞI
Derler ki, Büyük vatan şairimiz Namık Kemal’in,
mahkûmiyet yıllarında hapishanedeki oda arkadaşı
bir köylü vatandaş olmuş.
Geceleri uzun olan bir gündüzün akşamında,
şairimiz yazdığı bir şiiri büyük bir heyecanla
okumaya başlamiş.
Şiir bittiğinde bir de ne görsün;
Oda arkadaşı hüngür hüngür ağlamaktadır.
Koca şair, okuyup yazması dahi olmayan
bir köylüyü duygulandırıp ağlattığına göre,
iyi bir nazım döşendiğini düşünür,
kendi kendine iftihar eder,
ama sormadan da edemez:
- Niçin ağlıyorsunuz? der.
Köylü cevap verir:
- Efendim, şu lambanın ışığı ile
duvara vuran sakallı gölgeniz var ya.
O görüntü bana köyümdeki keçimi hatırlattı da,
onun için gözyaşı döküyorum.
Ahhh! Ne çok severdim onu.
Ne kadar özlediğimi bir bilseniz onu.”
Hikâye ne denli doğrudur bilmem.
Bizler de bu sanal âlemde yazıp çizerken
Güller Gülü’nün tavsiyesini unutmamalıyız değil mi?
O güzel Peygamber şöyle buyurmuşlar:
“İnsanlarla anlayabilecekleri seviyede konuşunuz.”
Bunu başarmak zor bir iştir ama becerebilmek için
Gayret etmemiz gerekir değil mi?