NİÇİN TEHIYYAT DUASI OKUYORUZ?
Böyle bir soru gördüm sanal dünyada.
Ben de soruyu bir bilene sordum.
Ve şöyle bir cevap aldım o bilenden :
“Evlat, dedi. Öncelikle şunu ifade edelim ki,
dinler NORMATİFTİR, yani kural koyucudur.
Bu duayı namazda okuma kuralını da,
bize peygamberimiz öğretmiştir.
“Hikmeti nedir,” diye düşününce diyebiliriz ki:
“İbadetlerimizi ihlas ve huşu içinde yaparsak,
makbul ve sanki terapi niteliğinde ibadet yapmış oluruz.
Huşu demek, söz ve davranışlarımızın,
Dikkat ve zihnimizin aynı noktada odaklanması demektir.
Bizler de, namazda bir noktaya odaklanırız; Rabbimize.
"Namaz Mü'minin miracıdır," müjdesini
ruhen ve bedenen yaşamaya çalışırız.
Nasıl mı??
Meselâ;
Ettehıyyatü duasını okurken
Miraç hadisesini yaşayan
ve Cenabı Hakkın huzurunda diz çökmüş duran
Sevgili Peygamberin yanı başında oturduğumuzu düşünelim.
Allah ve Resulü arasındaki şu diyaloğa kendimizi teksif edelim.
Peygamber (s.a.s), Rabbine dua ediyor ve diyor ki:
“Allah’ım! Dil ile beden ve mal ile yapılan
tüm ibadetler Senin içindir.”
Rabbimiz onun bu duasına cevap veriyor:
“Ey Peygamber! Selamım, rahmet ve bereketim sana olsun!”
Bencil değil; her zaman diğerkâm düşünen Peygamber cevap veriyor:
“Rabbim! Selam, bize ve Senin tüm iyi kullarının üzerine olsun!”
Namaz kılan bizler de Yüce peygamberle birlikte
aynı sözleri tekrar ediyor ve sonunda diyoruz ki:
“Şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur.
Ve yine şahadet ederim ki, Muhammed,
O’nun kulu ve Resulüdür.”
Ve “EVLAT" diyerek devam etti BİR BİLEN:
“Hanefi mezhebine göre, namazların son oturuşlarında
Ettehıyyatü duasını okuyacak kadar oturmak, farzdır.
Bu duayı okumak ise vaciptir. Yani okunmazsa,
namazın sonunda “sehiv secdesi” yapmak gerekir.
Günde beş kez, defalarca bu duayı okumak
ve kendimizi böylesi bir ortama ışınlamak,
güzel insanları yad edip onlara selam göndermek,
özlenen ve hoş bir ruhsal terapi değil midir?
Rabbimizin huzurunda olmak,
Peygamberinin yanında bulunmak,
iyi kullarıyla selamlaşmak,
kirli bir dünyanın kahrını çeken bizler için,
azmimizin, kararlılığımızın artmasına vesile olmaz mı?
İyiye, güzele, kemale doğru tırmanmak için
çabalayan bizler için;
oluklarının birinden kir, diğerinden nur akan dünyanın
nuruna, aydınlığına odaklanan bizler için,
güç, kuvvet ve moral kaynağı değil midir?”
Bir bilen, işte bu sözler ve sorularla
cevapladı benim sorumu.
Sizler ne dersiniz?