Vatikan’ın bağrına bastığı Dalay Lama
O Çocuk
O çocuk, Tibet’in Amdo ilinde çiftçilikle geçinen 16 çocuklu bir ailenin, 5.si olarak dünyaya gelmişti. Ailesi ona, Tenzin Gyatso adını verdi. Ama gün geldi o, Dalai Lama oldu. Nasıl mı?
Budizmde, Dalai Lama inancı vardır. Dalai, “engin deniz, okyanus” demekti. Lama ise, “ bilge” anlamına geliyordu. Onlara göre, İlk Dalai Lama, 1474’te ortaya çıkmıştı. 14. Cüsü ise 1935 yılında bu dünyaya gözlerini açmıştı. İşte Tenzin, o çocuktu.
Ve O çocuk 2 yaşında iken rahipler tarafından bulunup yetiştirilmişti. Çünkü o, Tibet’in son Dalai Lama’sıydı. Öyle yoğuruldu, öyle yetiştirildi ki, daha 16 yaşında iken ruhani lider oldu.
Çin ordusu, Tibet'i işgal etmişti. O da, Hindistan başbakanı Nehru’nun daveti üzerine Himalaya dağlarını aşarak 31 Mart 1959’da Dharamsala’ya yerleşti…
Orada bir hükümet kurdu. Adına da, "Sürgündeki Tibet Hükümeti" dedi. Binlerce Tibetli mülteci ile birlikte 6 milyon Tibetli'nin lideri olarak ülkesini buradan yönetmeye başladı. Artık O, hem ruhani lider, hem devlet başkanı ve politik liderdi. .
İşgalci Çin’in, onbinlerce Tibetliyi katletmesine rağmen, o, tam 9 yıl pasif direnişlerle karşı koydu. Arkasında da, kendisine destek veren ABD ve Avrupalı devletler vardı. Destek olarak, yanına üniversite öğrencilerini, film yıldızlarını da almıştı.
Ve gün geldi, uyguladığı politikalar nedeniyle ona 10 Aralık 1989′da Nobel Barış Ödülü verildi.
Din Ve Uzakdoğu
Dünyamızda ilginç dinler, mezhep ve inanç sistemleri mevcuttur. Bazılarında fıtrata aykırı kurallar mevcuttur. Meselâ, Fıtratın ihtiyaçlarına rağmen, evlenmemek, et gibi bazı temel gıdaların yenmesini yasaklamak gibi.
Meselâ, zulmün karşısında sessiz kalmak, yüzünüze atılan şamarın diğer yanağınıza da atılması için başınızı çevirmeyi öğütlemek gibi. Her türlü taciz zulüm ve saldırılara karşı pasif direnmeyi salık vermek gibi…
Meselâ, bu dünyaya bir kez değil; defalarca gelinebileceğini; her gelişte bir öncekine göre daha temiz ve erdemli gelindiğine yani reenkarnasyona imanı telkin etmek gibi.
Fıtrata uygun olmayan bir din veya düşünce sistemi, pek çok sapkınlığı da beraberinde getirir. Gerçek ve ilahi bir dinin kuralları fıtrata uygun olmalıdır. Gerçekçi bir dini hayatın, gerçekçi bir inanç boyutu, ibadet ve ahlak boyutu olmalıdır. Aksi takdirde, birtakım emperyal güçler fıtrata aykırı olan dinleri kendi amaçları doğrultusunda kullanabilir.
Dalai Lama’yı Kilise Bağrına mı Basmıştı?
Derler ki, bazı devletler geleceğe dair kısa vadeli planlar yapar, bazıları 50, bazıları 100 bazıları da 500 yıllık planlar yapar. Böyle uzun vadeli plan yapanlardan biri de Vatikan’dır. Papa II. Jan Paul, papalık döneminde kendisine 20 tane kardinal seçer. Bunlara ilaveten iki tane de Hristiyan ve Katolik olmayan kardinal seçer. Bu ikisinden biri de Dalai Lama’dır.
Merhum Aytunç altından ölmeden önce bir iddiada bulunmuştu. O da şöyleydi:Aytunç altından ölmeden önce bir iddiada bulunmuştu. O da şöyleydi:
Papa 2. John Paul, 21 Şubat 1998'da sessiz sedasız bir atama yapmıştı. Bu atama ile Papa, neredeyse 100 yıldır uygulanmayan bir “Papalık hakkını” kullanmıştı. Vatikan terminolojisinde “in pectore” diye bilinen bu uygulamaya göre Papa, seçtiği 20 kardinaline ek olarak iki de “in pectore” yani gizli kardinal atamıştı. Bu iki kardinal “Kilise'nin bağrına bastığı gizli evladı” olmuştu.
Gizlice atanan bu kişilerin kim oldukları, Papa dâhil sadece 7 kişi tarafından biliniyordu. Yine geleneğe göre Papa'nın bu şahısların kimliklerini ölümünden önce açıklaması gerekiyordu. Ama açıklamadı..
Yazılanlara göre bunlardan birinin, Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki bir din adamıdır. Diğerinin de Ortadoğu'da Müslüman bir kral veya bir cemaat lideri olduğu iddia edilmeye başladı.
Ve bu iddialara bakılırsa Çin’deki o din adamı, 2011'de gerçekleştirilen kongrede görevinden kendi isteğiyle istifa eden Dalai Lama idi.
Papanın ölümünde Lama’nın Papa için söylediği şu sözler, kilisenin onu bağrına bastığının kanıtı gibi sanki. Evet, cenazede o şöyle diyordu: “''Barış adamı olan Johannes Paul ile bizi birbirimize bağlayan pek çok bağ vardı. Her ikimiz de komünizm altında açı çektik'' (2 Nisan 2005, Radio Vatikan)
Hakkında yazılanlar
Dalai Lama Hakkında çok şeyler yazılıp çizildi. Birkaç örnekle yazımızı sonlandıralım:
''Dalai Lama öldükten kısa süre sonra, bir çocuk olarak yeniden dirildiği için, rahipler konseyi onun yeniden dirileceği çocuğu detaylı bir törenle seçiyorlardı. Bu prosedür, rakip ailelerin çekişmesini devre dışı bırakıyor ve demokratik bir unsur içeriyordu: Her Tibetli bebek, bir yönetici olabilirdi.'' (Paul N. Siegel, Dünya Dinleri ve İktidar, Yordam Kitap, Birinci Basım Eylül 2013, s. 270)
Dalai Lama uzmanı olan Colin Goldner de onun için şöyle diyor: ''Dalai Lama, büyük güçlerin propaganda savaşında yalnızca bir piyondur.''
Alman Süddeutsche gazetesine göre de, Tibet Sürgün Parlementosu’nun CIA'dan yılda 1 milyon 700 bin dolar ödenek aldığı, bizzat Dalai Lama'nın kendisinin de CIA tarafından maaşa bağlandığı ve kişisel olarak yılda kendisine 180 bin dolar ödendiği iddia ediliyordu. (Geldhilfe für den Dalai Lama'', 9 Haziran 2012)
Ve İşte ilginç bir portre…