Bostanların Yıkımı Devam Ediyor

İstanbul BŞ. belediyesinin kiracısı konumunda bir asıra yakın ekip biçilen Yedikule bostanları, Kara surları bostanları hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden yıkılıyor. Zilliyet olarak bostan kiracılarının hukuki hakları yok sayılıyor. Evindeki 3 yıllık kiracıyı bir bir zahmet çıkaramaz iken İBB Bu yetkiyi hangi kanundan alıyor, Söylesinde bizde bilelim

Bostanların Yıkımı Devam Ediyor
14 Ocak 2016 - 11:43

Yedikule ve Karasurları önündeki Bostanların yıkımı bu günde devam etti.

 

Hiçbir resmi tebliğin yapılmayarak başlatılan yıkımlar Sivil toplum kuruluşlarının karşı çıkmasına rağmen Zabıta ve yıkım ekipleri geri adım atılmadı .



30 Ailenin ekip biçtiği bostanlarda bu gün 3 baraka daha vahşice yıkıldı, Mukavemet gösteren bostancılar darp edildi.

 



Olayı basın ile paylaşan Fırat Eskicinin yorumunu sizinle paylaşıyoruz.

 

Gönderen: fırat eskici
Merhaba,

Bugün İstanbul surlarında yaşananları görmüşsündür. Ben de yıkımı gündemde olan Mevlanakapı'da oturuyorum biliyorsun. 

 

Bir süredir zaten bostancıların durumu kritikti. Bu sabah da bostanların içinde bulunan barakaların yıkımı söz konusuydu. Suriçi'nde yaşayanlar ve sur dibinde bostanları çekip çevirenler bir arada bostanları, bostancıları savunmaya çalıştık ama başarılı olamadık. 

 

Büyükşehir Belediyesi sabah saatlerinde zabıtayla gelip Mevlanakapı'nın dış tarafında bostancıların kullandığı barakaları yıkmaya başladı. Defalarca sorduk, onca dil döktük bize herhangi bir tebligat ya da karar gösteremiyorlar. 2 barakayı yıktılar. 3'üncüyü yıktırmadık. "Öğleden sonra polisle geleceğiz" diyerek gittiler. 

 



 

Bu arada toparlanmaya çalıştık. Fatih'teki mahallelerden arkadaşlarımızı çağırdık. Milletvekillerini belediye meclis üyelerini aradık. Bostancılarla konuştuk, tanımadıklarımızla tanıştık. Tek derdimiz el birliğiyle tarihi kurtarmaktı. Bostancılar ise hem ekmek paralarını düşünüyordu hem de bostanları. Düşün; hayatını maruldan kazanmış bir insanın gözleri önünde zabıtalar onca mahsulü eziyor. 

 



 

Öğleden sonra polis, zabıta, kepçe, kamyon hepsi bir arada geldi. Bizim beklediğimizin tersine Yedikule tarafından başlamaya kalktı yıkıma. Koşarak Yedikule tarafına geçtik. Yine evrak sorduk. "Karar var mı?" diyoruz. Polis zabıtaya, zabıta amirine, amir belediyeye yönlendiriyor. Belediye telefonlara cevap vermiyor. İstanbul arkeoloji müzesini arıyoruz, sorumlu birini göndereceklerini söylüyorlar oradan da ses yok. 

 



 

Baktık böyle olmayacak biz de giriş yolunu bostancıların kamyonetiyle kapattık. Ancak, ne tarihe saygıları var ne de doğaya. Mahsüllerin üzerinden iş makinası geçirdiler. Ve girdikleri nokta tarihi bizans hendeklerinden biri. 

 

Gidip zabıta amirine anlattım; "Ben restoratörüm. Burası da bizans surlarının hendeği. Buraya giremezsin suç işliyorsun!" 

"Emir kuluyum" diyor başka da bir şey demiyor. 

 



 

İlk bostanın barakalarını yıktılar, ikinciyi de, üçüncüyü de, artık canımıza tak etti. Ben çileden çıktım. Çıkmıyorum, dedim bostandan. Çıkartmaya da hakkı yok zaten ne polisin ne de zabıtanın. İtmeye başladılar, direndik. Sonunda giriştiler benim kasıklarıma tekme, kadın arkadaşlarımıza darp, itiş-kakış...

 



 

Anladık ki durduramıyoruz. Elimizden geldiğince yavaşlatmaya çalıştık. Tavuk kümesini yıkmamaları için yalvardı bostancı bir abi. O sırada iletişim kurabildiğimiz heryerle kurduk ama sonuç yok. Mesai bitiminde de gittiler. Barakaların önemi şurdan geliyor. Bu barakalar, bostancıların kullandığı malzeme, araç-gerecin durduğu barakalar. Burada niyet belli bostanı yok etmek. Geriye birkaç bostan kaldı. Yarın sabah 10:00'a bir çağrı yaptı, bostancılar. 

 



 

Benim anlamadığım şey şu; burası bir çağın kapandığı, bir çağın açıldığı yer. Burası dünya kültür mirası. Ancak gündemlerin yoğunluğuyla açıklanamayacak şekilde, kamuoyu oluşturamadık. Odalar, emek-meslek örgütleri, STK'lar bizimle ilgilenmedi neredeyse. 

 



 

Şimdi bostanlar yıkılıyor, yerine ne yapılacağını kimse bilmiyor.  Yedikule surlarının hemen dibindeki bostanları da yok ettiler. Yeşil alan yapacağız dediler. Kısa sürede Yedikule Konaklarını o tarihi alana usulsüz bir biçimde diktiler. Milyon liralarla satıyorlar. 

 

Burada tarih yok ediliyor. Ve bir avuç insan karşı koymaya çalışıyor. Desteğe ihtiyaç var. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum