Cum. Başk. Erdoğan Bülent Arınç'ı Gözden Çıkardı

AKP’de demrem öncesi fay kırılmaları sürerken Erdoğan’ın başkan olamayacağını anladığı, “partili cumhurbaşkanlığına” yöneldiği, Öcalan’ı 1 Eylül’de serbes bırakma sözü verdiği iddia edildi

Cum. Başk. Erdoğan Bülent Arınç'ı Gözden Çıkardı
25 Mart 2015 - 13:33

Bomba gibi iddia: Erdoğan, Arınçın azledilmesini istedi

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan büyük yolsuzluk iddialarından kendini kurtarmak için tüm ipleri elinde toplamaya çalışmasının AKP’de yarattığı iç savaş büyüyor. Erdoğan’ın kendisini“işimize karışma” yönünde uyaran Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın azledilmesini istediği, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bunu reddedildiği ileri sürüldü. AKP’deki iç savaşla açığa çıkan fay hattındaki kırılmaların sürdüğü belirtilirken Erdoğan’ın başkan olamayacağını anladığı, HDP ve PKK ile anlaşlarak, “partili cumhurbaşkanı” için anayasa değişikliğine yöneldiği, Öcalan’ı 1 Eylül’de salıverme sözü verdiği iddia edildi.

 

Bomba gibi iddiaları Erdoğan’ın eski basın danışmanı olan gazeteci Ahmet Takan gündeme taşıdı.

Takan Yeniçağ gazetesindeki köşesinde, Anayasa’nın 104. ve 109. maddelerinin, cumhurbaşkanına, başbakanın teklifi üzerine bakanların görevlerine son verme yetkisini verdiğine dikkat çeken Takan, 1984’te Maliye Bakanı Vural Arıkan, 1991’de Hüsnü Doğan ve DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde devlet bakanları Sadi Somuncuoğlu ve Abdülhalik Çay’ın azledildiğini anımsattıktan sonra şunları yazdı:

Bu hatırlatmaları bugün olup bitenler için yaptım.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Nevruz bombasıyla başlayan derin depremde Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında  yaşanan önemli ayrıntılara dönmek istiyorum. Arınç, o ağır açıklamada yalnızca Melih Gökçek’e cevap vermiyor Erdoğan’a da çok sert çıkışlar yapmaya devam ediyordu. “Hiç bir akçeli işte adım geçmez” diyordu. Herkesin rutin gördüğü “Ben görevimin başındayım”açıklamasından sonra basın açıklamasını bitirip salondan ayrılırken ekranlara “Yine bu salonda görüşeceğiz ama 7 Haziran’a kadar” sözleri yansıyordu. 

Herkese rutin gibi gelen bu sözlerin ardında Nevruz (Cumartesi) gecesi Kısıklı’da gece yarısı gerçekleşen Erdoğan-Davutoğlu görüşmesinin perde arkası yatıyordu. AKP’de güvenilir kaynaklardan ulaştığım bilgilere göre; Davutoğlu, Kaçaksaray’da  yapılan ilk bakanlar kurulu öncesinde yediği o meşhur ağır fırçanın bir benzerinden o gece de nasiplenmişti.. 

Yine kulislere göre, Erdoğan, Bülent Arınç’ın azlini istemiş Davutoğlu ise buna yanaşmayınca ağır eleştiri almıştı. Arınç’ın,“Davutoğlu bu olayda masum”, “kuklanın arkasındakileri biliyorum” sözleri de buna işaretti. 

AKP’de ittifakla yapılan yorumlar ise “Melih Gökçek çıkışlarını sarayın onayı ile yaptı” şeklindeydi. Zaten dün yaşanan gelişmeler de bunları doğrular nitelikteydi. Davutoğlu’nun azle onay vermemesi ardından Arınç’ın“Görevimin başımdayım” demesi, korkudan dilini yutan“Başbakan”ın tekrar Erdoğan ile ailecek görüştük fotoğrafına sığınması ve  ardından yarım ağızla yaptığı “kimsenin ayrıcalığı yok disiplin kurulları işleyecek” açıklaması yeni fay kırılmalarının da habercisiydi.

Şimdi tekrar Kısıklı’daki zirveden sızanlara dönelim: Erdoğan 2 haftadır harıl harıl çalıştırdığı anketçilerin raporlarını Davutoğlu’nun önüne serdi. “Eriyorsun” dedi ve ekledi:“Habur dönemine döndük, milliyetçi-muhafazakar oylar kaçıyor.” 

Davutoğlu ise, “Efendim bırakın kendimi ifade edeyim, çözüm sürecini izleme heyetiyle sürdürürsek doğudaki oylar bize akar” diye cevap verdi. Görüşmeden hoşnut kalmayan Erdoğan da Melih Gökçek’in düğmesine bastı.

Büyük depremin ardında yatan nedenlerden biri de seçim beyannamesine başkanlık sisteminin yazılması. Parti içindeki Gül’cü ekip direniyor. Davutoğlu da yan çiziyor gibi yapıyor.

Şimdi sıkı durun!.. Tam bu noktada AKP içinde gizli Erdoğan muhaliflerinden duyduğum çok önemli bir iddiayı aktarayım:

“Erdoğan, ‘Davutoğlu ile nereye kadar’ hesaplamalarını yaparken Hakan Fidan’ın adaylığı ile sarsıldı. Çünkü Erdoğan, çözüm sürecini elinden bırakmak istemiyor. Öcalan’ın Dünya Barış Günü’ne denk gelen 1 Eylül 2015’te İmralı’dan salıverilmesini ‘Başkan ya da partili cumhurbaşkanlığı seçilmesi’ şartıyla satın almış durumda. 

"Çözüm süreci inisiyatifini Hakan Fidan’ın kendisinden uzaklaşmasıyla yönetemeyeceğini anlayan Erdoğan, Davutoğlu-Beşir Atalay ekibine karşı tam cephe savaşı vermeye başladı. Erdoğan’ın 7 Haziran seçimleri öncesi Başkanlık için çıktığı turlarda, 'Başkanlık sistemi ve yeni anayasa’ demesi de lafı güzaf... Tek derdi var: 7 Haziran sonrası kendi listesinden seçilen milletvekilleri ve PKK’nın desteğiyle küçük bir anayasa değişikliği yaptırmak. Cumhurbaşkanının bağımsızlığını düzenleyen maddeyi Anayasa’dan çıkartıp‘cumhurbaşkanı partili olabilir’ şeklinde Türkiye’ye partili cumhurbaşkanlığı rejimini getirtmek. O da iş görür... Artık Başkan olamayacağını kendiside biliyor. Erdoğan, partili cumhurbaşkanlığını  ilan etmek için seçime HDP ile girecek olan Kandil/İmralı/PKK/KCK’ya Öcalan’ın 1 Eylül 2015 Dünya Barış Günü’nde Diyarbakır Lice Fis köyünde olacağı sözünü verdi.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum