SIRADIŞI BİR DERVİŞ (2)

Şerif Simavi simavi48@gmail.com

O, ilginç bir dervişti. Çocukluğunda 

pehlivan olmaya özenmiş, ama

afacan, büyüyünce Neyzen olmuştu.

“Hiç ve Azab-ı Mukaddes” adlı eserleriyle

Hicivde hatırı sayılır 

bir şair olduğunu kanıtlamıştı. 

O, neyinden de, ne şiirinden de, 

çıkar ve alkış beklemeyen adamdı.

Hem entelektüel, hem halk adamıydı.

Sıradan insanlar da, paşalar,

sultanlar da onun dostuydular..

Ve o, “kedilerin sarayı” olarak nitelediği 

evinde de, sokakta da hayvanlarla dosttu.

Bir arife günü bayramlık elbiselerle donattığı

fakir fukara çocuklar da onun dostuydu.

Bazen bir kütüphaneye postunu atıp

aylarca kitap okuyan adamdı.

Merhum Âkif de, bu sıradışı ADAM’ın

Can mı can bir dostu ve sırdaşıydı.

İşte o CAN DOST, ta Mısır’dan 

bu sıradışı adam için

DERVİŞ AHMETşiirini yazmıştı. 

Bu şiirde üç bin dört yüz defa

tövbe edip de tövbesini bozan

Neyzen’in ruh hali şiirleştirilmişti.

Derviş Ahmed şiiri, Neyzen’in şahsında

alkol düşkünlerine de bir hiciv ve eleştiriydi.

Derler ki, bir alkolik için en kolay şey, bırakmaktır.

Ama en zor olan da, onunla yüz yüze gelince içmemektir.

İşte Derviş Ahmed “şiirinde, bu, en kolay olanla

en zor olan şey dillendiriliyor.

Nasıl mı???

Dilerseniz bu soruyu,

gelecek paylaşımda cevaplayalım...