TENCERE DİBİN KARA
“Anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde.”
Böyle demiş Ziya Paşa amcam.
Sağ olsaydı, bu gün de Batı dünyası için
söylerdi bu sözleri herhalde.
Avrupa, bize hep örnek gösterilir değil mi?
“Dürüst, şeffaf, katılımcı, çoğulcu,demokrattır..
Uygar, hukuka saygılıdır Avrupa” denilir..
Oysa Avrupanın başka özellikleri de varmış.
Üç yıl önce bu gün AB Komisyonu,
Avrupa’daki yolsuzlukların
dizboyu bir seviyeye ulaştığını açıkladı.
O denli bir yolsuzluk ki, bunların
AB ekonomisine maliyeti, yıllık 120 milyar euroya ulaşmış.
AB Komisyonu’nun içişleri konularındaki yetkili ismi
Cecilia Malmström'ün, 2014 başında yaptığı açıklamalara göre
AB vatandaşlarının üçte ikisi,
ülkelerinde yolsuzluğun yaygın olduğuna inanıyormuş.
Ve AB ülkelerinde rüşvet gün geçtikçe artıyor ve yaygınlaşıyormuş.
Hazırlanan rapora göre İtalya’da
yolsuzluk ve rüşvet, yılda 60 milyar Euro imiş.
Avrupa Birliği’nin bir de (OLAF)’ı;yani,
yolsuzluk ve kaçakçılıkla mücadele bürosu varmış.
Avrupa polis teşkilatı Europol ise
sayıları 3 bini bulan organize suç örgütlerinin
çok gelişmiş ağlara sahip olduğunu belirtmiş.
Derler ki, şayet bir karşılaştırma yapılsa,
Türkiye’nin yolsuzlukları,
Batı’ya göre devede kulak kalırmışmış…
Aslında kokuşmuş bir dünyada yaşıyoruz, değil mi?