UYKULARIMIZIN DÖRT KATİLİ VARMIŞ
Uzmanlar derler ki, EN SAĞLIKLI uyku,
geceleyin karanlık bir ortamda alınan uykulardır.
Ama gelgelelim bu sağlıklı uykularımızın da katilleri varmış.
Bu seküler çağda bunlar dörtlü bir çete imiş:
Kapitalizm, işret âlemleri, Tv. Dizileri
ve kaygılarımız, yani gam ve kederlerimiz.
Bunlara interneti de ilave edebiliriz.
Şu vahşi kapitalizm var ya, onun acımasız uygulamaları,
bizim fıtratımızı alt üst ediyormuş.
Onu iyi tanıyalım. " Daha çok üreteceğim,
daha çok tükettirip daha çok kazanacağım," derken,
bizleri her tarafı tuzaklarla dolu bir hayatın içine atmış.
Şairin dediği gibi:
“Öyle bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.”
Evet, çalışmak, üretmek, israfa kaçmadan
ürettiklerimizi tüketmek ne güzel; ama bu,
fıtratımızı, yaratılış yasalarımızı, sağlığımızı bozmadan güzeldir.
Saat Kulelerine Niçin Saldırdılar?
Vahşi kapitalizm, bir zamanlar, daha çok kazanabilmek için
çağdaş kölelerini, günün 16 saatinde fabrikalarda çalıştırdı. Kentlerin meydanlarına dev saat kuleleri inşa edildi;
işçiler işlerine geç kalmasınlar, zamanında işe gelsinler diye.
Ama bıçak kemiğe dayanınca isyan eden işçiler,
ilk önce bu saat kulelerine hücum ederek kapitalizme karşı öfkelerini söndürmeye çalıştılar. Tarumar ettiler saatleri ve kuleleri. Ettiler etmesine de, kapitalistlerin iştahlarını ve hırslarını
kıramadılar bir türlü. Kapitalizm başka bir usul geliştirdi:
GECE VARDİYALARI..
Kapitalizmin görevi, hedefe ulaşabilmek için durmadan
yeni yollar keşfetmekti. Çünkü onlara bu yolu açan,
fikir babaları Adam Smith idi. O, ta 1776 yılında yazdığı
“Milletlerin Zenginliği” adlı kitabında onlara şöyle diyordu:
“Bu yol (kapitalizmin yolu), insan ruhunun köklerinde var olan
BENCİLLİK VE AÇGÖZLÜLÜK ilkesine dayanır.
İlk bakışta bu yol, her ne kadar ahlâken bir düşüklük gibi görülse de, toplumsal fayda açısından yararlı bir yoldur.
Çünkü insan, bencil çıkarları peşinde aç gözlüce koşarken
piyasalar ve ekonomi canlanır ve bu sayede bolluk gelir.”
Görüyorsunuz, aç gözlülüğümüzü tatmin etmek, ilerlemek ve daha çok üretmek adına heba edilen gece uykularının temeli böyle dinamitlendi. Eh, “kahrolası dünyada evlad-ü ıyal var” diyen garibanlar da onların bu dinamitleriyle hayatlarının berhava edilmesine rıza gösterdiler.
Bunun yanında bir de, gece âlemleri var. Para babaları bu sektörü de geliştirdiler. Bu mekânlarda çılgınca uygulanan eğlence ve işretler de gece uykularının katili oldular.
Ya gam ve kederlerimize ne demeli. Gelecek kaygılarımız, takıntılarımız, sonu gelmez emellerimizi tatmin edemeyişimiz, fındıkkabuğunu doldurmayacak şeyleri sorun haline getirmemiz. Bunlar değil midir uykularımızın katilleri. “DUVARI NEM, İNSANI GAM yıkar” dememiş midir atalarımız. Evet, bunları da, sağlığımız ve mutluluğumuz için hayatımızdan atmamız gerekmez mi sevgili dostlar?
Kalın sağlıcakla…